
Yıllar geçse de kaynak olarak başvurulan en önemli kitaplardan biri de İmam Gazâlî’nin ölümsüz eseri İhyâu Ulûmi’d-Dîn’dir.
Sadece yazıldığı çağa değil tüm çağlara hitap eden, insanın evrensel meselelerine cevap arayan kitaplar vardır. Platon’un Devlet, Aristoteles’in Metafizik, Descartes’in Yöntem Üzerine Konuşma, Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi, Fârâbî’nin Medînetü’l-Fâzılaı, İbn Sînâ’nın İşaretler ve Tenbihler, İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem ve Mevlânâ’nın Mesnevî’si gibi. Bu kitapların ortak özellikleri insanlık tarihinin şekillenmesinde üstlendikleri vazife, savundukları fikirlerin varlık (ontoloji) ve bilgi (epistemoloji) zeminini kurmaları, disiplinler üstü bir nitelik taşımaları, ait oldukları kültür ve medeniyetin omurgasını oluşturup bir dünya görüşü teklif etmeleri, tükenmez yani sürekli yorumlanabilir ve yeniden okunabilir olmaları, eleştirel bakışı canlı tutmaları ve de insanın evrendeki yerine dair bir sorgulamaya girmeleri kısacası merkezlerinde hep insan ve onun varlıkla ilişkisinin yer almasıdır. Bu sebeple yıllar geçse de sürekli kaynak olarak kendilerine başvurulur ve tozlanmayan sayfaları arasında dolaşılır. İşte bu kitaplardan biri de İmam Gazâlî’nin ölümsüz eseri İhyâu Ulûmi’d-Dîn’dir.
TOPLUMU ANALİZ EDEN BİR ESER
İmam Gazâlî’nin İhyâ’yı yazmasının ana sebebi içinde bulunduğu toplumu analiz edip vardığı çıkarımlardan rahatsızlık duymasıdır. Ahiret yolunun rehberleri, peygamberlerin varisi olan âlimlerden geriye kimsenin kalmadığını ve kalanların çoğunu ise şeytanın çepeçevre sardığını ve bu yüzden hak yoldan çıktıklarını, maddi menfaat sevdasına düştüklerini söyleyen İmam Gazâlî, bütün bunların neticesinde ise iyiliğin kötülük, kötülüğün ise iyilik olarak görüldüğünü ifade eder. Öyle ki yeryüzünde din ilimleri silinip gitme noktasına gelmiş ve hidayet yolunun eser ve izleri ise kaybolmuştur. Ayrıca selef-i salihinin (önceki salihler) gereğince amel ettikleri ahiret yolunun ilmi, insanların arasından dürülüp kaldırılmış ve tamamen unutulmuştur. İmam Gazâlî böyle bir görüntü karşında kendisine düşen görevi şöyle açıklar: “İşte bu sebepten, din ilimlerini ihya etmek, önceki imamların yollarını açıklamak, peygamberlerin ve selef-i salihinin yanında faydalı olan ilimlerin ne olduğunu ortaya koymak için bu kitabı yazmayı mühim bir görev bildim.”
TOPLUMU ISLAH KİTABIDIR
İhyâ kitabı, İslam toplumu için bir ıslah projesidir. Toplumun çoğunluğunun kendini içinde bulduğu dini, ahlaki ve sosyal yozlaşma karşısında bir silkinme ve bu sebeple ilmin diriltilmesi adına bir yenilenme hareketi ve uyanış projesidir. Çare dini ilimleri yeniden tanımlanıp anlamlandırılmasıdır. İmam Gazâlî, fıkıh, ilim ve tevhid gibi dinin ana kavramlarının üstlerindeki tortuları kazır ve doğru (asıl) anlamlarını ortaya çıkarır, ilim ehlinin gerçek fonksiyonunu hatırlatarak yeniden uyanış hareketini başlatmak ister.
BİR DİRİLİŞ ÇAĞRISI
İhyâ, bir diriliş çağrısıdır. Peygamber çağından uzaklaştıkça şekilcilik hastalığına duçar olan ve yüzeyselliğe saplanan topluma yeniden özüne dönmenin yollarını gösterir. Bu yol kalp merkezlidir. İlim ancak kalbi de dönüştürüyorsa değerlidir, yoksa yozlaşma ve çöküş kaçınılmazdır. Bu sebeple İhyâ, zahir ile batının birlikteliğini savunur, mümini hem dünya hem de ahirete (kalp) hazırlayan bir kılavuzdur. Zihin ve kalp arasında denge kurması, ilimle ameli birleştirmesi ve bir manevi diriliş çağrısı olması sebebiyle İhyâ, yazıldığı günden (1095-1105) günümüze kadar önemini hiç kaybetmemiştir.
İhyâ, sadece kendi çağının insanı için değil, bugünün insanı için de ruhu doyuran ve yön gösteren rehber olma özelliğini korumaktadır. Bilginin son derece arttığı ve erişiminin ise gayet kolaylaştığı günümüzde İhyâ, ruhsuzlaşmış ve adeta ceset halini almış bilgiye karşı ruhun sesidir. Bilgiyle hikmeti buluşturmanın adresidir. Dinin bireysel bir tercih olarak görüldüğü seküler çağa karşı ahlakı işaret eden ve insanın sadece akılla tanımlanmasını eksik gören bir duruştur. İhyâ, insana her anında ve her işinde Allah bilinci ile yaşamanın yollarını gösterir. Teknolojik ilerlemeler sonucu kendini tanımakta zorlanan ve hatta kalabalıklar ve koşturmaca içinde kendini kaybeden modern insana, nefsin arınması gerektiğini hatırlatan ve böylece insanın kendine dönebileceğini, kendini bildikçe ise düştüğü o koskoca boşluktan Rabbini bilerek kurtulabileceğini söyler. Tüketerek var olduğunu sanan modern insana tüketerek yok olduğunu gösterir, tatmin olmayanın kalp değil arzular olduğunun altını çizer ve sabır, kanaat, paylaşma gibi değerlerin önemini vurgular. Böylece insana tatmin olmayı öğretir. Günümüz insanının mutluluk arayışına da, mutluluğu kendi dışında aramasına da bir cevabı vardır: iç huzur. Geçici nesnelerden devşirilen mutluluğun geçici olduğunu belirterek insanın sadece sonsuz olan Allah ile huzur ve mutluluk bulabileceğini söyler. İnsana, içinde sıkıştığı bağımlılıkları göstererek, nefes alabileceği bir menzil açar. Akademik bilgiler yığını altına ezilen insana, bilginin ahlakla buluşmasının önemini hatırlatır.
İmam Gazâlî İhyâ’yı dört kısma ayırır. Bu kısımlarda işlenen konular, sırasıyla ibadetler, adetler, insanı helak edenler (mühlikat) ve kurtaran (münciyat) şeylerdir. Hepsinin başına ise ilim kitabını yerleştirir. Kitabın kısımları incelendiğinde, İmam Gazâlî’nin ıslah projesinin hem bireysel hem de toplumsal bir arınma gayesi güttüğü anlaşılır. Kitabın başına ilim konusu yerleştirmesi ise, bu ıslah hareketinin temel taşının bilgi olduğunu açıkça gösterir. Zira nefsin terbiye edilmesi ancak sahih ilimle gerçekleşir ki, İhyâ’da bu sahih ilmi ortaya koymaktadır. İlk kısım olan İbadetler, kul ile Allah arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırır. İbadetlerin şekilden ibaret olmadığının ve ihlas (samimiyet) içermesi gerektiğini vurgulayarak kalbi ıslahının önemini ifade eder. İkinci kısım olan Adetler, günlük hayatın sıradan görünen ama insanı ve de toplumu şekillendiren adetlerin sonuçlarına dikkat çeker ve Allah bilinci ile yaşamanın yollarını öğretir. Nefsin hilelerinin ve ahlaki zaafların açıklandığı üçüncü kısım olan Mühlikat’ta (insanı helak edenler) ise kibir, riya, cimrilik gibi kalp hastalıkları tüm yönleriyle açıklanır ve kurtulmanın yolları gösterilir. İnsanın kendiyle mücadele etmedikçe erdeme ulaşamayacağı hatırlatılarak büyük cihat olan kişinin nefsiyle savaşmasının gerekliliği ifade edilir. Son bölüm olan Münciyât (kurtarıcılar) da ise, insanın kalbini inşâ eden faziletler dediğimiz sabır, tevekkül, şükür ve muhabbet gibi kavramlar açıklanarak bunlara ulaşmanın yolları gösterilir. Beden ülkesinin kalbin askerleri tarafından yönetilebilmesi için yapılması gerekenlere işaret eder.
İhyâ’nın her bir kısmı 10 kitap (bölüm) içerir. İmam Gazâlî her bir kitabın nefsin engellerinden bir engeli ve onun nasıl aşılacağını, nefsin perdelerinden bir perdeyi ve onun nasıl kaldırılacağını gösterdiğini söyler. Prof. Dr. Dilaver Selvi’nin tercüme ettiği, 11 cilt ve 40 kitaplık iki ayrı formatla Semerkand Yayınları’nın okurlara sunduğu İhyâ, böylece dört başı mamur bir yenilenme çağrısı ve diriliş muştusu olarak görevine devam etmektedir.







