Ayşegül Öğretmen Oldu!

Şükran Çifci
00:002/01/2011, Pazar
G: 1/01/2011, Cumartesi
Yeni Şafak
Ayşegül Öğretmen Oldu!
Ayşegül Öğretmen Oldu!

Sınavda kopya çekerken öğretmenim yakaladı ama benim hiç bir suçum yoktu.. Neyse bu sayede artık derslerimi ezberleyerek değil, evde annem babam ve kardeşim Ali'ye öğreterek çalışıyorum.

Kelimenin tam anlamıyla rezalet bir hafta geçirdim. Sınav haftası ne kadar güzel geçebilir ki diyen arkadaşlarıma da bir çift sözüm var: bütün gece ezber yapıp sınav saatinde cümlenin başını unuttuğunuz için bomboş bir kağıtla dakikalarca yüz yüze kaldınız mı? Daha kötüsü de var, ufak bir hatırlatma için arkadaşının kağıdına bakıp kopya muamelesiyle sınıftan atılmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? İşte ben, tüm bunları yaşadım ve fen bilgisi dersinden kaldım.

Kopya anına gelecek olursak, hatırlayamadığım cümlenin başına bakmak için Sinem'in kağıdına yaklaşınca olan oldu. Bir an başımda birini hissettim ve öğretmenimle göz göze geldik. O kadar utandım o kadar utandım ki yüzüm kıpkırmızı oldu, üstüne bir de öğretmenim kopya muamelesiyle beni sınıftan atınca ağlaya ağlaya eve gittim. Beni bu halde gören annem ve Ali'nin meraklı sorularını cevaplayamadan odama kapandım. Sınıfta ne kadar rezil olmuştum, üstelik sınavdan da zayıf not alacaktım. Sonunda biraz toparlanıp tüm aile bireylerine başımdan geçenleri anlattım.

Annem, haklı olarak benim kopya çekmeme çok kızmıştı, bir başkasının kağıdına bakmanın, onun bilgilerini çalmanın herhangi bir hırsızlıktan hiçbir farkı olmadığını, böylesi bir şeye kalkıştığım için bana inanamadığını ve sonuna kadar öğretmenimin haklı olduğunu söylüyordu. Babam ise anneme hak vermekle beraber çok daha kızdığı şeyin benim ezberleyerek öğrenmeye çalışmam olduğunu söylüyordu:

-Sınava ezberleyerek çalışmak sana ne kazandırır Ayşegül?

-İyi bir not alabilirim.

-Ama sonuçta hiçbir şey öğrenmemiş olacaksın, karnende hepsi 5 olsa neye yarar bu durumda?

-Ama baba biz hep öyle çalışıyoruz.

-Öyle çalışma olmaz, o zaman öğrenme olmaz.

-Ezberlememek gerek abla!

-Sen çok biliyosun Ali!!!

-Çok bilmiyorum ki, bilsem sana da anlatırım valla abla o dersleri, ezberletmem hem.

Ali'nin konu hakkında yorum yapması gururuma dokunuyordu:

-Tamam Ali, sen de fen derslerini almaya başlayınca o zaman nasıl biliyorsan öyle çalışırsın.

-Yoo Ayşegül, Ali doğru söylüyor, bundan sonra okulda ne öğrenirsen akşam bize de anlatacaksın hem de hepimiz anlayana kadar, yarın sana güzel bir tahta da alacağım.

-Yaşasıııııııııııııııııın!!! Ablam öğretmenim olacak, Ayşegül Öğretmenim, bundan sonra dersleri bana sen mi anlatacaksın?

'Bu da nereden çıktı?' diye içimden geçirirken, bu kararı çoktan ev ahalisi benimsemişti ve o andan itibaren adım 'Ayşegül' değil, 'öğretmenim' olmuştu. Bütün akşam 'öğretmenim geldi', 'öğretmenim gitti' diye anıldım. Sabah okula giderken de hem annem hem de babam öğretmenimden özür dilememi istedi. Zaten de bir daha öğretmenimin yüzüne bakabilmem için önce özür dilemem gerekiyordu.

Öyle de yaptım utana sıkıla öğretmenimden özür diledim ve bir daha yapmayacağıma dair söz verdim. Pişman olduğum için mutlu olan öğretmenim yine de sınvdan zayıf not alacağımı söyledi.

Bu stres dolu dakikalardan sonra da işim bitmedi tabii, sırada akşamki aile dersi için tüm dersleri iyice dinlemek ve öğrenmek vardı. Tüm gün matematik, fen bilgisi, coğrafya ve resim derslerini can kulağıyla dinledim, akşam eve gidip herkesin karşında rezil olmamak pahasına anlamadığım her şeyi öğretmenime sordum. Eh biraz yorulmuştum ama anlamadığım bir şey kalmadığı için de oldukça merakla akşamı bekliyordum.

Çünkü dün akşamki rezil hallerimi biraz olsun bu derslerle düzeltmek istiyordum

Eve gittiğimde salonun tam ortasına çoktan tahta hazırlanmış ve tabureler de kurulmuştu. Babam gelene kadar öğrendiklerimi de şöyle bir gözden geçirdim. Yemekten sonra babam :

-Öğretmenim biz sınıfa geçiyoruz ve sizi bekliyoruz dedi.

Hazırladığım notlarımı alıp hemen salona geri döndüm ve derse başladık. İlk ders matematikti ve konu çok iyi anladığım üslü sayılardı.Birkaç örnekle üslü sayıların ne olduğunu anlattım ve sınıfa anlayıp anlamadıklarını sordum:

Annem ve babam sınıfımın en çalışkan öğrencileri olarak notlarını aldılar ve anladıklarını söylediler, Ali ise bir yandan henüz yeni öğrendiği sayıları yazmakta zorlanırken bir yandan da soru soruyordu

-Üslü sayıla buysa benim öğrendiklerim üssüz mü şimdi? Hahaaa

-Akıllı ol Ali öğrencim

-Pardon öğretmenim, bu Ayşegül de ne cadı bir öğretmen olacak baba yaa!

Kardeşimin gevezelik yapma girişimlerine kimse destek vermeyince mecbur o da sustu. Ben soruları çözüp arkamı döndüğümde ise Ali çoktan uyuakalmıştı. Diğer öğrencilerimle beraber geriye kalan dersleri de bitirdikten ve sorularını cevapladıktan sonra dersi bitirdik. Benim için her şey müthişti, aldığım aferinlerden onlardan da tam not aldığımı anladım. Yarınki ders için görüşmek üzere ayrılırken Ali uyanmıştı:

- Noldu ders bitti mi ben şu üslüleri anlayamamıştım amaaa...


Astronomi ve Uzay Atölyesi

Elektriğini Üret, Sihirli Lambanı Yap

Mekan: Beşiktaj Koleji Bilim Müzesi

Gişe Tel: (0212) 347 68 05

Bu atölye süresince çocuklar; güneş sisteminin maketini yapacak, atmosferdeki azotun sıvı haliyle tanışıp, ilginç aktivitelere katılabilecekler. Ayrıca çocuklar kendi yaptıkları el planetaryumuyla gökyüzündeki yıldızları diledikleri zaman izleme fırsatını bulacaklar. Bilim atölyeleri çocuklarda merak uyandırır, hayal güçlerini geliştirir, çalışarak, deneyerek, yaşayarak, tartışarak öğretir. Çocuklar, bir yandan bilimin eğlenceli yüzü ile tanışırken bir yandan çalışarak, tasarlayarak, üreterek hayallerindeki projeleri hayata geçirirler.


Nasreddin, İnadın Sonu - Çocuk Oyunu

Salon: Profilo Kültür Merkezi

Tarihler: 01.01.2011~28.03.2011-11:15:00 Her Cumartesi – Pazar, saat 11.15 Adres: Profilo Alışveriş Merkezi, Mecidiyeköy

Halk kahramanı ve mizah ustası Nasreddin Hoca'nın dilden dile, ülkeden ülkeye ulaşmış, bugünün insanına göndermeleri olan fıkralarından yola çıkılarak yazılan “Nasreddin, İnadın Sonu” oyunu, izleyen çocuklara var olanın değerinin bilinmesi, körü körüne zıtlaşmanın ve inatlaşmanın sonucunun ne tür kayıplara sebep olduğunu anlatan bir hikâye ve keyifli müziklerle sergileniyor. Özer Tunca'nın yazıp yönettiği oyun simgelerle dolu bir anlatıma sahip, ayrıca oyun 16 dans ve 21 şarkı ile zenginleşiyor.


Bul, Oyna, Öğren - İlk İngilizce Kelimelerim

Yazan: Dawn Sirett

Çevirmen : Şule Gökçe Enginarlar

Pearson Education Yayıncılık

Yaşlar: 2 - 7 Yaş Arası

Bu eğitici kitap, oyunlarıyla eğlendirirken dikkat gelişimini; yeni kelimeler öğretirken dil gelişimini sağlayacak; İngilizce kelimelerle de yepyeni bir dünyanın kapısını açacak. Çarpıcı görseller eşliğinde sunulan hayvanlar, taşıtlar, oyuncaklar, eşyalar, renkler, şekiller ve daha niceleri ile rengarenk bir yolculuk seni bekliyor.Unutma, bu eğlenceli yolculukta VIZZ VIZZ ARI seni hiç yalnız bırakmayacak, bakalım onu her sayfada bulabilecek misin?