Kaşların Bismillah yüzün beytullah

Akif Kuruçay
00:0014/03/2013, Perşembe
G: 13/03/2013, Çarşamba
Yeni Şafak
Kaşların Bismillah yüzün beytullah
Kaşların Bismillah yüzün beytullah

Shahzad Bashir'in 'Fazlullah Esterabâdî ve Hurufilik' adlı kitabı, Horasan'da doğup Hindistan'dan Anadolu'ya ve Balkanlara, oldukça geniş bir coğrafyayı etkisi altına alan ve üzerinde çokça konuşulduğu hâlde gizemini hâlâ koruyan Hurufiliği ve kurucusu Fazlullah Esterabadi'yi anlatıyor.

Kitap Yayınevi'nin İnsan ve Toplum dizisi içerisinde neşredilen, Stanford Üniversitesi'nde İslam tarihi profesörü olan Shahzad Bashir'in 'Fazlullah Esterabâdî ve Hurufilik' adlı kitabı, Horasan'da doğup Hindistan'dan Anadolu'ya ve Balkan'lara, oldukça geniş bir coğrafyayı etkisi altına alan ve üzerinde çokça konuşulduğu hâlde gizemini hâlâ koruyan mesiyanik ve ihtilalci bir düşünce hareketini, hakkında 'akademik uzmanlığı olmayan okuyucular' için kaleme alınmış önemli bir çalışma. Yedi bölümden oluşan eseriyle Bashir, hareketin kurucusu Fazlullah Esterabâdî'nin doğumundan öldürülüşüne kadarki hayatını karizmatik kişiliği çerçevesinde mercek altına alırken harf ve sayı sistemi üzerine kurduğu girift düşünce dünyasının da kapılarını aralamaya çalışıyor. Ülkemizde Fazlullah Hurufi üzerine yapılmış çalışmaların yetersizliği ortadadır. Tarihsel süreçte Mevlevilik, Melamilik, Hamzavilik gibi Anadolu menşeli tasavvuf hareketlerini derinden etkileyen, Bektaşiliği ise neredeyse domine eden Hurufilik öğretisinin anlaşılmasını istemeyen otoriter bir tavrın varlığı görmezden gelinemez elbette. Ancak modern tarihçiliğin, seküler devlet yapısıyla uzlaşan imkânları düşünüldüğünde konuyla ilgili araştırmaların artmasını, çeşitlenmesini istemek hiç de gereksiz bir beklenti olmaz.

HURUFİLİK DENİLİNCE AKLA GÖLPINARLI GELİR

İslam Ortodoksisi denilen egemen Sünni anlayışın gözünde inancın temel değerleriyle çelişen ve başlıbaşına bir sapkınlık olan Hurufiliğin tarih boyunca kovuşturmaya uğrayan, yakalandıkları yerde yakılmak ve diri diri derisi yüzülmek suretiyle cezalandırılan müntesiplerinden geriye kalan acı ve bir o kadar da gizemli tarihin yanı sıra edebî kıymeti paha biçilemez pek çok eserden oluşan hurufi literatürün çeşitli yaklaşımlar ışığında okumalara tabi tutulduğunu biliniyor. Yine söylediğimiz gibi bu, etkisi 6 asırlık devasa bir zamanı kapsayan bir öğretinin tarihsel, düşünsel ve kültürel düzeyde layıkıyla incelendiği manasına gelmiyor. Bu arada, Hurufilik dendiğinde bugüne kadar ülkemizde yapılmış en önemli çalışma Abdülbaki Gölpınarlı'nın Hurufilik Metinleri Kataloğu'dur. Aynı şekilde Gölpınarlı'nın, Şarkiyat dergisinde Hurufilik üzerine yazdığı makaleler ve ansiklopedi maddeleri konuya entelektüel düzeyde ilgi duyanların ilk elden müracaat edebilecekleri kaynaklar. Günümüzde ise İran'da kaldığı yıllarda Hurufiliğe ait 14 bin civarında yazma eser okuyan Doç. Dr. Fatih Usluer, çalışmalarıyla bu konuda tek otorite olarak dikkat çekiyor.

KARA KİTAP'TA HURUFİ ESİNTİSİ

Shahzad Bashir, Fazlullah Hurufi'yi hâlen geleneksel İslamın kanaatlerine ters düşmeyecek biçimde itikadî aykırılıkla suçlayıp onun bir sapkın ve hareketininse apayrı bir din olduğuna hükmeden modern tarihçilerin bulunduğunu söylüyor. Abdülbaki Gölpınarlı'nın Hurufiliğe bakışını anımsamakta yarar var: 'Nusayrîlik, Dürzîlik, Yezidîlik gibi esas inançlarında İslamî hükümlerden tamamıyle ayrılmış uydurma bir din.' Fuad Köprülü'nün Hurufiliği hiçbir felsefi ve ahlaki kıymeti olmayan çocukça, acemice bulduğunu ifade eden satırlarını anmak gerekir mi bilinmez. Fazlullah'ın, varlığını Hz. İsa ile özdeşleştiren ve Mesih olduğunu iddia eden tarihsel bir maceraperst olarak tanımlayacak tarihçilerin varlığı da, üzerinde spekülasyonların döndüğü birtakım tarihî karakterlerin sanki beyinlerinin içi okunurcasına psikanalize tabi tutularak günahlarını itirafa zorlandığı bir ortamda, kimseyi şaşırtmaz kuşkusuz. Belki de Fazlullah Hurufi'nin; Horasan mahreçli İslam tasavvufunun özüne nüfuz eden ve bazı özelliklerini eski İran dinlerinden alan devrimci Batıniliğin tipik alametlerini şahsında birleştiren bir model olduğu düşüncesi biraz ortada durması bakımından yargılayıcı olmaktan daha uzak bulunabilir. Ülkemizde mezkûr konunun üstatlarından Prof. Ahmet Yaşar Ocak'a göre, Fazlullah'ın Hurufilik öğretisi 'geniş çapta eski İran dinlerinin kalıntılarını, Hristiyanlık, Kabbalizm ve Neoplatonizm'e ait inanç ve telakkileri mistik bir karakterle' birleşmesidir ve bu hâliyle Hallac'ın senkretik fikirlerinin bir farklı uzantısı olarak görülmeye daha layıktır. Tarihsel materyalizme göre ise tıpkı Hacı Bektaş'ta, Şeyh Bedreddin'de, Pir Sultan Abdal'daki gibi, feodal düzene başkaldıran, egemenlere karşı ezilenlerin liderliğini üstlenen epik bir figür. Bashir kitabında, (haramlar ve helaller noktasında son derece hassas davranan öyle ki çevresinde 'helalhôr', yani helal yiyen lakabıyla tanınan) Fazlullah'ın kendini ibadetler konusunda tavizsiz bir Müslüman olarak tanıttığına yer veriyor. Hurufilik üzerine yapılan bazı yeni çalışmalar, Bashir'in de değindiği noktadan hareketle Hurufiliğin tanımlanmasında Sünni çizgiden büsbütün ayrılmış olduğunu tekrar eden ezber ifadelerin yanlışlığına değiniyor. Bashir, ayrıca Nobelli romancımız Orhan Pamuk'taki etkisine de değinmeden geçmemiş. Pamuk'un Kara Kitap'taki hurufilik esintisi edebiyat eleştirmenlerinin dikkatinden kaçmış bir husus değildi zaten.

Kitaptaki bilgilerden çıkardığım kadarıyla; tekfirler, lanetlemeler, yakmalar, öldürmeler bir yana Hurufilik, İslam tasavvufunun iki ayrı sınırına da temas eden bir yerde duruyor. Onda görülen problemlerin günümüzde Sünni, Şii demeden tasavvufun bütününe yöneltilen eleştirilerde de görülebildiği gözden kaçmamalı. Misal, Sünni geleneği payanda kabul eden hangi tasavvufi ekolün, avam ve havasdan bağımsız bir doktrin inşa ettiğini kim söyleyebilir? Hangisi ilahî hitabın şeksiz şüphesiz 'Mübin' olduğunu savunacak durumdadır? Hangi sufi tevile, batıni yoruma, ilahî kitapta gizlenmiş anlam katmanlarının varlığına duyulan kesin inançtan uzaktır? Sanırım işin bu yönünü biraz, ama dürüstçe düşünmek gerekiyor.

Bashir'in kitabı, Fazlullah'ın âlem ve insan irtibatını eskatolojik mahiyette nasıl yeniden inşa ettiğini anlatmak bakımından ilginç detaylar içermekle birlikte huruf ve dil sembolizmine getirdiği orijinal yaklaşımı anlaşılabilir bir seviyede irdeliyor. Hz. Hüseyin'den 'Hz. Muhammed'in yeğeni' olarak söz edilen (43. sayfa son paragraf; çevirmen hatası olabilir mi?) yer haricinde okuyucuyu yormadan akıp giden ve mühim bilgiler veren eser; tarih, edebiyat, tasavvuf ve felsefe meraklısı tüm okurların kitaplığına girecek değerde. Keşke Hurufiliğin şiir diline, Bektaşi nefeslerine getirdiği dinamizme, o muhteşem estetiğe de verilen örnek beyitlerle biraz olsun değinilmiş olsaydı.

Kitabın Künyesi:

Fazlullah Esterabâdî ve Hurufilik

Shahzad Bashir (Çeviri: Ahmet

Tunç Şen)

Kitap Yayınevi

Ocak, 2013

121 sayfa