
Portekiz diktasının başındaki Salazar, kendisine ülkeyi nasıl yönettiği sorusu sorulunca "3 F ile.." cevabını vermişti; "Fado (müzik), Fiesta (dans) ve Futbol".
Franco için stadyumlar kitleleri uyutmaya yarayan bir beşikti.
Stalin sporun önemini o kadar abartmıştı ki; kazanacağına emin olmadan hiçbir Sovyet sporcusunu uluslararası müsabakaya çıkarttırmadı.
Mussolini için futbol propaganda demekti.
İtalya"nın 1934"te kazandığı Dünya Kupası finalinden sonra Duçe"ye sadık Il Popoli D"Italia gazetesinin manşeti belliydi; "İşte rejimin başarısı! Uyum, düzen, disiplin ve cesaretin gücü".
Kupayı İtalya milli takımının oyuncuları değil, Faşist düzen kazanmıştı.
Bizimkiler geri kalır mı hiç?
"Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur" edebiyatı bu dönemde başladı, İsmet İnönü ile devam etti.
"Il Duçe"den apartma "Milli Şef" ünvanının gazıyla İsmet İnönü tarafından İtalya"ya gönderilen Recep Peker başkanlığındaki komite, ülkeye geri döndüğünde binlerce kişinin senkronizasyonuyla "sınıfsız, yüce toplum" ayinlerini bu topluma dayattı.
Ve yıllar sonra bu ilkel uygulamaları kaldıran hükümeti, sıcak sonbahar başlığı altında statlarda taşkınlık yaparak yıpratmaya çalıştılar.
Böylece Kabataş"ta başörtülü dövdürten, müteşebbislerin dükkânlarına zarar gelmesin diye Türk bayrağı asmasına sebep olan faşist "Gezi ruhu" tam da yerini bulmuş oldu.
Peki, entelektüellerimiz bu işe ne dediler?
"Futbolu yönetemeyen, devleti de yönetemez."
Evet, tam da böyle söylediler.
Ya spor ile devlet yönetimini aynı satıra yazmanın, futbola siyasal anlam yüklemenin tarihte nereye denk düştüğünü kestiremediler, ya da demokratikleşme paketine dair açıklamalar artınca ne yapacaklarını şaşırdılar.
Gezi Parkı meselesi zuhur edince mekân üzerinden iktidar alanı genişletme çabasının gereksizliğini savunanlar, spor kadar çetrefilli bir mevzuyu hemencecik hükmetmenin konusu haline getirdiler.
Hadi diyelim iktidara mesafeliler.. Yayın organlarında kalem oynattıkları Hizmet"e karşı bile en ufak bir saygıları yok mu?
Türkiye"nin bu anlamda belki de en geleneksel Sünni cemaati, Alevilerle ortak bir proje yaptı.
Biber gazının verdiği mayhoşlukla "toplumu kutuplaştırmayın" diyenler, bir anda bu önemli diyalog çabasını "size eklemlenmek istemiyoruz" diyerek ıskartaya çıkardılar.
Ahmet Atakan"ın ölüsü üzerinden nekforil siyasetlerini başaramadılar, ellerinde kala kala Zülfikar ile araba üzerinde çekilmiş sinematografik kareler kaldı.
Şimdi de sporu karıştırmaya çalışıyorlar. Ve Camii-Cemevi projesine destek veren ya da veriyormuş gibi yazmak zorunda kalan kalem erbabı, eş zamanlı olarak bu vandallığa da göz kırpabiliyor.
T.C profilli TGB"lilerin emniyete füze atan DHPK-C"yi alkışlaması bile kulağa daha tutarlı geliyor.
En iyisi demokratikleşme paketi herkese inat güzel haberlerle gelsin. Heybeliada Ruhban Okulu açılsın. Anadilde eğitimin önündeki engeller birer birer kalksın. Yerel yönetimlere düzenlemeler gelsin. Hapisteki gazeteciler için yasal düzenlemeler yapılsın.
Ve Drogba gollerini atmaya devam etsin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.