Hayat Ağlamamak için zor tuttum kendimi

Ağlamamak için zor tuttum kendimi

Ben hem gece hem de gündüz yazarım. Ne zaman müsaitsem yazmaya gayret ediyorum. Fakat gece yazdıklarımı daha iyi seviyorum. Gece yattığım zaman, yazacağım ya da yazdığım öykülerin kurgusunu düşünüyorum. Sonra kalkıp öyküyü bitiriyorum.

Merve Akbaş Yeni Şafak
Sabri Gümüş
Sabri Gümüş

Sabri Gümüş, 1969 yılında Ordu’nun Akkuş kazasında doğdu. Askerlikten sonra İstanbul’a kapıcılık yapmak için geldi ve halen apartman görevlisi. Öyküleri Karabatak dergisinde yayınlandı. İlk kitabı “Ben Dâhil” Ocak 2020’de okurla buluştu. Gümüş, “Kitabı elime alınca o boş konuşan insanlar gözümün önünden geçtiler” diyor.

İlk eserinizin yayınlığında neler hissettiniz?

Hislerimi anlatmak zor ama şöyle diyebilirim; bir anne ilk çocuğunu kucağına aldığı hissi diyebilirim. Çünkü annem bana şöyle demişti: “Kendimden bir parçayı kucağıma almak, dünyayı kucaklamaya benziyor.” Bir yazar da kendinden beslediği ilk kitabı da bence böyle bir şey, ben öyle hissettim.

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Ben Dâhil Sabri Gümüş Şule Yayınları 2020 133 sayfa

O an kalabalıktık ve hocamızda vardı sevinç gösterisi yapamadım ama içimden dua ettim. O da şöyleydi: “Bana bu güne gösteren yüce Rabbime ve yüce gönüllü Ali Ural hocama sonsuz teşekkür ederim.” Bazılarına da cevap verdim aslında. Çünkü bana şöyle demişlerdi: “Sen bu yaştan sonra yazar olmayı mı düşünüyorsun. Bırak bu işleri de işine bak.” Öğrenmenin yaşı olmadığını bilmiyorlardı maalesef. İnsan yeter ki istesin, azmetsin bir de sabırlı olsun yapamayacağı hiçbir şey olamaz. Kitabı elime alınca o boş konuşan insanlar gözümün önünden geçtiler.

İlk kitabı kime imzaladınız?

İlk olarak yazar arkadaşım Ali Sürmelioğlu ona imzaladım. Kitabı almış yanıma geldi: “Abi,” dedi, “ilk imzanı ben alabilir miyim.” Elim birbirine dolaştı ne yazacağımı bilemedim o an. Saçmaladığıma inanıyorum, okumuş ve yanıma geldi boynuma sarıldı, “Sen daima içimizdesin abim,” dedi. Ağlamamak için zor tuttum kendimi o an.

Okur önce hangi öykünüzü okumalı?

İlk yazdığım öykü “Gerçekten” ama kitabın başından başlayarak devam edebilirler. Şahsuvar’ın kahvehanede anlattıkları, asker hikâyeleri, berberime ithaf ettiğim öyküler var kitapta. Bence, dâhili ve harici öykülere sona bıraksalar daha iyi olur, çünkü kitaba girmek daha kolay olur. Hiç zorlanmayan akıcı bir kitapmış, öyle diyor okurlarım.

Gece mi yazarsınız Gündüz mü?

Ben hem gece hem de gündüz yazarım. Ne zaman müsaitsem yazmaya gayret ediyorum. Fakat gece yazdıklarımı daha iyi seviyorum. Gece yattığım zaman, yazacağım ya da yazdığım öykülerin kurgusunu düşünüyorum. Sonra kalkıp öyküyü bitiriyorum. Sakin ve dingin oluyorum o zaman.

Defter mi bilgisarar mı?

Valla önce beynime yazıyorum ben. Kafamda şekillendiği zaman bilgisarar başına geçerim. Yanımda bir defter de gezdirmeyi ihmal etmiyorum. Aklıma bir konu geldiği zaman hemen unutmayım diye deftere yazarım. Sonra da bilgisaraya geçiririm. Devir teknoloji olduğu için bende elimden geldiği kadar yararlanmaya çalışıyorum. Yazması, silmesi kolay, kâğıt israfı olmuyor. Defteri genellikle şiir yazdığım zaman kullanıyorum. Bir mısra geldiği zaman yazarım. Gerçi hocam bana sen şiir yazma dedi ama gizli gizli yazıyorum. Ama şimdi öğrenecek, olsun başkasından duyacağına benden duysun. Bu bir şakaydı. “Siz ne yazarsanız yazın, ben müdahale etmem ama tavsiye ederim,” der.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.