Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
27

Bildirimler

Türkiye''nin ''merhamet elçileri''

Cihangir İşbilir00:00, 25/10/2013, Cuma
Yeni Şafak
Türkiye''nin ''merhamet elçileri''

Bugün, dünyanın hemen her yerinde Türkiye''den bir sivil toplum kuruluşu mensubunu görmek mümkün hâle geldi. Bu atılıma, dış politika paradigmasının değişmesi hem alan açtı hem de kuvvet verdi. TİKA gibi kalkınma yardımları yapan resmi kurumları ve Kızılay, Türkiye Diyanet Vakfı ve yüzlerce sivil toplum kuruluşuyla bugün yüzün üzerinde ülkede, binlerce gönüllüsüyle insani yardım çalışmaları yapabilen Türkiye, bu süreçte yaşadığı etkileşim ve kazandığı tecrübeyle hem içe dönük hem de dışa yönelik bir muhasebe ve tahlil imkânı bulmuş oldu.

Dünyada insani yardım miktarı 2010 senesinde ilk defa 20 milyar doları aşmasına rağmen insani felaketlerin çokluğu sebebiyle bu rakam bugünkü ihtiyacın sadece yüzde kırkını ancak karşılayabiliyor. Türkiye de hem resmi hem de sivil kurumları aracılığıyla geçmişe göre ekonomik iyileşme yaşadığı son on yılda insani yardım sahasında artan bir ivmeyle dünya sahnesinde yerini alıyor. 1980''lerde bazı ülkelere gıda yardımı şeklinde başlayan Türkiye''nin insani yardım çalışmaları şimdi hem tüm dünyaya yayılmış durumda hem de nitelik ve nicelik bakımından zenginleşmekte. 2006 yılında 4.179.689 dolar olan Türkiye''nin insani yardımları 2010 yılında 13.879.147 dolar seviyesine çıktı. Dünya Gıda Programı Türkiye''yi bu çıkışı sebebiyle ''yükselen donör'' (emerging donor) olarak niteledi. Kalkınma İnisiyatifleri Kurumu''nun her yıl hazırladığı Küresel İnsani Yardım Raporu''na göre 2013 yılında Türkiye son yıllardaki yükselişini daha da hızlandırdı ve en fazla uluslararası insani yardımda bulunan ülkeler listesinde dördüncü sıraya yükseldi. Ekonomik kriz sebebiyle insani yardım bütçelerini düşüren ülkelerin aksine Türkiye, son bir yıl içinde bu sahadaki bütçesini ikiye katlayarak Gayrisafi Milli Hâsılası''nın yüzde 0,13''üne denk düşen 1 milyar dolarlık yardımda bulundu ve Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Toplantısında sunulan rapora göre ABD, Avrupa Birliği Kurumları ve İngiltere''nin ardından dördüncü sırada yer aldı.

Türkiye''nin insani yardım sahasındaki bu yükselişine paralel olarak, 2016 yılında ilk defa gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler (BM) Dünya İnsani Yardım Zirvesi''ne Türkiye''nin talebiyle İstanbul''un ev sahipliği yapacak olması, son yıllardaki başarı grafiğini taçlandıracak sevindirici bir gelişme.

İNSANİ YARDIM ve YARDIMLARIN İNSANİLİĞİ

''Acil durum halinde veya sonrasında hayatların kurtarılması, acıların azaltılması ve insan onurunun korunması için tasarlanan destek ve hareket'' olarak tanımlanan insani yardım çalışmaları, İkinci Dünya Savaşı''nın akabinde Avrupa''daki yıkım sebebiyle yer değiştiren insanlara yardım sonrası BM tarafından sahiplenildi, süreklilik kazandı ve küresel bir hale geldi. Bu bağlamda bugüne kadar BM İnsani İşler Koordinatörlüğü (OCHA), Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP), Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gibi örgütler ve sadece Filistinli mültecilere yönelik yardımları koordine etmek ve temin etmek için Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) kuruldu.

Bugünden geçmişe bakıldığında ise gerek BM çatısı altında ve koordinasyonunda gerekse bağımsız sivil toplum kuruluşlarınca yapılan insani yardım çalışmalarının verimliliği ve siyasiliği sürekli tartışıldı, insaniliği sorgulana geldi. Meteorolojik felaketler ve âfetler sonucu yapılan insani yardımlar veya çatışma bölgelerine yönelik kampanyalar yürüten kurumların çoğunlukla ''gizli gündemleri'' olduğu veya siyasi kaygılar taşıdıklarına dair kanaatler ve yapılan yardımların muhtaç insanlara ulaşmadan ara basamaklarda erimesi insani yardım çalışmalarının güvenilirliği hakkında tereddütlere sebep oluyor.

TÜRKİYE İNSANİ YARDIMIN ÇITASINI YÜKSELTEBİLİR (Mİ?)

Türkiye, son yıllarda, ekonomik istikrar kazanıp refah üreten bir ülke oldukça insani yardımda âdeta dünya sathında sınır tanımayan bir atılım gerçekleştirdi. Bugün, dünyanın hemen her yerinde Türkiye''den bir sivil toplum kuruluşu mensubunu görmek mümkün hâle geldi. Bu atılıma, dış politika paradigmasının değişmesi hem alan açtı hem de kuvvet verdi. TİKA gibi kalkınma yardımları yapan resmi kurumları ve Kızılay, Türkiye Diyanet Vakfı ve yüzlerce sivil toplum kuruluşuyla bugün yüzün üzerinde ülkede, binlerce gönüllüsüyle insani yardım çalışmaları yapabilen Türkiye, bu süreçte yaşadığı etkileşim ve kazandığı tecrübeyle hem içe dönük hem de dışa yönelik bir muhasebe ve tahlil imkânı bulmuş oldu.

Son yirmi senede birçok ülkede meydana gelen afetler, savaşlar ve Kurban Bayramları vesilesiyle gerçekleştirilen ve özellikle son üç yıldır Suriyelilere yönelik yoğunlaşan kampanyalar Türkiye''nin kriz yönetimi, insani yardım kapasitesi, koordinasyon kabiliyeti ve acil yardım gücünü ve tecrübesini hem test etmesine hem de artırmasına sebep oldu. Kurulan geçici ve sürekli insani yardım platformları, konuyla ilgili yapılan atölye çalışmaları ve konferanslarla Türkiye''nin bu ''yumuşak gücü''nün verimliliği birçok defa çok yönlü olarak masaya yatırıldı.

Batılı ülkelere ve STK''lara kıyasla, tarihi ve kültürel yakınlık sebebiyle daha avantajlı bir konumda olan ve muhatapları nezdinde daha çabuk hüsnükabul görebilen Türkiye''nin insani yardım inisiyatifleri, şayet etkili ve güçlü koordinasyon mekanizmaları kurulabilir ve insani yardım sahasında çalışan kurumların hizmet kalitesini artırmaya yönelik eğitim, kontrol ve denetimler yapılabilirse çok daha başarılı olabilir. Bağımsız ve sivil bir kurum tarafından yapılması gereken denetimler, belirlenecek ''insani yardım endeksi'' ve âkil ve herkesçe kabul görecek isimlerle tesis edilecek bir tür ''tekeffül sistemi'' ve ''heyeti'', insani yardım faaliyetinde bulunacak gönüllü ve profesyonel kadroların eğitimi, sürekli ve geçici eğitimlerin verileceği ''insani yardım akademisi'' türü kurumların kurulmasıyla insani yardım kuruluşlarının ve çalışmalarının kalitesi daha da artırılabilir. İnsani yardımda en ciddi risk ve tehlike ''güven kaybı'' olduğu için, ''sürdürülebilir başarı'' için, olabildiğince popülizmden uzak, şeffaf, hesap verebilir ve adeta kılı kırk yaran bir çalışma sistemi olmazsa olmaz bir şart. Bu tarz standart oluşturacak ve kalite çıtasını yükseltecek teşebbüslerle Türkiye''nin insani yardım kuruluşları sahaya kattıkları heyecanı ve enerjiyi daha da anlamlı hâle getirebilirler.

MERHAMET ELÇİLERİ YENİ BİR TÜRKİYE, YENİ BİR İSLAM DÜNYASI İNŞÂ EDİYORLAR

Türkiye''nin tarihi ve kültürel kodlarına uygun bir saha olan insani yardım faaliyetleri, bilhassa İslam Dünyası ile iletişim ve etkileşimin yakın geçmişte hiç olmadığı kadar artmasına sebep olduğu için orta ve uzun vadede ''inşâ edici'' (constructive) bir etkiye de sahip. Bu anlamda yukarıda dikkat çekmeye çalışılan ''insani yardım kalitesi''nin yükseltilmesi konusunda Türkiye''nin ciddi bir sorumluluğu olduğunu ifade etmek yanlış olmaz. Türkiye''nin ''merhamet elçileri'' yazdıkları ve yaşadıkları hikâyelerle, edindikleri tecrübelerle, yaptıkları yardımlarla ve kurdukları ilişkilerle aslında yeni Türkiye''nin ve yeni İslam dünyasının inşâsına ciddi anlamda katkıda bulunuyorlar.

Geçtiğimiz Kurban Bayramı''nda yüzün üzerinde ülkede kurban kesip yardımda bulunan onlarca sivil toplum kuruluşunun, binlerce gönüllüsüyle, birkaç günde ortaya koyduğu, milyonlarca yoksulun mahzun kalbine neşe ve sevinç serpen küresel iyilik hareketi ve kurulan sevgi ve kardeşlik köprüleri bunun açık bir göstergesi. Bu harikulade başarıyı sürdürülebilir hale getirip dünya insani yardım sahasına Türkiye''nin damgasını vuracak bir kalite arayışı önümüzdeki yılların en çok üzerinde durmamız gereken meselelerinden birisidir kanaatindeyim. Tarihte ilk defa gerçekleştirilecek ve İstanbul''un ev sahipliği yapacağı 2016 Dünya İnsani Yardım Zirvesi''ne bu çalışmaları yaparak hazırlanmak ''Dünyanın Vicdanı'' Türkiye''ye çok şey kazandıracaktır.

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...