Ve Türk solu Nasrettin Hoca'yı keşfetti

Ertan Altan
00:0010/08/2008, Pazar
G: 9/08/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Ve Türk solu Nasrettin Hoca'yı keşfetti
Ve Türk solu Nasrettin Hoca'yı keşfetti

Sovyet dönemi Türk cumhuriyetlerinde komünizm karşıtı propagandanın baş kahramanı olan Nasrettin Hoca yüzyıllardır siyasi çekişmelerin arasında kaldı. Solun tanınmış kalemlerinin öykülerinden derlediği “Benim Nasrettin Hocam” kitabının editörü Şair Sennur Sezer, Hoca'ya bakıştaki siyasi farklılıkları yorumladı.

Dünyada en fazla Nasrettin Hoca fıkrasının üretildiği Özbekistan'da Sovyet döneminden kalma bir fıkraya göre, Komünist Partisi'nin toplantısında herkesten parti için ne yapabileceği soruluyormuş. Sıra Nasrettin Hoca'ya gelince, “Ben parti için her şeyimi veririm. Bütün servetimi veririm. Hatta canımı da veririm” demiş. Toplantıdan sonra arkadaşları Hoca'nın yanına gelip, “Hocam ne yaptın! Hadi malını mülkünü veriyorsun da senin gibi bir din adamı bu ateistler için nasıl canını verir?” diye sorunca Nasrettin Hoca cevap vermiş: “Ne yapayım böyle yaşamaktansa ölürüm daha iyi.” Nasrettin Hoca'nın Orta Asya Türkleri arasında etkili bir propaganda aracı olduğunu keşfeden Sovyet yetkilileri de boş durmayıp, görevlendirdiği antropologları Türkmen köylerine göndererek, Komünist Partisi'nin işine yarayacak Nasrettin Hoca fıkraları derlemelerini istemiş. Parti fıkra başına telif ödeyeceğini de vaat edince antropologlar kimi uydurma kimi derleme yüzlerce fıkrayla geri dönmüşler. Türk, Arap ve İran coğrafyasının ortak kültürü olduğu kesin olan Nasrettin Hoca'nın Anadolu'daki macerası da Sovyetlerdekinden farklı değildi. Hoca'yı Arap kültüründeki benzerleri gibi, “tasavvufi bir ulu danişmend kişi” olarak görmek isteyenlerle yoksul ve muhalif bir halk bilgesi olarak görenler çekişip durdu.


SOLUN NASRETTİN HOCA'SI

Türkiye'de Nasrettin Hoca'yı sahiplenme bakımından milliyetçilik ve muhafazakârlık genellikle önde oldu. Nasrettin Hoca'nın Saltukname'de geçtiği üzere bir mizah kahramanı değil evliya olarak görülmesi fikri yaygınlık kazandı. Ancak Hoca'nın 800. doğum yıldönümünü “idrak ettiğimiz” bugünlerde Türk solu da Nasrettin Hoca'yı gündemine aldı. Her sayısını farklı bir bölgede, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve kültür kurumlarıyla birlikte yayınlayan muhalif mizah dergisi Homur, son sayısını Nasrettin Hoca'ya ayırırken, Evrensel Basım Yayın da Hoca'nın 800. doğum yıldönümü dolayısıyla 12 yazar ve bir çizerin kaleminden çıkan “Benim Nasrettin Hocam” başlıklı bir derleme yayınladı. Şair Sennur Sezer tarafından hazırlanan derlemede, Ali Balkız, Adnan Özyalçıner, Ahmet Say, Burhan Günel, Feyza Hepçilingirler, Mustafa Balel, Mehmet Başaran, Muzaffer İzgü, Orhan Duru, Suzan Samancı, Tarık Dursun K., Tahsin Yücel öykülerinde kendi Nasrettin Hocalarını anlattı. Çizer Sefer Selvi de her anlatıcı için farklı bir Nasrettin Hoca çizdi. Derlemeyi yapan Şair Sennur Sezer bizim için 800. yılında Nasrettin Hoca'ya bakıştaki siyasi farklılıkları yorumladı.


MİSTİK BİR ANLATIM YOK

Nasrettin Hoca'yı Ortadoğu'daki benzerleri yani Cuha, Behlül-i Dânâ gibi ille de tasavvufi yönde yorumlamak isteyenlerle, genel geçer değerlere karşı çıkan, yoksul bir okumuş olarak bilenler arasında bir farklılık olduğunu söyleyen Sezer'e göre bu, dünya görüşlerinden kaynaklanan bir farklılık. Derlediği öykülerdeki farklılığı mistik bir anlatıma yer verilmemesiyle açıklayan Sezer, solun Nasrettin Hoca'ya yabancı olduğu görüşüne ise katılmıyor. Bu tespitin sola haksızlık olacağını söyleyen Sezer, “Solu Nasrettin Hoca'ya yabancı saymak, solu mizaha, başkaldırıya yabancı saymak olur. Bu da en azından haksızlık. Pertev Naili Boratav, İlhan Başgöz, Abdülbaki Gölpınarlı, Orhan Veli, Alpay Kabacalı ve Nasrettin Hoca figürlerinin usta çizerlerinden Abidin Dino sağcı değil bildiğim kadarıyla. Sabri Koz'u da demokratlığın sağına almak herhalde insaftan uzaklaşmaktır” diyor.


NASRETTİN HOCA KİMİLERİNİ KIZDIRDI

Folklor araştırmacısı Pertev Naili Boratav yıllar önce Nasrettin Hoca'nın kimi erotik çağırışımlar içeren fıkraları üzerine bir araştırma hazırlamış, araştırmayı basan Yapı Kredi Yayınları (YKY) daha sonra dağıtmamaya karar vermişti. Yayınevi'nin genel yayın yönetmeni Enis Batur'un istifa etmesine sebep olan olay epey ses getirmişti. Artık Nasrettin Hoca üzerine pek fazla araştırma yayınlanmadığını söyleyen Sezer, “Bu alanda bir tutuculuk mu var?” sorumuza şöyle cevap verdi: “Türk edebiyatı tarihçilerimizin ve halk bilimcilerimizin hemen hepsinin bir Nasrettin Hoca incelemesi var. Fuat Köprülü'den, Abdülbaki Gölpınarlı'ya, İlhan Başgöz'den M. Sabri Koz'a... Sanırım Orta Asyalı bilimcilerin de... Galiba oralarda bir Nasrettin Hoca romanı bile yazılmış. Bizde yeni araştırmalar kuşkusuz yeni yazmaların bulunmasına, karşılaştırılmasına bağlı. Bu konuda pek tutuculuk olduğunu sanmıyorum. Ancak Evliya Çelebi'nin sözünü ettiği türde fıkraların, genel Osmanlı mizahı anlayışında bu tür çağrışımlar oluşu yüzünden yadırganması mümkün.” Boratav'ın araştırması dışında Nasrettin Hoca hemen herkesin üzerinde mutabık olduğu sevimli bir figür. Peki Hoca'nın bu imajı bilinçli bir şekilde mi oluşturuldu? Yani Nasrettin Hoca bir parça ehlileştirilmek mi istendi? Sezer bu soruya şöyle cevap veriyor: “ Mizah ehlileştirilemez. Ehlileşmek, düzenle uyuşmaktır çünkü. Mizah ise tehlikeli ama keyifli bir şeydir. Ressam Mehmet Güleryüz'ün tanımıyla "Üstüne bıçakla yürüyen adama 'Birader,içine giydiğin pijaman, pantolonunun paçasından sarkıyor' demek gibi”. Nasrettin Hoca yüzyıllardır, Timur gibi çağdaşı olmayan diktatörlere bile karşı çıkış simgesi olarak kullanılmış. Rüşvetten, yalancı tanıklıktan, gösterişten hoşlanmayışın, zorbalığı ve zorbalığa karşı çıkmayı beceremeyen halkı “ti'ye” alışın çizilmediği portreler, ne Nasrettin Hoca'nın ne de bizim halk mizahı kahramanlarının portreleri olabilir. Eğer, bir aktörün çizgileri Nasrettin Hoca'dan baskınsa, o da kuşkulu bir kahramandır.”



Kaç Nasrettin Hoca var?

Sezer Anadolu Orta Asya ve Ortadoğu coğrafyalarındaki Nasrettin Hoacalarla ilgili de bilgi verdi: “Nasrettin Hoca'dan önce yaşayan ve fıkraları Nasrettin Hoca'ya da mal edilen Cuha / Duceyn Bin Sabit (8. Ya da 10. Yy) ve Behlül-i Dânâ (9.Yy) hemen anımsanmalı. Cuha'nın kimi fıkralarının Mevlana (Celaleddin-i Rumi)'nın eserlerinde yer aldığı söylenir. Behlül de nükteleriyle ünlü bir bilgedir. Behlül-i Dânâ diye hitap edene bilgece, Behlül-i Divane diye hitap edene delice öğüt verdiği bir fıkrasını bilirim. Hoca adı değişerek Azerbaycan'da, Balkanlar'da, ve kimbilir daha nerelerde çıkar karşımıza. Halk durup dururken 'Nasrettin Hocalardan biri' demez.”