Prof. Dr. Erkan Topuz, insan sağlığını tehdit eden kansere karşı beslenme konusunda önemli açıklamalarda bulunuyor. Türkiye''de en yaygın görülen kanser türlerinin meme, mide, prostat ve akciğer olduğunu belirten Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenmemiz gerektiğini açıklıyor.
Kişiler ailelerinde kanser hastalığı bulunsa dahi; düzenli yaşam, spor aktivitesi ve en önemlisi de doğru beslenmeyle bu hastalıktan uzak bir yaşam sürdürebilir. Pek çok kanserde olduğu gibi, mide kanserinden de diyet sayesinde %60''a varan bir korunma sağlanabilir.
Kanserin dostu olarak bilinen şişmanlık, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyle kontrol altına alınabilir; böylece hem kansere hem de kalp damar, tansiyon ve şeker gibi hastalıklardan korunulabilir.
Beslenmede ağırlıklı olarak C vitamini, Omega 3, flavonlar ve selenyumun yer alması, kanserden beslenmeyle korunmayı mümkün kılar. C vitamini, hem kanserden korunma hem de kanser tedavisinde başarılı sonuçlar alınmasını sağlar. Günlük C vitamini ihtiyacımız yaklaşık 2 gramdır ancak kanser teşhisi söz konusuysa, günde 10 gram C vitamini alınmalıdır.
Balıkta bolca bulunan Omega 3; meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve prostat kanserine karşı koruyucudur. Omega 3''ün kanserden koruma etkisinden en yüksek ölçüde faydalanmak için, haftada üç gün balık tüketilmelidir.
Bitkilerde bulunan flavonlar ve selenyum minerali de, tıpkı C vitamini ve Omega 3''te olduğu gibi kanserden koruyucu etkiye sahiptir. Selenyum minerali; prostat, rahim, mide ve ağız kanserlerine karşı etkilidir.
Siyah üzüm çekirdeğiyle, domates günde 4-5 adet tüketilmeli
Siyah üzümün çekirdeğinin atılmadan, bol miktarda tüketilmesi gerekir. Siyah üzümün hem kabuğunda hem de çekirdeğinde vesibretrol adlı bir madde bulunur. Bu madde, vücudun kansere karşı korunmasını destekler.
Prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı koruyucu olan domatesin ise, günde 4-5 adet tüketilmesi önemlidir. Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyum, çok sayıda kanser üzerinde etki gösterir.
Mantarlar; hem kansere karşı koruma sağlar hem de kanser tedavisini kolaylaştırır. Maitake mantarı meme, cilt ve karaciğer kanserlerine karşı vücudu korurken; beyin tümörlerinin de tedavisine olumlu etkide bulunur.
Şitaake mantarı da jinekolojik tümörler ve prostat kanseri üzerinde olumlu etkiler gösterir. Kolon ve bağırsak kanserlerine karşı da olumlu etkileri olduğu bilinen bu mantarı, özellikle 50 yaş üzeri erkeklerin tüketmesi önerilir. Benzer şekilde Reishi mantarı da karaciğer kanserinden vücudun korunmasına destek olur.
Yapılan araştırmalarda zeytinyağı, zeytin yaprağı özü ve zeytinin toksik maddeleri izole eden oleuropein maddesi içerdiği görülmüştür. Zeytin yaprağı özü, antioksidan etkisi sayesinde erken aşamadaki kanserleri önler. Zeytinde bulunan oleuropein maddesi; şekere bağlı hücre hasarını önler, böylece kanser riski büyük ölçüde azalma gösterir.
Zeytinyağının, yaşlılığa bağlı meydana gelen cilt kanserlerinde de tümörleri yavaşlattığı bilinir. Yalnızca zeytinyağı ağırlıklı olarak beslenen kişilerde, kolon kanserine yakalanma riskinin azaldığı da son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarla ispatlanmıştır.
Genelde kırmızı sebze ve meyvelerin, özellikle de havucun içinde önemli miktarda bulunan betakarotenler, vücudumuz için oldukça faydalıdır. Bu madde, DNA''nın hasar almasını engelleyerek insan sağlığını korur. Böylece kansere karşı vücudun direnci artış gösterir ve immün sistemin güçlenmesi sağlanır.
Yapılan araştırmalara göre sarımsak; göğüs, kolon, yemek borusu, prostat, cilt ve mide kanseri tümörlerinin oluşmasını ve gelişmesini engeller. Sarımsaktan en yüksek verimi almak için; sarımsağın zeytinyağından ezilerek ya da toz halinde kullanılması gerekir.
Sarımsağın soyulur soyulmaz pişirilmesi yerine, soyduktan sonra en az 15 dakika beklenmesi uygundur. Piyasada kokusundan rahatsız olanlar için, sarımsak kapsülleri de bulunur ancak taze sarımsağın tüketilmesi daha sağlıklıdır.






