2003 yılında vizyona giren ilk filminden itibaren tüm dünyada büyük bir beğeniyle seyredilen Karayip Korsanları serisinin dördüncü filmi, geçtiğimiz hafta vizyona girdi. Filmin iyi çalışılmış, gösterişli görselliğiyle zıtlık içeren kaba güldürü senaryosu insan-tanrı mücadelesine dair iddialı tezlere yer veriyor.
Önceki filmlerden hatırladığımız filmin kahramanı Jack Sparrow'a yeni macerasında eski aşkı Angelica eşlik ediyor. Acımasız korsan Kara Sakal'ın eline düşen kaptan Sparrow, bu kez kendini Gençlik Pınarı yollarında bulur.
Son günlerde dördüncü filmiyle seyirci karşısına çıkan Karayip Korsanları, ilgi çekici oyuncu kadrosu, göz dolduran dekor ve kostümleri, kuralına uygun yapılmış çekim ve kurgusu ve hiç bitmeyen curcunasıyla tüm dünyada ilgi gören ve merakla beklenen bir seri haline geldi. Her türlü sinemasal klişenin istif edildiği, senaryo ve yönetmenliğin tecrübeli işçilik düzeyinde kaldığı filmden ekstra bir zekâ parıltısı beklemek pek de akıl karı değil. Zaten filmin gişe başarısının altında da büyük oranda sırtını klişelere yaslama güvencesi yatıyor. Seyirciye üç, beş komik espri dahi vaat edemeyen film, gerekli gereksiz koşturmaca, kovalamaca, çatışma sahneleriyle seyirciyi dinamik tutuyor ve mazhar olduğu ilgiyi fona döşediği tanrı karşıtı tezi izleyenlere hazmettirmek için kullanıyor. İşte filmin en zekice kısmı da bu!
Filmdeki temel çatışma Karayip Korsanları'na bu bölümde dâhil olan Kara Sakal ve gemide tutsak edilen misyoner karakterleri arasında geçiyor. Angelica karakteri her türlü kötülükte imzası bulunan babası Kara Sakal'ın ruhunu kurtarma adına misyoneri kokurken iki karakter arasındaki tezatlara tanıklık ediyoruz. Kara Sakal, tıpkı Kuran-ı Kerim'de geçen firavun gibi, ne zaman birine eziyet etse ne zaman bir şeyi yıksa misyonere dönüp, “Tanrına yalvar da kurtarsın” diye meydan okuyor. Ancak din adamının çabaları Kara Sakal'ın şerrini durdurma noktasında aciz kalıyor. Misyonerin haysiyeti filmdeki en temiz karakter olması dolayısıyla korunuyor ve bir saygınlık görüyor belki ama o kadar. Yani bu karakter bir nevi günümüz dünyasında din adamlarının bulunması istenilen konumda tutuluyor. Filmde tanrısal gücün temsili olarak var olan bu karakterin acziyeti, bir nevi kötülük karşısında tanrıyı da aciz duruma düşürüyor.
Kara Sakal'ın şerrini durduran gücün insan zekâsı oluşu, insan zekâsına atfedilen gücün ve o gücün kutsallaştırılmasının bir tür tezahürü. Karayip Korsanları'nın esas oğlanı Kaptan Sparrow filmin vazgeçilmez karakteri olarak tabiî ki bu gücü elinde tutuyor. Aynı durum din adamını hayata döndüren unsurun denizkızının elinden oluşu için de geçerli.
Karayip Korsanları Gizemli Denizlerde, güldürme çabalarının avam düzeyde kaldığı, seyircinin ilgisini canlı tutma gayretinin ise gereksiz koşturmacayla sağlandığı bir film için, güçlü denilebilecek bir alt metne sahip. En kötüsü de bir bardak su içmek kadar kolay seyredilebilen bu filmdeki alt metni çoğu seyircinin farkında dahi olmadan hazmedecek olması.
Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides
Yönetmen : Rob Marshall
Senaryo : Ted Elliott
Tür : Komedi / Macera / Aksiyon / Fantastik
Yapım : 2011, ABD
Oyuncular: Johnny Depp, Penélope Cruz, Ian McShane, Kevin R. McNally, Astrid Bergès-Frisbey, Sam Claflin and Geoffrey Rush






