Osimhen + bir miktar kitap

04:0015/08/2025, Cuma
G: 15/08/2025, Cuma
Yeni Şafak
Aurelio De Laurentiis
Aurelio De Laurentiis

Benim yılgın bir Beşiktaşlı olduğumu biliyorlardı fakat İtalya bağlantılarımın farkında değillerdi.

İRFAN SAİM

Kıymetli karilerim;

Geçtiğimiz günlerde, ikindi çıkışı, caminin çardağında ihtiyarlarla sohbet ederken laf döndü dolaştı Türk futbolunun en pahalı transferi Osimhen’e geldi. Kimi transferin olmayacağını öne sürerek bunu gereksiz bir harcama olarak nitelendirdi, kimi de çoktan bitmiş olduğunu iddia ettikleri bu transferi, “büyük takım büyük transfer yapar” ifadesi ile açıklamaya çalıştı. Tartışma alevlenince “Neredeyse birbirinizi kıracaksınız.” dedim. “Arayıp öğrenelim, transfer bitmiş mi bitmemiş mi?” Benim yılgın bir Beşiktaşlı olduğumu biliyorlardı fakat İtalya bağlantılarımın farkında değillerdi.

Şimdilerde Napoli başkanı olan Aurelio De Laurentiis ile vakti zamanında Pompei üzerine film yapmak isteyen bir arkadaş vesilesi ile gittiğimiz Napoli’de tanışmıştık. Aynı zamanda bir film yapımcısı olan Laurentiis, tarih, kültür ve kitaplar üzerine ettiğimiz sohbet üzerine benden numaramı istemiş, “Benimkini de kaydet, arada konuşuruz.” demişti. O gün bugündür aramak nasip olmamıştı Aurelio’yu. Osimhen vesilesi ile eski bir dostumla da konuşmuş oldum böylece.

Cami cemaati şaka yapıyorum sandı tabi. Telefonumdaki isim listesinden adını buldum ve arama tuşuna dokundum. Telefonu aynı heyecanlı sesi ile açtı. “Nasılsın dostum?” diye sordum. “İrfan ben, İstanbul’dan, hatırladın mı?” Aradığıma çok sevinmişti. “Hatırlamaz olur muyum hiç, günbatımında bir şeyler içerken ettiğimiz sohbetin tadı hala damağımda.” dedi. “Ne zaman İstanbul’a gelsem, vakti ayarlayıp sana uğrayayım diyorum ama bir türlü denk getiremedim, kusuruma bakma.” Yoğun bir kişilik olduğunu kabul ederek bunun pek bir öneminin olmadığını söyledim. “Gönüller bir olunca, elbette bir gün yine denk geliriz.”

İkindi çıkışı asma altındaki gölgelikte oturduğumuz cami cemaati, neler olduğunu hala anlayamamışlardı. Birden bire İtalyancaya geçtiğime mi yoksa telefonun diğer ucundaki kişinin gerçekten Laurentiis olduğuna mı daha çok şaşıracaklar, karar veremiyor gibiydiler.

“Bu aralar Türkiye’de epey popülersin.” dedim gülerek. “Kimisi seni çok seviyor, kimisi de nefret sınırında.” Bu durumu gayet doğal bulduğunu belirtti. “Alıştım artık İrfan.” dedi sakince. “İtalya’da da durumlar pek farklı değil.” Lafı fazla uzatmadan direkt konuya girdim. “Bu Osimhen transferi ne durumda? Bitti mi? Gönderiyor musun İstanbul’a Victor’u?” Futbolla ilgili olduğuma şaşırdığını söyledi. “Ya aslında şimdiye kadar biterdi de. Sizin bu yöneticiler bir acayip valla.” dedi gülerek. “Ne istesem kabul ediyorlar, ben de bu yüzden aklıma geldikçe sözleşmeye bir şeyler ekliyorum.” Durum enteresandı. “Nasıl yani?” diye sordum. “Parayı taksitle veriyorlardı, nakit dedim, tamam dediler. Sonra teklifi biraz daha yükseltin bakalım dedim, ona da tamam dediler.” diye cevapladı. “En son, sözleşmeye Napoli’deki tüm devlet okullarında okuyan öğrencilere birer okuma tableti eklemelerini istedim, ona da tamam dediler.”

“İyi yere tezgah açmışşsın.” dedim ama tabi pek anlamadı. Sonra deyimi açıklamak zorunda kaldım bir de. “Peki, buradaki öğrencilerin ne günahı varmış?” diye sordum. Bu sefer bir açıklamaya gerek kalmadı anlaması için. “İstersen anlaşmayı hemen bozup aynı tabletlerden birer tane de İstanbul’daki öğrenciler için isteyeyim dostum.” dedi. Önce şaka sansam da epey ciddi geliyordu sesi. Israrcıydı da. “Yok, biz kitap isteriz.” dedim. “Mümkünse büyük bir kütüphane.” “Hemen döneceğim sana.” diyerek kapattı telefonu.

Güneş evlerin arkasına doğru devrilmiş, cemaati serin bir gölgeye ulaştırmıştı. Herkes ne söyleyeceğimi merak eden gözlerle bana bakıyordu. Osimhen’i bekleyen arkadaşlara döndüm. “Kusura bakmayın ama iş biraz uzayacak/mış.” dedim.


#Sermuharrir
#Galatasaray
#Victor Osimhen