Hayat Türk şiirinde bellek metaforları

Türk şiirinde bellek metaforları

Gökhan Tunç’un Türk şiirinde bellek metaforları alt başlığıyla yayımlanan kitabı Şiir ve Bellek, Cumhuriyet’ten günümüze farklı poetik kimlikleriyle kabul görmüş şairlerin bellek yorumlarına dayanıyor. Kitap, bilinen bazı şiirlerin yeniden yorumlanmasının da önünü açıyor.

Yakup Öztürk Yeni Şafak
Şairler, teknolojik kavramlara şiirlerinde yer verseler de onlar daha çok teknolojinin karşısında durmuşlardır.
Şairler, teknolojik kavramlara şiirlerinde yer verseler de onlar daha çok teknolojinin karşısında durmuşlardır.

Gökhan Tunç, akademik çalışmalarına şiir eleştirisi üzerinden devam ediyor. 2018’de Yahya Kemal’in Türk şiirindeki yerini, etkinlenme endişesi kavramı etrafında incelemişti. Aynı yıl çeşitli kuramlardan hareketle Türk şiirinden farklı örnekleri değerlendirdiği bir kitap daha yayımladı. Son olarak modern Türk şiirinde bellek metaforlarını tespit eden Şiir ve Bellek’i okuyucuyla buluşturdu. “Bireyin hayatını idame ettirmesinin yanı sıra toplumun da varlığını sürdürmesinin yegâne yolu”nun bellekten geçtiğini düşünen Tunç, belleğin sözel kültürün baskın olduğu toplumlarda daha çekici bir hâl aldığını, böylesi toplumlarda bellek ve hatırlama kabiliyetinin kişilere ayrıcalık kazandırdığını, hatta bir başkasına tesir etmenin başlıca unsuru olduğunu dile getiriyor. Bellek metaforları ise, belleğe dair ortaya atılan düşünce ve meselelerin somut kılınması. Bu kavram, Tunç’un tarifiyle belleğin gizli, anlamlandırılamayan yapısını ortaya koymaya çalışır.

Bilimin, belleğin mahiyetini ortaya çıkarmak için kullandığı metaforlar, toplumsal çevrenin bir karşılığı iken şiirde durum nasıldır? Şiir ve Bellek, şairlerin belleği nasıl ve ne şekilde alımladıkları, hangi metaforlar aracılığıyla belleği anlamlandırdıkları üzerinde durur. Metaforların, şairlerin poetika, düşünce ve ideolojilerini yansıtan bir özellik gösterip göstermediği; onların yaşadıkları çağın kültürel ve tarihsel ortamı ile uyumlu olup olmadığı da bu kitabın temel sorularından.

ŞİİRDE BELLEK, TEKNOLOJİYLE UYUŞMAZ

Şiir ve Bellek Gökhan Tunç Ötüken Yayınları Ağustos 2020 288 sayfa

Gökhan Tunç, mitoloji, doğa, nesne, mekân ve teknolojinin belleği başlıkları ile modern Türk şairlerinin ürettikleri bellek metaforları üzerinde duruyor. Kitapta söz konusu edilen şairlerin seçilmesinde tesir güçleri, poetik ve ideolojik farklılıkları, belleğe dair karakteristik metaforlar üretmeleri öncelikli olmuş. Bu açıdan kitabın Türk şiirinin neredeyse tamamına nüfuz eden bir tarafsızlık taşıdığı söylenebilir.

Şiir ve Bellek, modern Türk şiirindeki bellek metaforlarının, bilim ve sinemanın aksine, süreç içerisinde teknolojiden yana bir hâl almadığı iddiasında. Kitabın ilk kısmı metafor kavramına ayrılmış. İnsanların tarif edemedikleri olguları, kendilerine tanıdık gelen unsurlarla ilişkilendirmeleri metaforun temelidir. Edebiyat dilinde de metafor, Tunç’un tanımıyla “Standart dilin literal anlamı esas almasına karşılık (...) görünen anlamın arkasındaki kısmen farklı ikinci bir anlama gönderimde” bulunur. Sonraki kısımda belleğin tanımı, felsefe, bilim ve sinemadaki görünüş biçimleri üzerinde kısaca duruluyor. Çalışmanın esasını oluşturan son bölümde, şairlerin gündelik dilde var olan kavramsal metaforları nasıl şiir diline aktardıkları değerlendiriliyor. Burada Şiir ve Bellek’in tespit ettiği metaforlar Türk şiirinden örneklerle ortaya konuluyor.

MEKÂN VE NESNELERİN DİLİ

Kitabın teorik temellerinde felsefeyle derin bir akrabalık kurulduğu söylenmeli. Gökhan Tunç, mitolojik zenginliği sadece şiir incelemelerinde değil kavramsal çevrenin biçimlenmesinde de kullanıyor. Bellek, hatırlamak dendiğinde Yunan mitolojisini besleyen Lethe ırmağının, bu ırmakla Hades ve karısı Persephone’un ilişkisi bilinir. Bu ilişkinin Necatigil, Tanpınar, Dağlarca, Cansever hatta Zarifoğlu şiirlerine farklı işlevleriyle girişi kitapta incelenmiştir. Bellek sahibi bir güç olarak doğa da su, gökyüzü, kar ve yağmur, güneş, kurt, kuş ve arı gibi unsurlarla Türk şiirinde yer etmiştir. Bu unsurlar, bazen bir tek şairin şiiri ile sınırlı tutulmuştur. Kurt sözgelimi, sadece Hilmi Yavuz’un bir şiirinden hareketle kitaba girmiştir. Nesnelerin belleği de tıpkı doğa gibi bölümlenmiş, ayna, bohça, sandık, masa, buhurdan, kitap, pencere gibi kavramlalarla ilişkilendirilmiştir. Meşhur “Masa da Masaymış ha” şiirindeki masanın bir bellek metaforu olarak incelendiği görülür.

Kuyu, çeşme, mezar, saray, sokak, ev, otel, müze gibi mekânlar üzerinden belleğin mekânla konumlandırılışı da yapılmıştır. Bir mekân olarak oda incelenirken Ziya Osman Saba’nın “Bir Kapı” şiirinden bahsedilir. Kapının açılmasıyla, bunu Gökhan Tunç hatırlama olarak yorumlar, hatıralar sandık sandık dizilirler. Hem oda hem de otel bahsinde mekânın bellekle ilişkisini göstermesi bakımından “Otel Odaları” şiiri de hatırlanmalıdır. Kitapta son olarak teknolojinin belleğinden söz açılır. Şairler, teknolojik kavramlara şiirlerinde yer verseler de onlar daha çok teknolojinin karşısında durmuşlardır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.