'Artiz mektebi'nden dizi setlerine

Kübra Sönmezışık
00:0030/12/2012, Pazar
G: 29/12/2012, Cumartesi
Yeni Şafak
'Artiz mektebi'nden dizi setlerine
'Artiz mektebi'nden dizi setlerine

Ekranda dizi sayıları arttıkça buna paralel olarak açılan oyuncu yetiştiren okulların da sayısı artıyor. Farklı meslek gruplarından her yaştan isim 'bir gün ben de şöhret olacağım' hayaliyle bu okulların kapısını çalıyor. Saçlarını sahnede ağartmış oyuncular ise bu okulların ileride konservatuarların yerini alabileceğini düşünüyor.

Birbiri ardında açılan oyunculuk okullarına son yıllarda ilgi büyük. Özellikle magazin dünyasında 'dizide oynadım hayatım değişti' açıklamalarıyla gündeme gelen oyuncuların sayısındaki artış bir anda şöhret olma hayalini kuran gençleri de harekete geçiriyor. Oyuncu olmak isteyenlerle dizilere, filmlere oyuncu yetiştirmek isteyenler her ay açılan yeni bir okulda buluşuyor. Bu okullarda hem oyuncu olmanın kurallarını öğreniyorlar hem de yıllardır bu alanda emek vermiş oyunculardan tanışma fırsatını yakalıyorlar. Oyuncu yetiştiren okullardan Uniac Studio bir kaç ay önce kurulmuş onlarca 'artiz mektebi'nden sadece biri. 18-30 yaş arasında oyunculuk dersi almak isteyenlerin doldurduğu sınıflarda sadece yerli oyuncular değil yurt dışından da gelen yabancı oyuncular ders veriyor. Okulun kurucusu Tunca Aydoğan, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde okurken oyunca olmak istediğini bu hevesinin peşine düşüp Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'na gittiğini anlatıyor ve şimdi de bu fırsatı gençlere vermek istiyor.

OYUNCU OLMAK ŞART DEĞİL

Tunca Aydoğan Uniac Studio'dan mezun olanlara dizi, tiyatro veya sinema da rol almaları garantisini vermediklerinin altını çiziyor. Zaten bunu da etik bulmadığını belirtiyor. Aydoğan,'Başarılı öğrencilerimizi hem yurt içi, hem de yurt dışında destekliyoruz. Dil desteği veriyoruz ve yurt dışına açılabilmelerini sağlıyoruz' diyor. Okuldan oyuncu çıkamayanların da bu eğitim sayesinde özgüven kazandırdıklarını anlatıyor Okulda Celal Kadri Kınoğlu, Derya Alabora, Zeynep Eronat gibi isimler oyunculuk dersleri veriyor. Ayrıca Uniac Studio'da eğitimin yanı sıra workshoplar düzenleniyor. Dünyanın sayılı eğitmenleri de bu sayede okulda ağırlanıyor. Mesela 2 ve 8 Ocak tarihleri arasında Kirk Douglas, Grace Kelly gibi efsane isimlerin mezun olduğu Newyork'daki American Akademy Of Dramatic Arts okulundan bir eğitmen oyunculukla ilgili eğitim vermeye gelecek. Nisan ayında ise Eric Morris'in yardımcısı Anthony Vincent yine okuldaki öğrencilerle buluşacak.

HER MESLEKTEN GELİYORLAR

Oyuncu olma hevesiyle okula gelen öğrencilerden biri Kenan Çelik. Siyasal Bilgiler bölümü mezunu olan Çelik aslında konservatuar okumak istiyormuş.Bu hevesle Ankara'da bir süre çocuk oyunlarında oynamış. Sıkı bir sinema ve televizyon takipçisi olduğunu söyleyen Çelik, kursa arkadaşlarının tavsiyesiyle gelmiş ve kursu bitirdikten sonra oyunculuk yapmak istiyor. Kurs öğrencilerinden Betül Fülkadiroğlu da 6 yıldır avukatlık mesleğini sürdürüyor. O oyuncu olmaktan ziyade kendisini daha iyi yetiştirmek için kursa yazıldığını söylüyor. Sinemaya meraklı olduğunu ve daha önce de sinema eğitimi aldığını belirten Fülkadiroğlu, boş vakitlerini bu tür kurslarda değerlendirmeyi sevdiğini anlatıyor. Burak Baran ise Konya'da İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nden mezun. Bir süre İhlas Haber Ajansı'nda muhabirlik yapmış. Fakat işinden tatmin olmamış ve İstanbul'a gelip oyuncu olmaya karar vermiş. Oyunculuk okulu araştırırken bir arkadaşının vasıtasıyla burayı bulmuş.

AİLELER TEŞVİK EDİYOR

Peki oyunculuğa yıllarca emek veren isimler bu konuda ne diyor? Haldun Dormen, sadece bu okulların değil tiyatro okullarınınn da son yıllarda büyük ilgi gördüğünü söylüyor ve bunun iki önemli sebebi olabileceğini belirtiyor: "Tiyatro yoluyla televizyona geçmek ve ünle birlikte bol para kazanmak. Dormen'e göre yine aynı nedenlerle, eskiden ailelerin karşı çıktığı bu mesleği artık ailelerin de para kazandıran bir iş olarak görmeleri ve çocuklarını bu okullara gitmeleri için yardım etmeleri de olayın bir diğer farklı yanını ortaya koyuyor. Buna rağmen gerçekten para kazanmayı ikinci plana atıp iyi bir tiyatro sanatçısı olmak isteyen gençleri de unutmamak gerek"

DİZİLER ETKİLİ OLDU

Bir diğer usta oyuncu Ayla Aygan ise oyunculuk okullarına çok farklı bir gözle bakıyor. Bu okullar sayesinde insanların günlük hayatın rutininden kurtulduğuna dikkat çeken Algan, şunları söylüyor: 'Endüstri ve kapitalist düzeni kurulmuş dünyamızda tüketim ekonomisinde cep telefonu, bilgisayar, play station oyunları, olduğundan beri gençler ve çocuklar gündelik üstü soyut düşünmeyi muhayyelilerini kullanmayı unutmuş durumdalar. Halbuki var olan varlık somut düşünceyi matematik, kimya, felsefe ve IQ'yu sol emisfer yapıyor, duygusal emisfer olan sağ emisferde eksikler oluşuyor. Anne, baba, yakın akrabalarla düzeleceğine günümüzde mikro aile yapısı oluştu, konak ilişkileri yada kalabalık aileler de yok olduğuna göre insan oğlu kendini robot gibi çalıştırmaya başladı. Sadece işine, gücüne, okuluna odaklanmış durumda. Makineleşmiş bir dünya ile karşılaşıyoruz oysa ki, tiyatro, şiir, sinema veya resim gibi sanatlarla ilgilenmek gündelik üstü davranış ve yaratıcılığı geliştirir. Bu tip hobiler ruhsal ve psikolojik olarak çok yararlıdır. Dolayısı ile insanlar günümüzde bu yönde meyil gösteriyorlar çünkü bu haller insanları yaratıcı ve ölümsüz kılar .Oyuncu olmak zaten şöhret bağlantılıdır. Şöyle desek daha yerinde olur süper egosunu, savunma mekanizmasını özgüvenini kazanmak için geliyorlar.'

Oyunculuk okullarında ders veren usta oyuncu Derya Alabora ise bu okullara ilgiyi şöyle açıklıyor: 'Oyunculuk okullarındaki artışın en büyük nedeni televizyon dizileridir. O kadar çok dizi yapılıyor ki oyuncu talebini karşılamak için konservatuvarların dışında özel okullara ihtiyaç duyuluyor. Ama bu okullar üzerinde çok fazla denetim olduğunu düşünmüyorum. İçlerinde çok iyi olanlarda var, hiç bir işe yaramadan sadece para kazanmak için oluşturulanlarda.'

Şöhret olmak için gelen çok

Oyurculuk okullarına gelen öğrenci sayısının fazla olmasının sebebini dizilerdeki oyunculara bağlayan Derya Alabora şunları söylüyor: 'Şöhret olmak için gelen öğrenci sayısı biraz daha fazla. Dizilerde elde edilen başarı bazan o kadar abartılı oluyor ki, gençlere hem örnek oluyor, hem de isteği arttırıyor.Çünkü popülerlik bazen sadece fiziki özelliklerimizden dolayı hiç emek harcamadan kolaylıkla gelebiliyor. Oyunculuğa yeteneği olmayanlar bile 'bu işi ben de yapabilirim' duygusuna kapılıyorlar. Ama içlerinde oyunculuğu kafasına takanlar, hatta sadece tiyatroda oynamak isteyenler de var. Yetenekli oyuncu sayısı bence piyasada da çok fazla değil. Konservatuvarlara 800 kişi müracaat ediyor, içlerinden sadece 12 kişi alınıyor.Ama vasat yetenekte olup çok çalışarak başarı elde etmekte mümkün olabiliyor. Özel okulların içinde 4 yıllık eğitimi olanlar var. Eğer hoca kadrosu iyi ise,ciddi bir program uygulanıyorsa tabii ki konservatuvar eğitimini karşılar.En önemli unsur iyi eğitmendir.'

Konservatuarları da eleştirmek lazım

qAyla Aygan oyunculuk okulları sayesinde kişinin hem özgüven kazandığını hem de modern çağın rutine boğduğu insanı bu hayatın içinden çıkarıp aldığını belirtiyor ve bu okullardan oyuncu çıkılmasa da özgüveni yüksek insan yetiştirdiğine inanıyor. Algan, 'Yetenekli demek insan yaratıcı doğduğu için yaratıcılığını kullandığı anda zaten yetenekli olur müzik ,yemek, resim yapmak istemesi bile yetenekli olması veya yetenekli olduğunu kendine ispat etmesi demektir. Sadece oyunculuk okullarını değil konservatuvarları da eleştirmek lazım çünkü çağımızın içinde bulunduğu konservatuvar eğitiminde sinema anlatılmıyor, teknik bilgi az, romantik senaryolar çalışılıyor, Stanislavski deniyor işlenmiyor Çehov deniyor işlenmiyor' diyerek bu boşluğun oyunculuk okullarıyla kapatıldığını söylüyor

İyi oyuncu niye 'dışarı'dan çıkmasın

Haldun Dormen bu okulların konservatuarlara bir alternatif olmasının zor olduğunu düşünüyor ancak pek çok oyuncunun konservatuarlardan çıkmadığının da altını çiziyor. Dormen şunları söylüyor: 'Bu okullar doğal olarak tam konservatuar eğitimini karşılamıyor ama artık konservatuar eğitimlerinin de biraz eskide kalmış olması insanı bir hayli düşündürüyor. Buna rağmen iyi bir konservatuardan çıkmış bir gencin bir tiyatro okulundan daha donanımlı çıktıgınıda kabul etmek gerekir. Bunun yanı sıra hiçbir tiyatro okulunda egitim görmeden sırf usta-çırak ilişkilerinden yetişmiş Adile Naşit, Münir Özkul, Nevra Serezli, Altan Erbulak, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, Nisa Serezli, Vasfi Rıza Zobu gibi isimleri unutmamak gerekir.'