Yönetmen Çağan Irmak'ın kendi koleksiyonundan seçtiği 70'li yıllara ait parçalardan oluşan film müzikleri, en az filmi Issız Adam kadar ses getirdi. Naim Dilmener'e göre 'Çağan Irmak, Serpil Barlas şarkısı kullansaydı dahi bu şarkı yine İstiklal Caddesi'ni istila ederdi'
Beş kadın sanatçı ve onların eşsiz yorumları bir dönemin pop müziğini tekrar gündeme getirdi. Türk pop müziğinin tarihi ve eski plaklar deyince akla gelen ilk isme yani Naim Dilmener'e plakların yerinin neden doldurulamadığını ve Issız Adam filmindeki müzikler hakkında ne düşündüğünü sorduk. Filmi beğenmeyen Dilmener, 'Çağan Irmak, Serpil Barlas şarkısı kullansaydı dahi, bu şarkı yine İstiklal Caddesi'ni istila ederdi' diyor ve günümüz popüler kültürüne ateş püskürüyor.
CD teknolojisi dijital (yani sayısal), plak ise analog. "Plak CD'den iyidir" demek, ilk elde saçmalamaya benziyor.
Evet; günümüz teknolojisinin hakikaten eşi benzeri yok. Sadece dinlemiyorsunuz; kaydediyor, çoğaltıyor, aktarıyor, paylaşıyorsunuz. Bilginiz ve tecrübeniz varsa, şarkıların üzerinde oynayabiliyor, kısaltıyor-uzatıyor, sağına soluna, önüne arkasına bir şeyler ekleyebiliyorsunuz. Hem oyun oynuyor hem eğleniyor hem de müzik dinliyorsunuz. Bu nedenle, eski teknolojinin bununla yarışabilmesi mümkün değil… Ama bir başka açıdan da bakmak lazım. Eğer dinleyici, müziğe yalnızca müzik açısından bakmaktaysa, plağın "dinleme ritüeli" çok başka; bambaşka. CD'de temas yok; diski yerleştiriyor ve bir daha göremiyorsunuz. Evet ses çıkıyor, şarkı çalıyor çalmasına ama nerden ve nasıl (en azından "görülebilirlik" anlamında), belli değil. Plak öyle değil: Plağın kendisiyle de, kapağıyla da daha çok vakit geçiriyor dinleyici. Alıyorsunuz, evirip çeviriyorsunuz ve şarkı dönerken bile kapağı elinizde duruyor-oturuyorsunuz. Bir şey daha var. Bu da teknolojiyle değil ama "müziğin malzemesi" ile ilgili bir şey. Aradan geçen uzun yıllardan sonra görülebilen şu oldu: Plak, ses kalitesi olarak, gerçekten yıllara meydan okuyor. Bu ilk başta, en azından bu çapta öngörülebilmiş bir şey değildi; plağın, üzerindeki sesleri-şarkıları yıllar yılı bu kadar "temiz" taşıyabileceği umulmamıştı. Ama öyle oldu. Tersi de doğru. CD'nin de, çok ama çok dayanıklı olacağı, 50 yıla, 100 yıla bana mısın demeyeceği düşünülüyordu ama bu da öyle olmadı. Çok kolay tozlanıyor çiziliyor ve üzerindeki ses ve şarkıları çok kolay imha ediyor.
Çağan Irmak'ın seçimi bu. Ben ya da bir başkası, "Hayır bu sanatçılar değil, şu ya da bu sanatçılar" diyebilir; ya da, "bu sanatçılar ama bu şarkılar değil…" Bu tamamen, anlatmak istediğiniz hikaye, kurmak istediğiniz atmosfer ile ilgili bir şeydir ve hikayeyi anlatanın atmosferi kuranın şarkılara karar vermesi, en tabii hakkıdır. Yorumcular konusunda benim fikrim, beşinin de süper oldukları. Özellikle Hümeyra ve Ayla Dikmen. Her ikisi de, müziğe bütün hayatını verdi. Ama Semiramis Pekkan, Nil Burak ve Sibel Egemen, çok daha "öznel" seçimler. Belli ki bu şarkıcılar ve bu şarkıları, Çağan Irmak için bana, size ifade ettiğinden çok daha fazla şey ifade ediyormuş. Mesela birileri bana, bir film ya da bir program için bize birkaç şarkı seç dese, Sibel Egemen'in şarkısı ilk 1000'ime bile girmez. Bu şarkı, Egemen'in diskografisinde dahi, çok önemli sayılanlardan değildir. Ama işte dediğim gibi; bu şarkıların Çağan Irmak'a ifade ettikleri bambaşkaymış.
Şunu söylememe izin verin lütfen. Günümüz dinleyicisi, seyircisi, hiçbir kararını kendi başına vermiyor artık. Ne oldu da öyle oldu çok emin değilim ama dinleyicinin "Şu albüm ya da film kötü" demekten ve büyük çoğunluğa ters düşmekten ödü patlıyor. Hiç kimsenin, hiçbir şey konusunda fikri kalmadı. Çoğunluk ne diyorsa, herkes fikir ve kafa olarak oraya akıyor. Birileri bir film ya da dizide "Şu şarkılar çok güzel" mi dedi, haydaa herkes oraya akıyor, o şarkıları dinliyor. Birileri "Bu film çok güzel" mi dedi, otomatikman, herkes o filme bayılıyor. "Issız Adam" aslında bayağı kötü bir film; neredeyse "Bu sinema değil!" diyeceğimiz kadar kötü. Ama işte, bir "fenomen" oldu basının ve başarılı promosyonunun sayesinde. Demek istediğim şu; pekala filmde kullanılan şarkılar da çok kötü olabilirdi ve yine sevilir, yine dillere düşerdi. Çağan Irmak, olur ya bir Serpil Barlas şarkısı kullansaydı dahi, bu şarkı yine İstiklal Caddesi'ni istila ederdi. Yani bu şarkıcı ve şarkıların herkesin diline düşmüş olması, onların iyiliği, güzelliği ile alakalı bir şey değil. Zevklerimiz de birileri tarafından yönlendiriliyor artık; olan biten bu. Ve bu nedenle yarın ya da sonrasında, birileri çıkıp da Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan ya da bir başka muadillerinin yaptığı sinema değilmiş; asıl Irmak ve benzerlerinin yaptığı sinemadır" derse, bunu da yiyecek, buna da anında inanacağız. Yazık bize; hayatımız kaymışa benziyor.
"Sen de Başını Alıp Gitme' parçasıyla özdeşleşen Nil Burak bu filmde 1978 tarihli son 45'liğinin Yaşar Güvenir imzalı hit şarkısı Yalnızım Ben ile karşımıza çıkıyor: "Yalnızım ben, çok yalnızım / Buymuş benim alın yazım / İster uzak, ister yakın / Anılar beni rahat bırakın…" Filmin başrolündeki Alper, taş plaktan sevgilisi Ada'ya bu parçayı dinletiyor ve plaktan müzik dinlemenin inceliklerini anlatıyor. Eski şarkılarını topladığı "En İyileriyle Nil Burak" albümünün satışları da şimdiden artmış.
Semiramis Pekkan, çoğumuzun hafızasında Ajda Pekkan'ın kardeşi olarak yer ediyor. Fakat bir dönemin en ünlü sanatçılarından biriydi Semiramis Pekkan. Filmde bir parçası var ki çok etkileyici: "Bir aleme indim yalnız / Yerde toprak, gökte yıldız / Bir yan susuz bir yan deniz / İki el, bir baş verdiler / Bir çift göz ağlar da güler / Dört bir yanda benim gibiler / Doğru söz içinmiş diller / İşte kalbin sev dediler / Bana yalan söylediler / Kaderden bahsetmediler…" 1974'te 45'lik olarak yayınlanan şarkı bugünlerde İstiklal'e gittiğinizde kulaklarınızın pasını silecek.
İstiklal Caddesi'ne gittiğinizde duyacağınız bir diğer şarkı da Issız Adam'ın final şarkısı 'Anlamazdın'. Genç yaşta hayatını kaybeden Ayla Dikmen'in bir döneme damgasını vuran parçası ölümünden 18 yıl sonra tekrar fırtına gibi esiyor: "Dilerim ki mutlu ol sevgilim… / Ben olmasam bile hayat gülsün sana / Günahım boynunda / Ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda…" sözleri dinleyenleri eskinin güzel aşklarına götürüyor. Hümeyra, Çağan Irmak'ın birçok filminde rol aldı ve hep ön planda oldu. Issız Adam'da Hümeyra oyuncu olarak yer almasa da Tutsana Ellerimi parçasıyla izleyiciye sesleniyor.






