MİT: Türkiye 'Bekle-Gör' diyemez

Cihan
00:005/01/2007, Cuma
G: 5/01/2007, Cuma
Yeni Şafak
MİT: Türkiye 'Bekle-Gör' diyemez
MİT: Türkiye 'Bekle-Gör' diyemez

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner, Türkiye'nin, gerek stratejik, gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da 'bekle-gör-tavır al' taktiği ile sınırlama lüksüne sahip olmadığını kaydetti.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner, Türkiye'nin, gerek stratejik, gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da 'bekle-gör-tavır al' taktiği ile sınırlama lüksüne sahip olmadığını kaydetti.

Taner, 'Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye'ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır' açıklamasında bulunarak, teşkilatın revize edilmesine yönelik 2006 yılında başlatılan çalışmaları 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacında olduklarını bildirdi.

MİT Müsteşarı Emre Taner, beraberinde bir heyetle Anıtkabir'i ziyaret ederek, özel defteri imzaladı.

Öte yandan Taner, yaptığı yazılı açıklamada, yarın MİT'in kuruluş yıl dönümünü kutlayacaklarını belirtti. Taner, dünyadaki tüm değerlerin, ilişkilerin, sistemlerin ve düzenlerin, ister sosyal-ekonomik-siyasi, ister ahlaki-dini olsun yeniden şekillendiği ve hatta yeniden tanımlandığı bir sürecin yaşandığını belirtti. Taner, yazılı açıklamasında, 'Yaşadığımız bu süreç aynı zamanda parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir' ifadesine yer verdi.

Emre Taner, yakın tarih incelendiğinde uluslararası sistemde istikrarın hiçbir zaman uzun süre mevcudiyetini koruyamadığının görüldüğünü vurgulayarak, sistemin bir veya birden çok noktasında mutlaka bir değişim yaşandığını belirtti. Taner, 'Bunun etkileri geçmişte daha çok bölgesel nitelikte olsa da günümüz şartlarında, özellikle her alanda yaşanan küreselleşmenin sonucu olarak global düzeye taşınmıştır' ifadelerine yer verdi.

Taner, 20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan iki kutuplu dünya düzeninin uzun süre devam etmeyeceğinin önceden öngörülebilir bir olgu olmakla birlikte, 1990 ve sonrasındaki sürece hazırlıksız yakalanıldığını belirtti. Taner, şöyle devam etti: 'Elbette bunun en önemli nedeni, sistem içindeki yapılanmaların ve analizlerin statükocu yaklaşıma koyu bir muhafazakarlıkla sahip çıkmalarıdır. Bu nedenle de geleceğe yönelik tahminler bu katı kuralcı yaklaşım içinde başarısız olmuştur. Dünyadaki istihbarat teşkilatları da sistemin birçok aktörü ya da oyuncusu gibi bu yeni 'belirsizlikler' dünyasını öngörememiştir. Ayak sesleri özellikle teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin öncülük ettiği farklılaşan ekonomik ilişkilerle ortaya çıkan, çoğu kez küreselleşme olarak nitelendirilen ve dünyadaki insan toplulukları arasında siyasi sınırların ortaya çıkardığı iletişim limitlerini belirsizleştirerek bir 'değer devrimi' de yaratan bu radikal değişim süreci, sarsıcı bir hızla her şeyi etkisi altına almış, savunma ya da uyum mekanizmaları geliştirmeye imkan tanımamıştır. Soğuk Savaş döneminin ortaya çıkardığı katı kurallarla işleyen istihbarat teşkilatları da ortaya çıkan bu yeni ve inanılmaz derecede oynak ortam karşısında ister istemez yetersiz kalmışlardır.'

Taner, içinde bulunulan 21. yüzyılın ilk çeyreğinin, uluslararası ilişkiler ve güvenlik alanında yüzyıl boyunca önemli değişimlere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir evreyi de işaret ettiğini dile getirerek, 'Bulunduğumuz dönem, gelecekte birçok ulus devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. Bu devletler sadece gelişmemekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olmamakla kalmayacak, aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir' dedi.

Taner, açıklamasında şunlara yer verdi: 'Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretebilmek ve uygulayabilmek için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve uygun vasıtalar ile karşı koymak zorunluluğu/ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyıl güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır. Önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin kuralları belirlenmiş stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır.'

Taner, son derece kaygan bir zemin üzerine oturmuş uluslararası ortamda Türkiye'nin, bir yandan yakın zamana kadar değişik çap ve karakterde savaşların yer aldığı ve halen potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, diğer yandan birçok bakımdan sürtüşmelere sahne olan ve çeşitli istikrarsızlık potansiyelleri taşıyan Kafkaslar ile yaklaşık 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Ortadoğu'nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip halde olduğuna ifade etti. Taner, bu pozisyonun kademeli olarak Orta Asya'ya açılan alanlarla bağlantılı olduğuna da işaret etti.Taner, açıklamasında şunlara yer verdi: 'Bu üç bölgenin ve Orta Asya'nın birçok bakımdan küresel politikaların ve 'rol' savaşlarının belirli açılardan yoğunlaştığı alanları oluşturduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21. Yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan söz konusu olmakta ve bu durum Türkiye'nin gittikçe genişleyen bir alanda merkezi pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir. Bu süreç içinde, Türkiye, gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da 'bekle-gör-tavır al' taktiği ile sınırlama lüksüne sahip değildir. Uluslararası sistemi ayrıntılı ve isabetli bir tanımlama ile (kendi konumu ile ilgili) taktik, stratejik ve yüksek stratejik tutumlara sahip olmak zorundadır. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye'ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır. Elbette bunu gerçekleştirebilmesi hiç de kolay değildir. Öte yandan jeopolitik ve stratejik konumu itibariyle oldukça zor bir coğrafya üzerinde bulunan Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılanma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç ayağın ifade edilen özellikleri içinse güçlü, dinamik, etkin, esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç vardır. Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zorlu dönemde özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslararası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır."

Ulusal güvenliğin ve ulusal çıkarların gelişimine katkıda bulunacak bir stratejik istihbarat yaklaşımı bağlamında teşkilatın mevcut yapısının, ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hem organizasyon şeması bakımından, hem de söz konusu şemaya işlerlik kazandıracak organizasyon kültürü açısından revize edilmesine yönelik 2006 yılında başlattıkları çalışmaları 80. yılını kutlayacakları 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacında olduklarını kaydetti.

80. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLAYAN MİT'TEN İKİ YENİ HİZMET

80. kuruluş yıl dönümünü kutlayan MİT, yeni dönemde İnternet sistemini de yenileyerek, Türk halkının hizmetinde soktu.

MİT yeni İnternet sitesinde yer verdiği "nasıl yardım edebilirsin" bölümüyle vatandaştan gelen bilgileri de değerlendirecek. 80. yılını dolduran MİT, artık yenilenen İnternet sitesi ile vatandaşlardan gelecek olan bilgileri de değerlendirmeye alacak.

GÖRME ENGELLİLERDE MİT'İ GÖREBİLECEK

Dünyada ilk defa Türk istihbarat teşkilatının gerçekleştireceği uygulama ile MİT'in resmi İnternet sitesi www.mit.gov.tr görme engellilerce de rahatlıkla takip edilebilecek.

Ülkemizde 1 bucuk milyon insanın ülkemizde görme engelli olduğunu tespit eden MİT, görme engelli vatandaşlarımızın eğitim seviyelerinin de yüksek olmalarını dikkate alarak, görme engelli vatandaşlarında yararlanabilmesini sağlamak amacıyla bir program geliştirdi. Ve yarından itibaren görme engelli vatandaşlarımızda MİT'in resmi sitesinden yararlanabilecekler.

MİT'İN İNTERNET SAYFASINDA, "MERAK EDİLENLER" BÖLÜMÜNDE İKİ FARKLI SORUYA YANIT

80. kuruluş yıl dönünü kutlayan MİT, geçtiğimiz yıl mail yoluyla en çok sorulan sorulardan iki tanesini de resmi İnternet sitesinde yanıtladı.

"-Yurt içi ve yurt dışında faaliyet gösteren bölücü ve yıkıcı örgütlerin ve unsurlarının uzantıları konumundaki İnternet sitelerine ilişkin ne tür faaliyetler yürütülmektedir?" sorusuna yanıt olarak, "sadece yargı organlarına suç duyurusunda bulunulduğu" cevabı yer aldı.

MİT'e en çok sorulan sorular arasında yer alan yerli dizi ve filmlere konu edilen "istihbarat görevlisi" veya "MİT görevlisi" modeli aslına ne kadar uygundur?" sorusuna ise, "Milli istihbarat teşkilatı personeli nitelliği taşımakta olup, 2937 sayılı devlet istihbarat hizmetleri ve milli istihbarat teşkilatı kanunun çerçevesinde görev yapmaktadır. Senaryo yazarları, ürünlerini pazarlayabilmek için eserlerine doğal olarak gerçeğin ötesinde heyecan ve cazibe katma ihtiyacı hisseder. Yarattıkları karakterlere odaklanan film yapımcılarının gerçekle kurgu arasındaki aralığı genişletmeleri yanlış anlamaları da beraberinde getirebilmektedir. Bu tür yapımların ticari kaygıları da içerdiği izleyici tarafından göz ardı edilmemelidir." denildi