Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
28

Bildirimler

İnsanlığın tükendiği yer: Suriye!

Cihangir İşbilir01:00, 15/11/2013, Cuma
Yeni Şafak
İnsanlığın tükendiği yer: Suriye!

Suriye''ye komşu ülkelerin Türkiye''nin aksine Suriye''deki krize ve Esed rejimine yaklaşımlarının farklı olması da sığınmacıların durumlarını olumsuz etkiliyor. İslam ülkelerinin ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi kurumların Suriye konusundaki sessiz, etkisiz ve tepkisiz politikaları da Suriye''de tarihin en ciddi insani trajedisinin yaşanmasına sebep oluyor.

İnsanlığın siyasete acımasızca kurban edildiğine az şahit olmadık. 20 sene önce Bosna''da ne olduysa bugün Suriye''de kat be kat fazlası gerçekleşiyor. 20 sene önce Bosna''daki insani dram ve soykırım karşısında nasıl sessiz ve etkisiz kaldıysa uluslararası güçler ve örgütler bugün de Suriye''de daha vahşice, daha hesapçı, daha sinsi bir durgunluk ve duyarsızlık içindeler. Bosna''da oynayan taşlara kıyasla Suriye''de kayalar sökülüyor çünkü. Bedeli ağır, sonucu büyük bir değişim gerçekleşiyor. Gelişigüzel örülen duvarlar yıkılıyor, türlü hesaplarla çizilen sınırlar siliniyor, fabrikasyon bayrakların renkleri soluyor ve çehreleri değişiyor bugün. Başta Türk, Arap, Kürt olmak üzere bölgenin aslî unsurları dizginleri ellerine almak istiyorlar. Kurulu düzenin kumanda masasındakiler de sahadaki taşeronları da bölgenin bağrına sapladıkları zehirli hançerleri de bunun olmaması için bin bir türlü tertibi sahneye koyuyor. İşte bunlar olup biterken Suriye''de insanlık ölüyor, tükeniyor. Kıyamete kadar silinmeyecek bir leke daha insanlığın alnında beliriyor şimdilerde…

SURİYE''DE İNSANİ KRİZ FELAKETE DÖNÜŞÜYOR!

Suriye''deki çatışmanın kurbanlarıyla ilgili birçok kaynak üç aşağı beş yukarı birbirine benzer bilgiler veren istatistikler yayınlıyorlar. Bu raporlar, her birinde bir dünyanın saklı olduğu insan hikâyelerini ıskalamamıza sebep olabiliyor. Göç eden, ölen, yaralanan yığınlar olarak gördüğümüz, en az ''çift haneli rakamlar''la haberdar olduğumuz mağdur Suriyeliler 3 yıldır hayat memat mücadelesi veriyorlar.

Bugün, nüfusun (21 milyon) neredeyse yarısı acil yardıma muhtaç. (Bu rakam BM rakamlarına göre nüfusun üçte biri 6,8 milyon) 5 milyona yakın insan Suriye içinde göçmen durumda ve bu rakamın yarısı çocuklardan oluşuyor. Yardıma muhtaç Suriyelilerin 2,5 milyonuna neredeyse krizin başından beri ulaşılamıyor. Bu insanlar temel insani ihtiyaçlarını bile temin edemiyorlar. Şayet mevut durum devam ederse Suriye içindeki insani kriz büyük felaketlere dönüşebileceği gibi önümüzdeki 1 yıl içinde 2 milyona yakın Suriyeli daha ülkesini terk edebilir. Çocukların yetersiz beslenmelerinden dolayı ortaya çıkan sağlık sorunları, Ekim ayı içinde 14 yıldır ülkede görülmeyen çocuk felcinin Deyrüzzor''da yeniden ortaya çıkması alarm seviyesini daha da artırıyor.

120 binden fazla insanın öldürüldüğü, ekonominin iflas ettiği, alt yapının, okulların, hastanelerin ve sağlık yapısının çöktüğü Suriye''de bazı bölgelerin kuşatma altında olmasının milyonlarca insanı bir tür ''nazi kampı''nda açlığa mahkûm etmekten farkı bulunmuyor. Geçtiğimiz haftalarda bizim basına da yansıyan kedi köpek yeme fetvaları bu bölgelerde veriliyor. Çaresizliğin boyutlarını anlatmaya kelimeler kifayet etmiyor. Esed rejimi bu bölgelere insani yardımın ulaştırılmasına izin vermiyor. Esed, kendi halkını kuşatmayla inşa ettiği açık cezaevlerinde tutup açlığa ve sefalete mahkûm ederek iktidarını korumaya çalışıyor.

SIĞINMACILARIN SAYISI GİTTİKÇE ARTIYOR

Esed''in her ne pahasına olursa olsun iktidarını ve müttefiklerinin nüfuzunu koruma ve kollama mücadelesi ülkesini harabeye çevirdiği gibi bugüne kadar 2,5 milyon vatandaşının da komşu ülkelere göç etmesine sebep oldu. Bugün Lübnan''da (800 bin), Türkiye''de (660 bin), Ürdün''de (550 bin), Kuzey Irak''ta (200 bin), Mısır''da (200 bin) göçmen olarak ve zor şartlarda hayatlarına devam eden Suriyelilerin sayısı önümüzdeki aylarda daha da artacak. Diğer ülkelere nispeten daha iyi imkânlar sunabilen Türkiye''de bile az da olsa sahip çıkılamayan, ihmal edilen, insani ihtiyaçlarını karşılayamayan Suriyeliler olduğu biliniyor. Diğer ülkelerdeki kampların ve kamplara alınamayan Suriyelilerin durumu ise içler acısı. Yaklaşan kış şartları da hesaba katılırsa Suriye dışına çıkabilen sığınmacıların Suriye içindeki mağdurlardan farklarının savaş ortamında bulunmamaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. Nitekim Türkiye''ye gelen sığınmacılardan 200 bine yakınının tekrar Suriye''ye döndüğünü AFAD verilerinden biliyoruz.

Suriye''ye komşu ülkelerin Türkiye''nin aksine Suriye''deki krize ve Esed rejimine yaklaşımlarının farklı olması da sığınmacıların durumlarını olumsuz etkiliyor. İslam ülkelerinin ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi kurumların Suriye konusundaki sessiz, etkisiz ve tepkisiz politikaları da Suriye''de tarihin en ciddi insani trajedisinin yaşanmasına sebep oluyor.

TÜRKİYE KAMUOYUNDAKİ TALİHSİZ TARTIŞMALAR

Krizin başından beri (Mart 2011) Türkiye kamuoyu Suriye''yi ve Türkiye''nin Suriye politikasını değişken bir yoğunlukta tartışıyor. İdeolojik ve politik gerekçelerle Suriye meselesinde Esed rejiminin yanında konumlanan ve bundan dolayı da Suriye''deki insani durumu gündemine dahi alamayan malum kesimleri ve partileri bir kenara bırakacak olursak, hükümeti ve dış politikasını destekleyen bazı kesimlerde bile Suriye''yi yanlış okuma temayülü hiç azalmadı. Bunda Esed ve müttefiklerinin lobilerinin rolü olduğu gibi konuyu doğru okuması beklenen medya ve STK''ların gerektiği gibi sürdürülebilir ve sağlıklı yayınlar ve projeler ortaya koyamamaları da etkili oldu.

Özellikle son zamanlarda Suriyeli sığınmacıların şehirlerde görünür olması, sosyal ve ekonomik hayatı etkilemeye başlamaları, hükümetin Suriyeli sığınmacılar için aldığı korumacı bazı tedbirler ilginç bir şekilde Türkiye''deki ''muhafazakâr'' çevreler tarafından türlü gerekçelerle tartışılır oldu. Tam bir talihsizlik ve bedbahtlık!

Şimdilik az da olsa artma eğilimindeki bu tartışmaların sağlıksız boyutlara ulaşmaması için Diyanet İşleri Başkanlığı, ilim adamları ve konuya duyarlı sivil toplumun gerekli tedbirleri alması ve algı yönetimine katkıda bulunmak için toplumu bilgilendirmeye dayalı programları artırmalarında fayda var.

İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILABİLİR Mİ?

Bugün itibariyle ürkütücü boyutlara ulaşan insani trajedi karşısında küresel ve bölgesel güçlerin yaşanan insani krizi, siyasi nüfuz mücadelelerine kurban etmeleri sebebiyle süreç içinde defalarca gündeme getirilen (En son 2 Ekim''de BM Güvenlik Konseyi tarafından 25 Ekim''de BM İnsani İşler Şefi Valerie Amos tarafından dile getirildi) insani yardım koridoru meselesinde sonuç alınamadı. Oysa bugün gelinen noktada ciddi felaketleri önlemek ve ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmek için birden fazla koridora ihtiyaç var. Bu da ancak BM Mülteciler Yüksek Komiserliği- (UNHCR)''nden Amin Awad''ın ifadesiyle bölge ülkelerinin ve rejimin anlaşmasına bağlı. Bazı çevrelerin ''kıyametten önceki son çıkış'' bazılarının ise Suriye''de bölünme senaryolarını hayata geçirmek için kurgulanan bir toplantı olarak nitelediği Cenevre-2 ise öncesi böyle bir ihtimal gözükmüyor. Bilakis sahada durumu daha da tırmandırarak masadaki kazanımlarını maksimize etmek hedefindeki Esed ve müttefiklerinin insani yardım koridoruna bu şartlar altında sıcak bakması mümkün gözükmüyor.

YARDIM KAMPANYALARINA YOĞUNLAŞILMALI

Bu durumda şimdilik geriye yapılabilecek tek bir şey kalıyor: Suriye krizinin insani boyutunu daha çok gündeme getirip insani yardım kampanyalarına ağırlık vermek. İslam ülkeleri ve insanlık Suriye ile şiddetli bir şekilde sınanıyor. Suriye''nin içinde bulunup da ulaşılamayan Suriyeliler için siyasi ve askeri bir çözüm beklenirken, ulaşılabilir durumda olanlar ve komşu ülkelerdeki ve Türkiye''deki sığınmacılar içinse yapılabilecek birçok şey var. Aynı durumda kendimizin de olabileceğini hesaba katarak konuya daha duyarlı bir yaklaşım içinde olmaya ihtiyacımız var. İnsanlığın günden güne tükendiği Suriye''de ''dünyanın vicdanı'' Türkiye insanlığa bir çıkış yolu sunabilir.

İnsanlık masasındaki en ağır ve çözülmesi zor problemin adı bugün için Suriye…

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...