12 Eylül 1980 darbesiyle ilgili dönemin Genelkurmay Başkanı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davanın 11. duruşması Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.
Duruşmaya müdahiller ile avukatları ve sanık Evren'in avukatı Bülent Hayri Acar katıldı. Sanıklar Evren ve Şahinkaya duruşma salonuna gelmedi.
Ekrana sanık Kenan Evren ile Şahinkaya'nın görüntüsü yansıtıldı. İki sanık da dünkü giysilerin aynısını giydiği görüldü.
Dün Evren ve Şahinkaya savunmalarını yapmıştı. Bugün sanık Evren'e avukatlar soru soruyor.
Dün savunma yapan sanık Kenan Evren'e müdahil avukatlar, sorular yöneltmeye başladı. Avukat Hasan Ürel, Milliyet gazetesi yazarı Abdi İpekçi'nin öldürüldüğünü hatırlatarak Evren'in İpekçi'nin öldürülmesinden üzüntü duyduğunu söylediğini aktardı.
Avukat Ürel'in İpekçi'yle ilgili görüşlerini sormasına Evren, "Cevap yok" karşılığını verdi. Ürel, Evren'den "Soruları gönderelim siz istediğinize cevap verirsiniz" yönündeki talebine de olumsuz cevap aldı.
Evren'in avukatı Bülent Hayri Acar ise müvekkiline sorulan soruların yönlendirme olduğunu savundu. Avukat Ürel, sorularına devam etti ve savcı Doğan Öz'le ilgili sorular da yöneltti. Ancak hiçbir cevap alamadı.
MHP'nin avukatı Yücel Bulut da Evren'e MHP yöneticileri hakkında dava açılmasını nasıl yorumladığını sordu. Bulut, MHP Genel Merkezi'nin bombalanması ve taranması olayında tüm partilerin kınama mesajı yayımlamasına karşın bu provakasyona tepki göstermemesinin nedenini ve iktidara taşımanın bunun bir yolu olduğu için mi tepki göstermediğini sordu. Evren'e siyasi partileri kapatma sebebi de soru olarak yöneltildi. Ölümlere, olaylara mahsustan mı göz yumup yummadığını sordu.
MHP'li Gün Sazak'ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini hatırlatan Bulut, Sazak'ın korumalarının alındığını ifade etti. Bulut, Evren'e korumayı görevden alan Nihat Özel hakkında herhangi bir soruşturma açmamasının sebebini sordu.
Eski MHP Genel Başkanı Merhum Alparslan Türkeş'in Evren'e gönderdiği mektup da Bulut'un soruları arasındaydı. Bu mektubu hatırlayıp hatırlamadığını ve bununla ilgili bir işlem yapıp yapmadığının sorulması üzerine Evren, tebessüm etmekle yetindi.
Avukat Fikret Babaoğlu, Evren'in darbeyi yapmaktaki sebebin siyasilerin beceriksizliği olduğunu söylediğini hatırlattı. Ancak Ecevit ve Demirel'in darbeden sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı yaptığını ülkeyi yönettiğini belirten Babaoğlu, suçu siyasilere atmakla darbeye bir kılıf mı hazırlayıp hazırlamadığını sordu. Babaoğlu, Evren'e cezaevindeyken yanında hayatını kaybeden arkadaşlarının fotoğraflarını gösterdi.
Evren, ilk birkaç sorunun ardından yalnızca 'Hayır' ve 'Cevap yok' ifadelerini kullanırken, sonraki soruların ardından tamamen sessiz kaldı.
Av. Aydın Erdoğan, sanık Evren'e açık sözlü insan olup olmadığını sordu. Evren ise hayır anlamında sağa sola kafasını salladı. Bu davranış duruşma salonunda gülüşmelere yol açtı, ardından Evren de güldü. "6 Haziran 2011 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine detaylı ifade vermişsiniz, hatırlıyor musunuz?" sorusuna ise Evren, 'hatırlamıyorum' anlamında yüz hareketi yaptı. Av. Erdoğan da hafızasının yerinde olduğunu, biraz düşünmesi halinde hatırlayacağını kaydetti.
"N'tekim sözünü siz seversiniz" diyen Erdoğan, "Bana pasaport vermediniz, verseydiniz yurt dışına gidip avukat değil hoca olurdum. İyi ki vermemişsiniz yoksa tarihin bu güzelliğini yaşayamazdım." ifadelerini kullandı. Bu sözler salonda gülüşmelere yol açtı.
Avukat Öztürk Türkdoğan, kendisinin İnsan Hakları Derneği Başkanı ve Ahmet Türk'ün müvekkili olduğunu söyledi. Kürtçenin neden yasaklandığını soran Türkdoğan, Evren'den susmasının bu aşamada bir anlamı olmadığını belirterek, bildiklerini söylemesini ve gelecek kuşakların bunları öğrenmesini ifade etti. Dünyada bütün darbecilerin yargılandığını hatırlatan Türkdoğan, mahkemenin de Evren'e hak ettiği cezayı vereceğini vurguladı.
Evren'den Kürt sorununda uyguladığı şiddet ve asimilasyonun nelere mal olduğunu bir kez daha düşünmesini isteyen Türkdoğan, zorunlu din dersini neden koyduğunu sordu. Gözaltında kaybolanları da soran Türkdoğan, halen bu insanların cesetlerine ulaşılamadığını belirterek "Berfo ananın sorularını soruyorum 'Cemil Kırbayır nerede? Sana hakkımı helal etmiyorum. İki elim yakanızda?' Berfo anadan özür dileyecek misiniz? Tarih önünde adınız darbeci olarak kalacak. Bu bir ihtilal değildir." şeklinde konuştu.
Remzi Çayır da mahkeme heyeti üzerinden Evren'e bir soru yöneltti. Evren'in cezaevine gelerek "Bunları yatırın gereğini yapın" dediğini aktaran Çayır, başka vakitlerde de Evren'in cezaevine geldiğini belirterek, işkencelerden sorumlu olduğunu ifade etti. Bu sözler zapta geçirildi.
Beyaz gömlek üzerine siyah kazak giyen Evren, sorular sırasında pet şişeden su içti. Evren'in masasının yanındaki ilaç kutuları dikkati çekti.
Duruşmaya daha sonra ara verildi.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde müdahiller ve avukatları Kenan Evren'e soru sormayı, Evren ise sorular karşısında sessiz kalmayı sürdürdü. Yatağında yarı yatar bulunan Evren, çoğunlukla ellerini karnının üzerinde birleştirerek, soruları dinledi.
Evren'e soru yönelten müdahillerden biri de darbe döneminde idam edilen Erdoğan Yazgan'ın kardeşi Sabire Yazgan Serin oldu.
Sabire Yazgan Serin, şu soruları sordu:
'TBMM kararı olmadan ve rüşvet almış bir hakimin verdiği kararın sizlerce onaylanmasıyla abimlerin idam edilmesi, sizinki gibi faşist bir rejim dışında olabilir miydi? Kendinizi abimlerin katili olarak hissediyor musunuz? İstanbul'daki evimizin kapısı çalındı. Babama, 'Oğlunuz idam edildi, cesedi alacak mısınız?' dediler.
Sizin de kızlarınız var. Böyle bir ölüm haberi almak ister miydiniz? İzmit'e giden babam, abimin son mektubunu almak istedi. Savcı oyaladı. Akşam üzeri 'Emir geldi, mektupları veremeyeceğiz' dediler. O emri veren siz miydiniz? Abim yalnız donu üzerinde olduğu halde, cezaevinin battaniyesine sarılı olarak tabuta konuldu. Onlarca polis ve jandarma eşliğinde mezarlığa getirildi.
Mezarlıkta bizler, zorla ve hileyle oradan uzaklaştırıldık. Abimin bedeni, o eski battaniyeye sarılı halde çukura atıldı. Abime karşı son görevlerimizi yerine getirmemizin engellenmesinde sizi suçlu bulmam doğru değil mi? Bizim canlarımızı idam ederken, 'Asmayalım da, besleyelim mi?' demiştiniz. Biz 32 yıldır vergilerimizle sizi besliyoruz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Yüreksiz olduğunuz için mi bu sorulara yanıt vermiyorsunuz?'
Evren'e yöneltilen diğer bazı sorular ise şunlar:
-Müdahil Avukat Osman Başer: 'Abdullah Çatlı'yla, Haluk Kırcı'nın idamını durdurmak için pazarlık yapıldı mı? İdam kararlarını imzalarken elinizin titremediği ve 'Allah taksiratlarını affetsin dediğiniz' doğru mu? Mamak Askeri Cezaevi'nde, Almanya'da Yahudilere giydirilen giysileri bize giydirdiniz. Bundan rahatsızlık duyuyor musunuz?'
-Avukat Mehmet Rıfat Bacanlı: 'Abdullah Öcalan'ı tanıyor musunuz? Apocular adlı örgütün PKK'ya dönüşmesinde etkiniz var mı?'
-Avukat Arif Ali Cangı: 'Mahkeme huzurunda 'Beni tarih yargılar' dediniz. Sizin bu sözünüz gazetelerde 'Evren meydan okudu' diye çıktı. Gerçekten siz,huzurunda bulunduğunuz mahkemeye meydan mı okuyorsunuz? Fatsa operasyonunu siz yönettiniz. Fatsa operasyonu gerçekleşinceye kadar Fatsa'daki siyasi cinayetler 7-8'i aşmıyordu. Sizin operasyonunuzdan 12 Eylül'e kadar 100'e yakın insan öldü. Bu konuda bir özeleştiriniz oldu mu?'
Duruşma, avukatların Evren'e soru yöneltmesiyle devam ediyor.
CHP'nin avukatı Şenal Sarıhan, 12 Eylül Davası sanığı dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'e, 'Siz, eylemlerinizde Atatürk'ün adını kullandınız. Atatürk'ün kurmuş olduğu CHP'yi neden kapattınız? Arşivini neden yok ettiniz? CHP'nin arşivi, sizin korumak ve kollamakla hareket ettiğiniz cumhuriyetin tarihiydi' dedi.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde müdahiller ve avukatları, Kenan Evren'e soru sormaya devam ediyor. Yatağında soruları dinleyen Evren, cevap vermiyor.
Duruşmada söz alan avukat Sarıhan, Evren'e şu soruları yöneltti:
'Siz, eylemlerinizde Atatürk'ün adını kullandınız. Atatürk'ün kurmuş olduğu CHP'yi neden kapattınız? Arşivini neden yok ettiniz? CHP'nin arşivi, sizin korumak ve kollamakla hareket ettiğiniz cumhuriyetin tarihiydi.
Laik olduğunuzdan bahsettiniz. 12 Eylül'de özellikle Güneydoğu'da ayetli, hadisli bildiriler atıldı uçaklardan. Bu işler için dini neden kullandınız?
Sizi önce emniyete ya da adı bilinmeyen bir yere alsalardı, ayaklarınızdan asıp, elektrik verselerdi, size bu darbenin hukuka aykırı olduğunu kabul ettirselerdi, böyle bir şeyi insanca bulur muydunuz?,
12 Eylül'deki gibi avukatınızla görüşmeniz için 3 dakika süre verilseydi bunu adil bir yargılama olarak görür müydünüz?,
Siz cezaevine götürülseydiniz ve cezaevinin kapısında kıyasıya dövülseydiniz, bunu hukuka uygun bir eylem ve işlem olarak sayar mıydınız?'
Avukat Kazım Genç de yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren ile Veysel Güney'in ailesinin avukatı olduğunu belirterek, 'Evren, 'Biz yüce Türk milleti adına bu darbeyi yaptık. Biz kurucu iktidarız, bizi yargılayamazsınız' dedi. Mahkeme de yüce Türk milleti adına yargılama yapıyor. Darbe varken bu Yüce Türk milleti kıymetli de mahkeme yargılarken Türk milleti kıymetsiz mi' diye sordu.
Avukatların soruları sırasında Evren'in zaman zaman pet şişeden su içtiği görüldü.






