Türk, Kürt, Alevi, Ermeni vs.

00:0025/08/2007, Cumartesi
G: 29/08/2019, Perşembe
Resul Tosun

Meseleye doğrudan girecek olursak söyleyecek ilk sözümüz, “İnsanın anne ve babasını seçme hakkı yoktur.” cümlesi olacaktır. İnsanın anne ve babasını seçme hakkı olmayınca mensubu bulunduğu kökeninden dolayı kınanması ve ayıplanması da hem akla hem mantığa aykırıdır.Öyleyse kimseyi farklı ırklardan geldiği için aşağılamak, karalamak veya kötülemek de yanlıştır.Başka bir ifadeyle ırkçılık da yanlıştır.Öte yandan, insanın annesini babasını ve dolayısıyla kendi ırkını sevmesi de son derece doğaldır

Meseleye doğrudan girecek olursak söyleyecek ilk sözümüz, “İnsanın anne ve babasını seçme hakkı yoktur.” cümlesi olacaktır. İnsanın anne ve babasını seçme hakkı olmayınca mensubu bulunduğu kökeninden dolayı kınanması ve ayıplanması da hem akla hem mantığa aykırıdır.

Öyleyse kimseyi farklı ırklardan geldiği için aşağılamak, karalamak veya kötülemek de yanlıştır.

Başka bir ifadeyle ırkçılık da yanlıştır.

Öte yandan, insanın annesini babasını ve dolayısıyla kendi ırkını sevmesi de son derece doğaldır ama diğerlerinden üstün görme yada diğerlerini aşağılaması doğal değildir, yanlıştır.

Çünkü hiç kimse annesini ve babasını seçme hakkına sahip değildir.

Ben öncelikle bu mantığı yürüterek hiç kimseyi kökeninden dolayı ayıplamam ve kınamam. İkinci olarak da benim inancım buna engeldir. Benim inancıma göre hiçbir ırkın diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlüğün ölçüsü, temiz kalpli olmak, temiz ahlaka sahip olmak, dürüst olmak, kötülükten uzak durmak, iyilik yapmaya gayret etmek gibi güzel meziyetlerdir.

Dolayısıyla her ırkın içinde iyiler de vardır kötüler de.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu bir konuşmasında, ''Tehcirden kurtulmak için kendini Kürt ve Alevi olarak gösteren Ermeniler var.'' diyerek tarihi bir meseleye parmak bastığı için kimi çevreler tarafından hedef haline getirildi ve yargısız infaza tabi tutulmak istendi/isteniyor.

Halaçoğlu resmi bir kurumun başında bulunması sebebiyle, sarf ettiği bu sözlerin bir mesaj olabileceği düşünülüyor ve tabiatıyla önem kazanıyor.

Tabii elinde 100 bin Ermeni dönmesinin listesinin bulunduğunu söylemesi de bir tehdit olarak algılanıyor!

Oysa konuşan insan akademisyen bir tarihçi. Araştırmış incelemiş. Akademik bir çalışma yapmış. Elinde belgesinin bulunduğunu da söylüyor. Böyle bir tarihçiye verilecek cevap yine aynı paralelde olmalıdır.

Halaçoğlu''nun temas ettiği mesele tehcir sırasında vuku bulmuş ve mazide kalmış tarih okuyanlar tarafından bilinen sıradan olaylardır. Balkanlarda tersi de olmuştur. Osmanlı parçalanınca bazı Türklerin hristiyan olup orada kaldıkları da tarihçiler tarafından seslendirilmektedir.

Halaçoğlu da bir tarihçi olarak konuşmuş. Linç meraklısı tiplerin rağbet bulduğu günümüzde keşke konuşmasaydı.

İlim ve fikir adamlarının gerçek anlamda kürsü dokunulmazlığına sahip olduğunu kavrayamamış toplumumuzda birileri rahatsız oluveriyor ve kıyametler kopuyor. Bazen devlet kurumları kıyamet koparıyor bazen de şimdi olduğu gibi sivil toplum örgütleri.

Her neyse. Halaçoğlu''nun konuşması incelenince öyle rahatsız olunacak bir durum da söz konusu değil aslında.

Halaçoğlu konuşmasında ne Alevilerin ne de Kürtlerin Ermeni asıllı olduğunu söylemiyor. " Orada, Türkiye''de Alevilerin yüzde 99''unun Türkmen olduğunu, tehcirden kurtulmak isteyen Ermenilerin Anadolu''da kalmak için kendilerini ''Kürt Alevi'' olarak gösterdiğini söyledim." diyor.

Halaçoğlu Kürt varlığını da inkar etmediğini açıkça söylüyor: "Kürtlerin Türkmen olduğunu söylemedim. ''Bugün kendini Kürt olarak bilen bazı ailelerin 16. yüzyıl kayıtlarına göre Türkmen olduğu görülüyor'' dedim. Bu, ''Kürtler yok'' demek midir? Anadolu''da 1,5 milyon Ermeni yaşıyordu. Neredeler bunlar gerçekten? Ben bunu araştırdım. Yoksa Ermeniler, Kürtler, Türkler diye araştırmadım.''

Bütünü bir kenara bırakıp sadece bir kısmına bakarak muhatabı karalamak yargısız infaza tabi tutmak, linç etmek maalesef bizim toplumumuzda sık rastladığımız bir gerçek.

Tabii ki bu telaş 100 bin Ermeni dönmesinin listesinden kaynaklanıyor.

Bu listenin siyasetçilere karşı kullanılma ihtimali bazı çevreleri endişelendiriyor. Halaçoğlu''nun TTK Başkanı sıfatıyla bu açıklamayı yapmasının tesadüf olmayacağı şüphesi de duyulan endişeleri artıyor.

Oysa bana göre normalde masum insanların endişe etmelerine gerek yok. Kökeni ne olursa olsun herkesin bugün taşıdığı kimlik önemli değil mi? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise hangi din ve etnik kökene mensup olursa olsun, öteki vatandaşlardan bir farkı var mı?. Anayasa maddeleri gayet açık değil mi?

Müslümansa dedesinin atasının Ermeni olmasının da hiçbir mahzuru yoktur. Çünkü İslam, öncesini silip atar. Bir insan bir dakika önce de Müslüman olsa o bütün Müslümanların kardeşidir.

Romalı Suheyb''i, İranlı Selman''ı ve Habeşli Bilal''ı kardeş yapan dinin mensupları olarak kimseyi kökeninden dolayı kınayamayız. Dinen yasaktır ve haramdır.

Öyleyse ne Halaçoğlu''nun ne de başkalarının yaptığı akademik çalışmalardan dolayı normalde telaşa kapılmaya gerek yok.

Tarihi meseleleri siyasi mülahazalarla karara bağlamak yanlıştır. Tarihi meseleleri tarihçiler tartışmalıdır.

Sözde soykırım iddiaları için de biz, “Bu meseleyi siyasetçiler parmak kaldırarak değil tarihçiler araştırarak tespit etsin.” demiyor muyuz?

Halaçoğlu''nun çalışmalarını da bu çalışmalara bir katkı olarak görmemiz gerekmez mi?

Meseleye Türklük, Kürtlük, Alevilik değil tarihî bir mesele olarak bakmak ve tarihi gerçeklerden korkmamak lazım diye düşünüyorum.

Lakin.

Bütün bunların ötesinde Halaçoğlu''nun açıklaması önceden yazılmış bir senaryonun parçası ise işte o zaman mevzu değişir!