
Kasko, motorlu kara taşıtlarına uygulanan bir mal sigortasıdır. Araç, sigorta ettirenin iradesi dışında bir hasara uğrarsa, sigorta eden şirket bu hasarı karşılar.
Bunun sigorta ettiren açısından mantığı şudur: Her ay 150 200 lira kadar bir parayı verebilirim ama aracıma büyük bir hasar gelirse yenisini almaya gücüm yetmeyebilir. O halde böyle bir tedbirle araçsız kalma riskinden korunmuş olurum.
Sigorta eden açısından ise mantığı şudur: ülkemizde bir aracın kaza yapma, hasara uğrama ihtimali bellidir. Aktüerya bu ihtimalleri hesaplama bilimidir. Buna göre sigorta ettirilen araçların primlerinin risk ihtimalinin üstündeki miktar benim kazancım olur. Böyle bir şirket kurar, doğacak riskleri karşılar, artan paraları da kazanç haneme yazarım. Bu arada devletin zaten bankada bloke ettirmemi istediği paralarla da faiz kazanırım, bu da benim ilave kazancım olur.
Elbette devlet vatandaşını korumak için belli tedbirler alır, toplanan paraların çarçur edilmemesini, belli bir miktarının sürekli bankada tutulmasını şart koşar ve sigorta şirketini denetler.
Kasko ne kazandırır? Aslında makro düzeyde kasko ülke ekonomisine doğrudan bir katkı sağlamaz. Çünkü kasko bir şey üretmiş olmaz. Sadece insanların, ekmek teknesi olan araçlarının hasarlarını telafi etmekle onların kazancının devam etmesini sağlayabilir. Buna karşılık sigorta ettirenler hasarlarının karşılanacağı psikolojisi içerisinde daha rahat hareket ederek risk ihtimalini artırırlar. Bazen kasıtlı hasarlar oluşturulabilir. Ayrıca sigorta şirketleri kendilerini de sigorta ettirdikleri reasürans şirketlerine de prim ödedikleri için ülke ekonomisinin büyük bir kısmı bu yolla yabancı şirketlere gider. Yani makro düzeyde kaskonun kaybettirdiği dahi söylenebilir.
O halde kasko helal midir?
Kasko yaptıran açısından hedef, riskin bölüşümü olduğu için bu bizim açımızdan yeni bir akit türüdür ve caiz olmadığını söylemek mümkün değildir.
Ama sakıncalarının bulunduğu da açıktır. Bu sakıncaların başında kasko yapan sigorta şirketlerinin topladıkları paraları faizli bankalarda nemalandırmaları gelir. Dolayısıyla kasko yaptıranlar da dolaylı olarak faizle sömürülenlerin sömürülmesine katkıda bulunmuş olurlar.
Sigorta şirketleri rakipleriyle rekabet edebilmek için banka faizini hesap etmek zorundadırlar, aksi takdirde fiyatları benzerlinden yüksek olur ve piyasada kalamazlar. Bu sebeple sigorta şirketleri hep bir bankanın yan kuruluşudur. Bankalar bir yandan mevduat toplarken, bir yandan da bu yan şirketleriyle kasko bedeli toplayıp hepsini kendi bankalarında faizde kullanırlar, böylece onlar da iki kez kazanırlar.
Bloke zorunluluğu olan miktar Katılım Bankalarında nemalandırılmış olsa bu sakınca ortadan kalkar.
Kerhen caiz dediğimiz bu sakıncalı işlemlerin alternatifi mütüel (karşılıklı) sigortalardır. Bunun İslam dünyasındaki adı Tekâfül sigortalarıdır. Bu tür sigortalarda sigorta ettirenlerle edenler aynı kişilerdir. Bunun için bir işletme organizasyonu kurulur, elbette işletme masrafları da giderlere dahildir. Toplanan primler helal sahalarda nemalandırılır, kazanç sigorta ettirenlere geri döner. Kazanç arttıkça sigorta primleri azalır. Sene sonu itibariyle her sigortalı bir miktar da nema elde etmiş olur. Böyle bir sigortalamada tedbirlerdeki azalma ve kasıt ihtimali de asgariye iner.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.