Küresel ve bölgesel gelişmeleri takip ederken son yıllarda dikkatimi çeken önemli gelişmelerden biri de Türkiye’nin uluslararası toplantılara ev sahipliği yapma konusundaki artan görünürlüğü ve organizasyondaki takdir edilen başarısı oldu. Dünya liderlerini, “Bir araya gelmez” denilen siyasileri, diplomatları, akademisyenleri, iş insanlarını ve uluslararası kuruluş temsilcilerini Türkiye’de aynı masada ya da salonda buluşturmak bana göre yalnızca diplomatik bir faaliyet ya da sıradan bir organizasyon olarak değerlen-dirilmemelidir. Bu gelişmeyi, Türkiye’nin dünyayla kurduğu ilişkinin niteliğini ve uluslararası meselelerde nasıl bir rol üstlenmek istediğini anlamak açısından değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Yaşadığımız çağda her ülke küresel ve bölgesel meseleler hakkında görüş belirtebiliyor, ancak her ülke kendi evinde farklı görüşleri bir araya getirme başarısını gösteremiyor. Her ülke tezlerini savunuyor, ancak her ülke farklı tarafları aynı masa etrafında buluşturarak günün sonunda ortak bir noktada buluşturamıyor. Bugün, Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği uluslararası organizasyonlara bu pencereden bakmak, başarısını görmek gerekiyor.
ÇÖZÜME KATKI SUNABİLECEK ZEMİNLER
Birçokları için mesele organizasyonlara kaç kişinin katıldığı, hangi ülkelerin toplantılarda temsil edildiği gibi nicel göstergelerden ibaret olsa da asıl mesele Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde kendisine nasıl bir alan açtığı, hangi konuları dünya gündemine taşıdığı ve kurulan temaslarla meselelere ne ölçüde kalıcı sonuçlar bulduğudur. Güçlü bir diplomasi olaylar karşısında açıklama yapmak, kalıplaşmış ifadelerle bir kınama mesajı yayımlamak ya da diplomatik temsilciliklerin sayısını artırmak değil, günümüzde güçlü diplomasi olayların çözümüne katkı sunabilecek diplomatik zeminler oluşturmaktır.
Türkiye’nin son yıllarda gelenekselleştirdiği Antalya Diplomasi Forumu’nun, bu açıdan üzerinde durulması gereken önemli örneklerden biri olduğunu düşünüyorum. Bu yıl beşincisi düzenlenen foruma 150’yi aşkın ülkeden 6 bini aşkın kişinin katılması, onlarca devlet ve hükümet başkanı, yüzlerce bakan ve uluslararası kuruluşların temsilcisi Türkiye’nin uluslararası diplomasi alanında oluşturduğu platformun ulaştığı boyutu nicel olarak gösterirken, farklı ülke ve görüşlerdeki devlet ve hükümet başkanlarını, uzun yıllardır çatışma halindeki tarafları, tezleri birbiriyle hiçbir zaman örtüşmeyen uluslararası kuruluş temsilcilerini Antalya’da bir araya getirmek öyle kolay bir iş değil.
Bu tür organizasyonların değeri, kameralara verilen tokalaşma ya da “aile fotoğrafı” olarak adlandırılan görseller veya mesajlar değildir. Bana göre asıl değer, farklı ülkelerin birbirini dinlemesine imkan sağlamak, doğrudan temasların kurulmasında ve uluslararası sorunların farklı bakış açılarıyla ele alınabilmesidir. Burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya diplomasi literatürüne kazandırdığı ve en güçlü temsilcisi olduğu “ru be ru” yani “yüz yüze” diplomasi örneğini çok güçlü görüyoruz. Elbette bir forum düzenleyerek, anlaşmazlıkların çözüleceği beklemek biraz yanlış olur ancak görüşme zemini oluşturmak çözüme giden yolu açmak bakımından önemlidir.
BÜYÜK ÖLÇEKLİ ORGANİZASYONLARI YÖNETEBİLME BECERİSİ
Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de ülkemizin diplomatik gücünün yanı sıra büyük ölçekli uluslararası organizasyonları yönetme kabiliyetini gözler önüne serdi. Dünyanın farklı bölgelerinde güvenlik kaygılarının arttığı, uluslararası ilişkilerin hassas bir dönemden geçtiği böylesi bir süreçte, çok sayıda devlet ve hükümet başkanının aynı çatı altında buluşması Türkiye’nin nasıl güçlü bir koordinasyon ve yüksek düzeyde kurumsal sorumluluk taşıdığını sergilemiştir. Ankara, bu zirveyle uluslararası diplomasinin önemli merkezlerinden biri olduğunu kanıtladı.
Antalya Diplomasi Forumu, 2026 NATO Ankara Zirvesi gibi organizasyonlar kusursuz bir programın yürütülmesinden öte, misafirlerin güvenliğinin sağlanması, kurumlar arasında kesintisiz koordinasyonun kurulması, uluslararası temasların verimli bir ortamda gerçekleştirilmesi gibi parametreler bakımından da oldukça önemlidir.
Türkiye’nin uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini önümüzdeki günlerde daha geniş bir alana taşıyabilecek gelişmelerden biri de Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’dır (COP31).
İklim değişikliği, çevre politikaları, enerji güvenliği, tarım, sanayi, göç ve uluslararası ekonomik ilişkilerin çevre ve iklim üzerine etkilerinin konuşulacağı COP31 gibi kapsamlı bir konferansa ev sahipliği yapmak, Türkiye açısından önemli bir diplomatik sorumluluk ve uluslararası iş birliği fırsatını da beraberinde getirecektir.
TÜRKİYE KÜRESEL MESELELERDE SORUMLULUK ALMAYA DEVAM EDECEK
Bu noktada ülkemizin NATO üyeliği, Avrupa ile ilişkileri, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki iş birliği, İslam dünyasıyla bağları ve Afrika ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler, uluslararası kuruluşlardaki aktif rolleri birlikte değerlendirildiğinde nereden bakarsanız bakın Türkiye’nin diplomatik temas alanı tarihinde hiç olmadığı kadar genişlemiştir. Türkiye artık uluslararası alanda yalnızca gelişmeleri takip eden değil, süreçlere yön veren, sorumluluk üstlenen ve gerektiğinde dünyanın en önemli toplantılarına güvenle ev sahipliği yapan bir ülkedir.
Ankara’dan verilen mesaj açıktır, Türkiye, güçlü kurumsal yapısı, organizasyon kabiliyeti ve diplomatik birikimiyle uluslararası iş birliğine katkı sunmaya ve küresel meselelerin çözümünde sorumluluk almaya devam edecektir.
Bugün ihtiyaç duyulan diplomasi, sorunları yalnızca tespit eden değil, çözüm yolları arayan, ayrılıkları derinleştiren değil, diyalog imkanlarını koruyan, uluslararası gelişmeleri yalnızca izleyen değil, barışa ve iş birliğine katkı sunmaya çalışan bir diplomasi anlayışıdır.
Türkiye’nin uluslararası zirveler ve diplomatik platformlar aracılığıyla geliştirdiği ev sahipliği kapasitesi, bu hedef doğrultusunda değerlendirilebilecek önemli bir dış politika aracıdır. Bu aracın gerçek gücü ise düzenlenen toplantıların sayısından çok, uluslararası ilişkilerde güvenin, iş birliğinin ve somut sonuçların ne ölçüde artırılabildiğiyle ortaya çıkacaktır.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.