
Türk yayıncılık tarihinin başkenti olan Cağaloğlu eski günlerini arıyor. Kitapçılar bir bir kapatırken yerlerini otel ve kebapçı dükkanları almaya başladı. Üretmen Han ise yazı dünyasının önemli merkezlerinden biriydi. Eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu, “Üretmen Han deliler ve velilerin buluşma yeriydi” diyor.
Yıllar boyu gazete, yayınevi, dergi ve kitapçıların merkezi olan Babıali'nin hareketli dönemleri geride kaldı. Cağaloğlu semtinde bulunan bu efsane sokakların tarihi, 150 sene öncesine dayanıyor. Şimdilerde otel ve kebapçı olmaya başlayan binalar, bir zamanların siyasi ve edebi olaylarına ev sahipliği yaptı. Özellikle sağ kesimin kültür tarihine şahit olan bu binalardan en önemlisi Çatalçeşme sokağında bulunan Üretmen Han'dır. Öğrencilik yıllarında, yeni kapılar açmak için Üretmen Han ve çevresine geldiklerini söyleyen Eski Adalet Bakanı avukat İsmail Müftüoğlu, “Orası deliler ve velilerin buluşma yeriydi. Köküne bağlı, geleneksel yapının efendiliği içindeydiler. Peyami Safa'dan İsmet Özel'e birçok isim bu hanın önünden geçmiştir. Necip Fazıl Kısakürek ile Hattat Hamit Aytaç'ın yerleri vardı. Akılcı değil şekli tedbirler aldık ve Cağaloğlu bu hale geldi” diye ekliyor.
1973 yılına kadar apartman olan 4 katlı yapı, Mehmet Üretmen tarafından satın alınarak şimdiki haline getiriliyor. Türkiye ve Milli Gazete'nin açtığı irtibat büroları sayesinde sağ kesim yayın evlerinin sayısı artarken Han, yayın dünyasının kalesi haline gelmeye başlıyor. İki bodrumda matbaa, zemin ve birinci kattaysa yayıncılar yer alırken diğer 3 katta Sultanahmet Adliyesi'nin etkisiyle ağırlıkla avukat büroları olduğunu öğreniyoruz. Hamle, Özyurt matbaaları, Madve, Alioğlu yayın evleri bunlardan birkaçı. Şimdilerde de ağırlık hukuk ve muhasebe bürolarında. Ancak adliyenin taşınmasıyla avukat yoğunluğu azalmış. Bodrumdaki matbaalardansa eser yok.
Üretmen Han'da kalan tek matbaa makinası Namık Koçdemir'e ait. Makina İngiltere'den geldiğinde han önünde kurban kesmişler. 30 senedir handa olan Koçdemir, eskiden ağırlığın Ermeniler'de olduğu matbaacılık sektörünün değişimine tanık olmuş. Faturanın yanı sıra kitap basımı da yapıyor. Han hamallarının çok yoğun olduğunu ve mal taşıtacak hamal bulamadıklarını belirten Koçdemir, “24 saat vardiyalı çalışan büyük matbaalar vardı. Basit bir düğün davetiyesi basımı için bir hafta sıra beklenirdi. Her dükkanda 5-6 kişi çalışırdı, burada köy nüfusu kadar insan vardı. Ramazan'da her hafta farklı bir dükkan iftar verirdi. Müşteri kapma yarışı yoktu. Komşuluk ve usta çırak ilişkileri güçlüydü. Şimdi gelen çıraklar bir hafta dayanamıyor” diyor.
Matbaaların ardından Cağaloğlu'nu ilk terk edenler gazeteler oldu. Milli Gazete, Türkiye, Yeni Devir ve birkaç yerel gazetenin irtibat büroları Üretmen Han'da bulunuyordu. Şimdi ise sadece Türkiye gazetesi kalmış. Gazete temsilcisi Lütfü Aydın, 35 yıldır burada. Ülkenin kültür yükünü Cağaoloğlu'nun sırtladığını söyleyen Aydın, “Müslümanlar'ın önceliği değişti. Allah rızası ön plandaydı. Farkında olmadan bereket ve güzelliğimizi kaybettik. Bu durum Cağaloğlu'na da yansıdı. Her yer otel olmaya başladı. Osmanlı payitahtında oteller büyüyor. Burada Müslüman olduğu için sadece İran konsolosluğuna müsaade edilmiş. Ecdadın konsolos bile açtırmadığı yerlere eğlence yerleri ve otel yapılıyor” diyor. Han'ın eski günlerini ise “Burası okur ve yazarların buluştuğu bir yerdi. Cahit Zarifoğlu ile Müslümanlar'ın durumunu konuşur, nasıl daha iyi oluruz, neler yapılabilir, ne üretebiliriz diye tartışırdık. Her zaman daha iyisini yapmak isterdi. Birinci planda para değil fikriyatın sağlamlaşması vardı” sözleriyle anlatıyor. Üretmen Han'ın Bâbıâli'nin sembol binalarından olduğuna değinen gazeteci yazar Mehmet Nuri Yardım ise “İnşallah bir turizm bölgesine çevrilmek istenen Bâbıâli, hoyrat ellerden kendisini kurtaracak ve müstesna bir semt olmaya devam edecektir” diyor.
Bir dönemi anlatırken Cağaloğlu'na değinmeden geçilemeyeceğini belirten şair ve yazar Edip Gönenç, handa bulunan İlim Yayınları'nda uzun yıllar editörlük yaptı. Üretmen Han'ın fikir ve sanattaki rolüne değinen Gönenç, “Üretmen Han ilk yıllarda farklı mimarisi ve telefon hizmetinden dolayı bir konforu temsil ediyordu. Çatalçesme sokakta Abdullah Cevdet'in İçtihad'ı ve Yerebatan'a giden caddenin dört yol ağzında bulunan binanın komşuları Üstat Necip Fazıl'ın Büyük Doğu bürosu ve Ahmet Mithat'ın yazıhanesiydi. 80'li yıllarda hanın cazibe merkezi haline gelmesinde Üstat Sezai Karakoç'un Diriliş Yayınevi'nin belirleyici bir katkısı olmuştur. İrili ufaklı bir çok yayınevinden sonra usta şair ve yazar İsmet Özel'in Üretmen Han'ın sakinleri arasına katılması da mekana farklı bir misyon yüklemiştir” diyor.
Üniversite ve sonrası hayatının en az altı yılını fiilen Diriliş Yayınları'nın Üretmen Han'daki ofisinde geçiren Şair Ömer Erdem, 1986 ve sonrasında buradaki yayın ve sosyal hayatın içten tanığı olmuş. Üretmen Han'da birbirinden uzak kültür odakları varmış. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan “İstanbul Sokakları” kitabında ise hanın bulunduğu Çatalçeşme'yi yazmış ve sokağın açısından bakmış İstanbul'a. İmge Yayınları ve İsa Yusuf Alptekin'in şahsı ve dergisi buna bir örnek. Risale ve Çıdam Yayınları gibi kültür noktalarına sıklıkla gidip gelen entelektüelleri tanımış, Cemal Süreya'yı ilk kez burada görmüş. Aynı zamanda kapanıp açılan değişik kitapçılar, berber, büfe, pul ve etiket satan dükkanlar olduğunu söylüyor. “Burası benim için kritik değerde önemli, şehre açılan ilk mevzilerden ve kilit taşıdır. Edebiyat fakültesine başlamış olsam da hedefim kültür, sanat ve düşünce çevresine dahil olmaktı. Yolumuz bir fakat bilinçli şekilde Üretmen Han'a düştü” diyor Erdem. O yıllardaki asıl hedefini ise şu sözlerle anlatıyor: “Ancak bütün bunların dışında Üretmen Han demek, benim için Sezai Karakoç ve Diriliş demekti. Onunla tanışmak için Üretmen Han'a gitmiştim. Bozkır Lisesi'nde okurken 1-2 kitabını okumuştum. Arayışlarım, niyetim ve kader çizgim beni buraya getirdi. 6 yıl boyunca Üretmen Han hayatımın ufku oldu. Benim üniversitem edebiyat fakültesi değil Üretmen Han'dır. Son 30 yılın kültür sanat dünyasının mutlak geçtiği bir yerdir, Türkiye bir bakıma burada yoğrulmuştur. Cağaloğlu'nun o yılları çok masumdu. Şimdiki halini görünce üzülüyorum.”
Han girişinde bulunan Tevrin Yayınları, yıllardır el değiştirerek de olsa varlığını sürdüren nadir yayınevlerinden biri. Sorumlu Recep Bakırhan, “Hanın eski sakinlerinden olduğumuz için kira olarak normalin yarısında bir ücret ödüyoruz. Sağolsun Üretmen Ailesi kiracılara kolaylık sağlıyor ve sokağın diğer dükkanlarından çok az bir kira ödüyoruz” diyor. Genelde devre dışı olan asansör yerine yürüyerek inip çıktığı basamakları eskisi kadar çok inip çıkmadığını belirten Han Çaycısı Ramazan bey ise eski günleri arıyor: “Eskisi gibi gelen giden olmuyor. Odalar sık el değiştiriyor. Ekim ayı yayıncılar için önemli. Önümüzdeki günlerde hareketlenme olacaktır.” Dostlar Büfe sahibi Mehmet Arıcıoğlu 1983'ten beri han çıkışında bulunan dükkanında bulunuyor. Arıcıoğlu şimdiye kadar birçok yazarın yanı sıra Turgut Özal, Deniz Baykal, Necmettin Erbakan'a da tost ikram etmiş. Büfe sahibi de Ramazan bey gibi şikayetçi: “2000'e kadar çok tatlı geçti. Maddi açıdan rahatlayınca insanlar değişti. Gelen turistin portföyü de değişti. Son iki yılda iyice dibe doğru gidiyoruz. Burada patlayan bombalar, Doğu'daki terör olayları, darbe girişimi derken durum vahim bir hal aldı, umarım düzelecek.”
* Tarihi dokusu hâlen korunan Üretmen Han, orijinal mimarisi ve telefonun az bulunduğu zamanlardaki santral sistemiyle dönemine göre öncü bir yapıydı.
* Hanı otel yapmak için yüksek tekliflerde bulunan girişimcilere rağmen aile, değerinin altında kira aldıkları ofisleri kültür sanat dünyasının hizmetine sunmaya devam ediyor.
* Üretmen Han gazete ve yayınevlerinin yanı sıra Kayıtlar, Diriliş, İtibar gibi dergileri de misafir etti.
* Kitabevi Yayınlarının sahibi Mehmet Varış, yayınevinin tarihini anlatacağı kitapta Çatalçeşme sokak ve Üretmen Han'a da yer verecek. Kitap hazırlık aşamasında.
* Matbaalar ve yayınevlerinin ardından günümüzde kitaplara ulaşmanın yollarından biri de internet kitapçıları. Bu sitelerden biri olan kitapvekitap.com'un da handa bir ofisi bulunuyordu.
* Yazar ve şairlerin yanı sıra çizerler Gürbüz Azak ve Hasan Aycın'In ofisleri de Üretmen Han'da bulunuyor.
Seksenli yılların başında Üretmen Han'da bulunan Divan Yayınları'nda çalışmaya başlayan Mehmet Varış, burada bir yıl çalıştıktan sonra kendi işini kurmuş. Varış, o günleri şöyle anlatıyor: “Üretmen Han'da arkadaşların ofislerini emanet kullandım. Sonrasında kendi ofisimi açtım ve Mahir İz'in kitaplarıyla yayıncılığa başladım. 96 yılında da Han'dan ayrıldım. En üst katta Sezai Karakoç'un yazıhanesi bulunurdu. İsmet Özel'in Çıdam Yayınları vardı. Ayrıca Madve, Selamet, İklim, İlim Yayınları da buradaydı. Kazım Sağlam, Yusuf Ziya Cömert, Edip Gönenç, Yüksel Kaynar, Sıddık Dursun, Ömer Erdem, Halil İbrahim Kaymak, Yaman Arıkan gibi isimler hana gelir giderdi. Milli Gazete ve Diriliş'in Üretmen Han'da olması burayı diğer yayıncılar cazip hâle getirdiğine inanıyorum. Ramazan'da çiğköfteler yapılırdı. 91'de Nihat Armağan'la tanıştım. Yeme içme kültürü başta olmak üzere keskin fikirlerimizden dönüş yapmamızı sağlayan kişidir kendisi. Han'daki arkadaşlıklar bir kısmı ailece görüştüğümüz dostluklara dönüştü.”
Üretmen Han'ın Müdürü Mustafa Bozdoğan, 1990 yılından beri görevine devam ediyor. Bozdoğan'ın ilk hatırladığı yayıncı Edip Gönenç. Şu an 8-10 yayıncının kaldığı hanın değişim serüvenini şöyle anlattı: “Dini kitaplar üzerine bir yoğunluk vardı. Herkes aradığını burada buluyordu. Şimdilerde ulaşım zorlaştı, mal indirmek isteyenler arabalarına yer bulamıyor. Otoparka bıraksalar dükkan kirası kadar para vermek gerekiyor. Bodrum katında 7 büyük matbaa vardı. Bu sorundan dolayı ilk onlar ayrıldı ve devamı geldi. Yöresel gazetelerden faturaya her şey basılıyordu. Sezai Karakoç, İsmet Özel'ın ofisleri vardı. Görüş ayrılığı olmadan farklı bir sakinlik halinde insanlar gelip giderdi. Ufak tefek atışmalar olsa da aile ortamı hakimdi. Şimdi dini kitapçı olarak 2 kişi kaldı. Çoğu dükkan turizme yöneldi. İsmail Müftüoğlu, Hasan Aycın, bazı avukatlar hâlâ düzenli geliyor.”











