Bakan Şimşek, Maliye Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısı ile '2011-2013 Tütün ve Tütün Mamulleri Kaçakçılığı ile Mücadele Eylem Planı'nı açıkladı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, deprem vergisi olarak toplanan paranın nereye harcandığının sorulması üzerine, "Ülkemizin herhangi bir yerinde sorun varsa tabii ki bunu çözmek bizim görevimiz. Bu sorunu çözerken, 'efendim bu vergiyi buradan almıştık da sadece şuraya kullanalım' yaklaşımı zaten geçmişte de yoktu. Olsaydı 1999 depreminin yaraları bir yıl içinde sarılırdı. Bu vergiler nereye harcanıyor? Bu vergiler bizim sağlığımıza gidiyor. 44 milyar liralık sağlık harcamamız var. Bu duble yollara, demir yollarına, hava yollarına, çiftimize, eğitime gidiyor. Deprem yaralarını da hep beraber saracağız. Ama tabii ki devlet olarak bu işin sorumluluğunu biliyoruz ve bunun için gereken her türlü çabayı göstereceğiz" dedi.
Bakan Şimşek, Maliye Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısı ile '2011-2013 Tütün ve Tütün Mamulleri Kaçakçılığı ile Mücadele Eylem Planı'nı açıkladı. Şimşek, eylem planına ilişkin detayları aktarmasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Sigarada kaçak oranının yüzde kaç olduğunun sorulması üzerine, 2009'dan 2010'a geçerken paket satışında 13.3'lük azalma yaşandığını hatırlatan Şimşek, bunun ne kadarının kaçak sigaradan ne kadarının sigara bırakmaya bağlı ve ne kadarının da vergi artışından kaynaklandığını kesin olarak ifade etmenin zor olduğunu söyledi. Şimşek, "Yalnız sigara firmalarına sorarsanız hepsi kaçak. Çünkü onlar vergi artışlarını istemedikleri için böyle bir argümanla karşımıza çıkıyorlar. Ama muhtemelen bu üç faktörün de bir miktar etkisi vardır. Ama bizim için önemli olan bu kaçakçılığın minimize edilmesidir. Eğer vatandaşımız gerçekten etkili reklamlar, kamuoyu duyanlılığını artıran kampanyalar, Sağlık Bakanlığımızın verdiği destekler veya vergi artışları nedeniyle azalıyorsa, bu konuda zaten bizim bir tereddüdümüz olmaz" dedi.
Van ve çevresinde yaşanan depremin ardından mücbir sebeple vergilerde yapılan ertelemenin süresinin sorulması üzerine Bakan Şimşek, Van'daki depremin kendisini çok etkilediğini söyledi. Türkiye'nin ağırlıklı olarak bir deprem bölgesi üzerinde bulunduğunu ve önemli olanın buna yönelik tedbir alınması olduğuna işaret eden Şimşek, "Mücbir sebep süresiz şekilde ilan edildi. Biz durumun vahametini dikkate alarak şu an için süresiz. Ama ileriki aylarda tabii ki oradaki durum değerlendirilecek, ona göre belki bir süreye bağlanacaktır. Ama şu an itibariye herhangi bir süre belirlemedik" yanıtını verdi.
Eylem planında kaçakçılıkla mücadele için özel ekip kurulacağı yönündeki maddenin hatırlatılması ve bunun için kamuya personel alımı yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine ise Bakan Şimşek, şöyle konuştu:
"Özel ekip meselesi, yeni istihdam, yeni bir birim kurma anlamında değil. Şu anda zaten mücadele anlamında birçok birim çalışıyor. Vergi Denetim Kurulu Maliye Bakanlığı olarak bizim denetim gücümüz. Zaten bin 500 tane yeni denetim elemanı, yani vergi müfettişi alacağız. Dolayısıyla biz bu denetim birimimizi güçlendireceğiz zaten. Bu iş bir koordinasyon işidir. Bu iş hem yerelde hem merkezde beraber çalışmayı gerektiren önemli bir husustur. Bizim zaten özel ekiplerimiz zaten mevcuttur. Gelir İdaresi zaten daha önce de bu işin koordinasyonunu yürüttüğü için. Ama şimdi bunları biraz daha güçlendireceğiz ve saha çalışmalarını yoğunlaştıracağız."
Yeni bandrol sistemiyle birlikte vergi düzenlemeleri öncesinde firmaların stok yapmasının önüne geçileceği yönündeki açıklamasının hatırlatılması ve 'Vergi artışı olduğunda ellerindeki ürünleri eski fiyata mı satacaklar?' sorusu üzerine Bakan Şimşek, "Bir bandrol sistemi vardı ama şimdi bu sistemi biraz daha geliştiriyoruz. Burada önemli olan stok artışı veya fiktif satışların Bakanlık tarafından denetlenmesi ve değerlendirilmesi. Yani yapılan işlemlerin Vergi Kanunları karşısındaki durumunu tabii ki araştıracağız. Diyelim ki bir herhangi bir düzenlemeyi öngördük; bu düzenleme olmadan önce firmalar bir takım faaliyetler içerisine girdiler. Biz bu faaliyetleri Vergi Kanunları önünde makul olup olmadığını önceleyeceğiz. Bizim söylediğimiz konu bu. Dolayısıyla tabii ki bu yönde bir takım kaygılar ifade edilebilir. Çünkü eğer verginin artacağı önceden belliyse bu yönde belki adımlar atılır ama biz bunun yapılmasını önlemek için bir takım tedbirler alıyoruz. Özü itibariyle benim söylediğim bu" karşılığını verdi.
Tütün ve mamulleri kaçakçılığı yapanlara yönelik ceza mevzuatında bir değişiklik olup olmayacağına yönelik soruya da Şimşek, "Kaçakçılığa bulaşanlar veya kaçakçılara karşı mevzuatın güçlendirilmesi gerekebilir. Yani caydırıcı düzenlemeler çok önemlidir. Şu an itibariyle 18 ve 24 nolu eylemlere bakarsanız aslında biz bu hususları ifade ediyoruz" yanıtını verdi.
Şimşek, ÖTV artışının ardından sigara firmalarının beklentinin ne kadar üzerinde bir zam yaptığının sorulması ve yeni düzenleme ile net gelirin ne kadar olacağının sorulması üzerine, "Ben firmaları veya sektörü suçlayıcı bir yaklaşım içinde değilim. Biz bir takım vergi düzenlemeleri zaman zaman yapabiliriz. Bunlar perakende fiyat üzerinden olduğu için, perakende fiyatı etkileyen birçok faktör var. Bizim birebir bir fiyatı dikte etme imkanımız yok. Piyasada birçok oyuncu var, rekabet halindeler. Biz zaman zaman 'şöyle bir uygulama yaparsak, şu kadar gelir artışı olur' diyoruz. Ama bazen bunun üzerinde bazen de altında gelişmeler oluyor. Dolayısıyla bu son değişikliği de bu çerçevede değerlendirmek lazım" dedi.
Yeni düzenleme ile bir gelir öngördüklerini ve bu gelirin bugün gelinen fiyat artışlarıyla da olabileceğine dair analizler olduğunu belirten Şimşek, "Bütçe hedeflerimizin gerçekleşmesi için, harcama veya gelir ayağında gerekli tedbirleri alırız. Eğer bizim beklentilerimizin altında veya üstünde bir durum söz konusu olursa, ona göre hareket ederiz" dedi.
Bir gazetecinin, 'Deprem vergisi olarak 46.48 milyar lira para toplandığı söyleniyor. Nereye gitti bu para? Depremle ilgili harcanmamış olması vicdanen sizi rahatsız etmiyor mu? Van depremi sizde nasıl bir deprem yarattı diye sormak istiyorum?' sözleri üzerine Şimşek, şunları kaydetti:
"1999 yılında büyük bir deprem yaşadı ülkemiz ve ondan sonra bir takım vergi düzenlemeleri getirdi. Bu bizim hükümetimizden de önce Sonra geçici vergi düzenlemelerini temelli hale getirdi. Yani AK Parti hükümetleri temelli hale getirmedi. Önce işin makro boyutunu açıklamak istiyorum. Biz 2002'de iktidara gelmişiz. Bu ülkede o bahsettiğiniz geçici deprem vergileri kalıcı hale getirilmesine rağmen, bu ülkede bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 10'un üzerinde. Bu ülkede faiz yüzde 63 civarında. Bu ülkede alınan her 100 liralık vergi gelirinin 86 lirası faize gidiyor. Bu ülke uluslararası kuruluşlara ciddi şekilde borçlanmış durumda. Biz iktidara geldik ve dedik ki, 'bütçe disiplini çok önemlidir'. Çünkü bütçe açığı, 1990'lı yıllara giderseniz Türkiye'deki makro ekonomik istikrarsızlığın temel bileşenidir, temel değişkenidir. Yani bunun arkasındaki temel faktör siyasi istikrarsızlıktır. Ama makro ekonomik açıdan baktığınız zaman tabiri caizse, bütün kötülüklerin anası bütçe açığıdır. Hal böyle olunca bizim hükümetimiz demiş ki, 'biz mali disiplini devam ettireceğiz'. Ve o çerçevede bizden önce kalıcı bir niteliğe kavuşturulan vergiler bizim dönemizde de devam etmiştir. Geçici vergiler vardı, bu vergileri biz kalıcı kale getirdik yaklaşımını doğru bulmuyorum. Türkiye'nin ihtiyaçları bu çerçevede vergi gelirlerini kalıcı hale getirmiş ki, bu şekilde bir karar verilmiş. Gelinen noktada ülkemizin herhangi bir yerinde afet olması halinde hemen devlet bütün imkanları ile devreye geçiyor. TOKİ'yi bugün bütçeden, kamudan bütünüyle bağımsız düşünemeyiz ki. TOKİ'nin yapacağı konutlar için kendilerine başka yerlerde arsa tahsis ediyoruz. Bu arsalardan elde edilen gelirlerle bunlar yapılıyor. Sonuçta bunlar 74 milyonun servetidir. Onun için ülkemizin herhangi bir yerinde sorun varsa tabii ki bunu çözmek bizim görevimiz. Bu sorunu çözerken, 'efendim bu vergiyi buradan almıştık da sadece şuraya kullanalım' yaklaşımı zaten geçmişte de yoktu, yani 1990'da da olmamış 2000 yılında da 2001 yılında da olmamış, 2002 yılında da olmamış. Olsaydı 1999 depreminin yaraları bir yıl içinde sarılırdı. 'Şu vergiyi sadece şu harcamalar için alıyoruz' Bu aslında uluslar arası bütçe mantığına da aykırıdır. Şimdi deprem vergilerinden şu alındı, bu alındı Bugün deprem vergisi adı altında bir vergiden çok sürekli hale gelmiş, değişik mal ve hizmetler üzerindeki ÖTV vardır. KDV vardır veya diğer vergiler vardır. Bu vergiler nereye harcanıyor? Ben bütçeyi dün açıkladım. Bu vergiler bizim sağlığımıza gidiyor. 44 milyar liralık sağlık harcamamız var. Bu duble yollara, demir yollarına, hava yollarına, çiftimize, eğitime gidiyor. 'Şu kadar özelleştirme yaptınız ne yaptınız bu paraları' deniyor. Çok açık. Hazineye verdim, Hazine bunları borç ödemede kullandı. IMF borcu neredeydi, bugün nereye geldi, ortada. Deprem yaralarını da hep beraber saracağız. Ama tabii ki devlet olarak bu işin sorumluluğunu biliyoruz ve bunun için gereken her türlü çabayı göstereceğiz."
Kaçakçılıktan PKK'nın ne kadar gelir elde ettiğinin sorulması üzerine de Şimşek, bunu tespit etmenin çok zor olduğunu söyledi. Şimşek, "Diyelim ki tüketimdeki azalışın tamamı kaçak olsa, yani 13.3 puan Bir puan da 200 milyon liraya denk geliyor. Dolayısıyla bu ciddi bir iş, önemli bir konu" dedi.






