Wikileaks'in yayımlamaya başladığı Stratfor yazışmaları gündemin birinci sırasına oturdu. 2011 sonlarında TÜSİAD'ın 40. yıl töreni için Türkiye'ye gelen şirketin CEO'su Friedman'ın program öncesi çalışanlarına gönderdiği e-mail de deşifre oldu. Friedman mailinde “Burada dünya çapında kabul görmüşlüğümüz ve her ülkede aynı söylemleri ne şekilde etkili kullanabildiğimiz görülecektir” diyor. Bir başka mailde ise Türkiye'de Stratfor için çalışan çok sayıda kaynak olduğu vurgulanıyor
Amerikan hükümetine ait gizli bilgileri yayınlayan Wikileaks, CIA'in gölgesi gibi çalışan ABD düşünce kuruluşu Stratfor'a gelen e-maillerle yeniden dünya gündeminde. İlk kısmı yayımlanmaya başlayan 5.5 milyon e-mail arasında Türkiye ile ilgili kısımlar dikkat çekiyor. Stratfor'un CEO'su George Friedman 2011'de eylülün son haftası Türkiye'ye gelerek TÜSİAD'ın 40. yıl törenlerine katılmıştı. 5 eylülde tüm üyelere bir e-mail göndren Friedman iç yazışmada şu ifadeleri kullanıyor:
“TÜSİAD bizden 40. yıl törenlerini izlememizi istedi. Burada dünya çapında kabul görmüşlüğümüz ve her ülkede aynı söylemleri ne şekilde etkili kullanabildiğimiz görülecektir. Aynı yerden tüm dünyaya 'hizmet' edebiliriz.” 24 Nisan 2011 tarihli başka bir yazışmada da dünya çapında önemli 25 kuruluşla birlikte TÜSİAD'a kesilen 75 bin dolarlık fatura da görülüyor.
Friedman'ın TÜSİAD'dan bahsettiği e-mailde dikkat çeken bir başka husus ise çalışanlarına verdiği taktikler. “Biz ABD hükümetine okuyucularımıza ne söylüyorsak onu söyleyeceğiz. Hükümete ilk dersimiz, 'istihbarat kuruluşlarının varlık amacının, karar vericileri rahatsız etmek olduğunu' göstermektir” diyen Friedman, çalışanlarını şöyle ikaz ediyor: “Anlamadığınız bir yer varsa doğrudan benimle temasa geçin. Eylülün son haftasında Türkiye'ye gidene kadar sorularınız için hazır olacağım. Lütfen, lütfen, lütfen, eksik bilgiye dayalı spekülasyonlara ya da paranoya kapılmayın.” Stratfor'un kurucusu Friedman 2010 yılında ortaya attığı savaş senaryosu ile konuşulmuştu. Friedman, “Üçüncü Dünya Savaşı'nın Türkiye- Japonya ve ABD-Polonya ekseninde yaşanacağını” öne sürmüştü.
Öte yandan Anya Alfano'dan M. Friedman'a gönderilen 1 Ekim 2011 tarihli bir e-mailde istihbarat kaynaklarıyla ilgili detaylar dikkat çekiyor. Mailde, “Ortadoğu'da tam donanımlı, bize gün be gün ekonomik-siyasi olayları analiz edecek kaynak sıkıntımız var. Ancak Afganistan ve Türkiye istisna. Çünkü orada bize siyasi ve güvenlik konularında taktik ve stratejik enformasyon sağlayan çok sayıda kaynağımız var. Aynı zamanda ekonomi konusunda bilgi verecek çok seçkin kaynaklarımız var Türkiye'de” ifadeleri yer alıyor.
Hacker grubu Anonymous'un ele geçirip Wikileaks'e teslim ettiği yazışmalarda adı geçen Emre Doğru, “turkishny.com”a verdiği röportajda Stratfor'dan TÜSİAD'ın Washington temsilciliğine uzanan yolu anlattı. Stratfor'da 2.5 yıl çalıştığını söyleyen Doğru, “TÜSİAD'ın 40. yılı için Stratfor'dan dış politika ile ilgili bir simülasyon istediler. Enerji fiyatları çok yüksek olursa ne olur, düşük olursa ne olur şeklinde bir çalışma yaptık. İran, ABD ve Suriye gibi birçok ülkeden uzmanlar geldi. Çalışma çok beğenildi ve yoğun ilgi topladı. Bu konferans sonrası TÜSİAD'a geçtim” dedi. 22 Aralık 2010 tarihinde Stratfor analisti Doğru'nun, Friedman'ın eşi Meredith Friedman'a gönderdiği e-postada kendisine bilgi veren kaynağının CHP'nin üst düzey yöneticiliğine seçildiği ilettiği iddia edilmişti.
Wikileaks'in yayımladığı bir e-mailde Pakistan istihbaratının, geçen yıl öldürülen El Kaide'nin eski lideri Usame Bin Ladin'le iletişim halinde olduğu belirtiliyor. Yazışmalardan bir diğerinde ise, “ABD-Almanya-Fransa-Çin ekseni çeşitli sebeplerden ötürü İsrail'in Suriye'ye saldırmasınA karşı. Çok az kişi biliyor ki Rusya İsrail'in en büyük silah ortaklarından ve Hindistan da İsrail'in en büyük alıcısı” deniyor. Bu arada Stratfor'un 300 bin üyesiyle paylaştığı yazışmalarI, Wikileaks'e teslim eden Anonymous korsanlarına İsviçre bankaları aracılığı ile ödeme yapıldığı öne sürülüyor.
CIA'in gölge kuruluşu Stratfor'un üyelerine gönderdiği e-maillerde, füze kalkanı projesi de yer alıyor. Maillerden birinde ABD Başkanı Barack Obama'nın 2009'da füze kalkanıyla ilgili yeni planını sunduğu belirtilirken, Obama'nın yakınındakiler Çek Cumhuriyeti'nin değil Türkiye, Romanya veya Litvanya'nın çok daha önemli olduğunu söyledi. Bir diğer yazışmada ise füze kalkanını ısrarla isteyen Çek Cumhuriyeti'nin Obama'ya “ültimatom” verdiği ifade ediliyor. Mailde, “Çek Cumhuriyeti Washington'ın balistik füze savunma sistemini alamaz ya da F-16'ları düşük fiyatlarla satın alamazsa ABD'nin ve NATO'nun hiçbir askeri operasyonuna katılmayacaklarını belirtiyor” ifadesi bulunuyor. Geçtiğimiz gün NATO'nun yeni stratejik konseptinin en önemli unsuru olarak tanımlanan füze kalkanı sisteminin Almanya'nın Ramstein Askeri Üssü'nde kurulacak merkezden kontrol edileceği açıklanmıştı. NATO'nun radar sistemini önce Çek Cumhuriyeti'ne ve Polanya'ya yerleştirmek istemesine Rusya büyük tepki vermiş, iki taraf arasında yapılan diplomatik görüşmelerden sonra radarların Malatya'nın Kürecik İlçesi'ne yerleştirilmesi kararlaştırılmıştı.
Dubai'de 2010'da Hamas liderlerinden Mahmud El Mabhuh'un öldürülmesi olayında tüm işaretler İsrail gizli servisi Mossad'ı işaret ediyordu. Wikileaks'in yayımladığı yazışmalarda Sean Noonan tarafından 14 Haziran 2010'da Stratfor'da istihbarattan sorumlu başkan yardımcısı Fred Burton'a gönderilen bir e-mailde, El Mabhuh'u Dubai'de Mossad'ın taşeronlarının öldürdüğü yönünde bir bilgi yer alıyor. Öte yandan başka bir e-mailde, Fred Burton'ın İsrail'le yakın ilişki içinde olduğu anlaşılıyor. Stratfor çalışanları arasındaki iç yazışmada, “Filistinliler ve Araplar arasında anlaşmazlık var. Ancak bu, İranlı fizikçilere yönelik Mossad'ın gizli programına dahil oldukları anlamına gelmiyor” deniliyor.
Stratfor'un iç yazışmalarında Ukrayna'nın eski Başbakanı Yulia Timoşenko'yu hapse götüren yolun Rus lider Dimitriy Medvedev tarafından çizildiği belirtiliyor. Rusya ile yaptığı usulsüz doğal gaz anlaşması nedeniyle 7 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 6 aydır cezaevinde tutulan Timoşenko hakkında söz konusu e-mailde şu ifadeler yer alıyor: Medvedev Timoşenko'yu hiç sevmedi. Çünkü Timoşenko hiçbir toplantıda Medvedev'e saygı göstermiyor ve görüşmelerini Putin ile yapıyordu. Medvedev, Timoşenko'nun rakibi Yanukoviç'in dizginlerini tutacağına dair söz verince, Putin de Timoşenko'ya desteğini kesecek, karşılığında da Ukrayna'da ordu ve bakanlıklara istediği isimleri getirtecekti. Ve sonunda Timoşenko hapse gönderildi.”
Yazışmaların deşifre olmasıyla birlikte belki de en çok konuşulacak isimlerden İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt. 17 Eylül 2009 tarihinde Aaric Eisenstein'dan Marko Papic'e gönderilen bir e-postada Bildt'in hem ülkesi hem de Rusya hakkındaki yorumları yer alıyor. Mailde, “Bildt, İsveç'in dünya gücü olması gerektiğine inanıyor. Hırvatları ve Arnavutları sevmiyor, Rusya'yı da çok eleştiriyor. Hatta bir toplantının ortasında Putin için 'Çetnik' (Boşnakları katleden Sırp çeteler) ifadesini kullandı. O yüzden Moskova'da 'istenmeyen adam' (persona non grata) ilan edildi. Bildt ayrıca, Sarkozy'yle de anlaşamıyor. İsveç AB başkanlığını devralmadan önce Fransızlardan personellerini getirmemesini istemiş” deniyor. Öte yandan Rusya Başsavcısı General Yuri Çayka'nın Stratfor'a gönderdiği maillerde Putin'in iktidara gelmesinin ardından Rusya'da klanlar arasında yaşanan mücadelelerle ilgili bilgiler aktarıldığı iddia ediliyor.






