Osman Tanburacı, 94 yaşındaki annesi Nimet Tamburacı'nın elini öpüp onunla birlikte geçirdikleri tadı unutulmaz eski bayramları anlattı.
Bugün bayram, bütün okuyucularımın mübarek Kurban Bayramı'nı can-ı gönülden kutluyor ve İslam dünyasına barış, mutluluk, sağlık ve gönül dolusu sevgi dilerken, annemin şahsında bütün anaların ellerinden öpüyorum.Babaların da tabii…
Sizlere bugün dünyada az kişiye nasip olan 94 yaşındaki anamdan bahsedeceğim…
Ne mutluyum ki o yaşıyor ve bu bayram da ellerinden öpeceğim.
Sonra da onun dizi dibinde geriye dönüp bakarak;
Annem Nimet Tanburacı'ya hissettiklerimi şöyle anlatacağım;
“Dünü andığımda daha kucağında bebektim…
Saçımın her telinde gezinirdi ellerin…
Gülüşün gülüşümdü, sesin dua gibiydi kulaklarımda. Soğuk bir mart sabahının seher vaktinde beni ilk kucağına aldığın saatlerde teninin sıcaklığını hissediyor gibiyim hala… Onca sene geçmesine rağmen sen benim için hep;
Bir su kadar aziz,
Soluduğum hava kadar kutsaldın…
Nimettin benim için
Nimettendim…
Beni koklayıp öpüşünden sonra o kadar çok yıl geçti ki…
Sen her zamanki sıcak dokunuşların, şefkat dolu bakışlarınla hep bana sarıldın…
İyi ki varsın, iyi ki sağsın…
Allah seni başımdan eksik etmesin...
Sevgili anam
Neredeyse bir asra yaklaşıyorsun…
Biliyor musun:
Seninle bir ömrü yeniden yaşamak istiyorum…
Hatırlar mısın anam;
O çok sevip hürmet ettiğin babam da gideli yıllar oldu…
Hey gidi koca Ziya Tanburacı…
Ya babaannem Tanburacı Osman Pehlivanın hanımı Makbule Hanım…
Halam, eniştem, dayım…
Hepsi gittiler birer birer…
Biz kaldık seninle, bir de ablam…
Bir de bizden türeyenler…
Hani her bayram sabahı babamın bize öğrettiği bir bayramlaşma şeklimiz vardı ya…
En büyük babaannem, en başta oturur bizler yaş sırasına göre en büyükten başlayarak sırayla onun elini öper, yanı başına da ilk babam otururdu sonra sen, sonra ablam… Sonra da en küçük ben, en sona…
Yine yanındayım anam.
Ver elini öpeyim…
İyi ki varsın…
1913'ten beri…
Hepinize mutlu bayramlar…






