Başbakan Tayyip Erdoğan, yeni anayasa sürecinde başkanlık sisteminin de tartışılabileceğini belirterek, 'Tartışmaların sonucunda eğer parlamento burada 'şu sisteme de geçebiliriz, uygundur' diyorsa, bizim zaten söyleyebilecek hiçbir şeyimiz kalmaz. Ama fikirlerin çatışmasından, çarpışmasından, müzakeresinden hakikat güneşi doğar' dedi
Resmi ziyaret için Slovenya'da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Slovenya Başbakanı Janez Jansa ile düzenlediği ortak basın toplantısında, yeni anayasa, Sarkozy'nin seçimi kaybetmesi ve Suriye konularında açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, 'Türkiye'de başkanlık sistemiyle ilgili olarak daha önce 'Tartışılır ancak gündemimizde değil' demiştiniz. Sayın Bozdağ'ın açıklamaları var, 'Yeni anayasa hazırlanırken tartışılabilir' diye. Artık Türkiye'nin gündeminde midir başkanlık sistemi?' sorusu üzerine, yeni anayasa çalışmalarında yazım sürecinin başladığını hatırlatarak, 'Bu süreç içerisinde tartışılabilir. Bunlar hepsi demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Bu başkanlık sistemi mi olur, yarı başkanlık sistemi mi olur bunların hepsi tartışılabilir. Tartışmaların sonucunda eğer parlamento burada 'Şu sisteme de geçebiliriz, uygundur' diyorsa, bizim zaten söyleyebilecek hiçbir şeyimiz kalmaz. Ama bütün mesele müsademe-i efkardan barika-i hakikat doğar. Yani fikirlerin çatışmasından, çarpışmasından, müzakeresinden hakikat güneşi doğar' diye konuştu.
Türkiye'nin seçenekleri arasında Suriye'ye askeri müdahalenin bulunup bulunmadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Suriye halkıyla bir sorunu olmadığını belirterek, şöyle konuştu: 'Biz burada rejime karşıyız. Bizim biliyorsunuz bir sözümüz var, zulüm ile abad olunmaz. Bizden de kimse zalimlerin yanında yer almamızı beklemesin. Ben rejimin bu işe daha fazla dayanabileceği inancında değilim. İnanıyorum ki er veya geç Suriye'de milli irade, halk kazanacaktır. Hiçbir zaman halklara karşı, millete karşı zafer elde edilemez. Milletle beraber olursanız zaferle iç içe olursunuz. Milletin karşısında olursanız her an mahkum olmaya, her an kaybetmeye... Dünyadaki diğer örnekleri ortada. Suriye'nin akıbeti de bu olacaktır diye düşünüyorum.'
Erdoğan, Fransa'da seçimlerin ardından yeni bir dönem başladığının hatırlatılması üzerine, Türkiye ile Fransa'nın hiçbir zaman düşman olmadığını, hiçbir zaman da düşman olmak istemeyeceğini ifade ederek, 'Bizim 9,5 yıllık sürecimiz içerisinde ne yazık ki Sarkozy yönetiminin bize karşı hep olumsuz bir tavır içinde oldu. En sonunda takındığı tavır kabullenebileceğimiz bir tavır değildi, o zaman tavrımızı biz de çok açık, net ortaya koyduk. Biz bu konuda sürekli çağrıda bulunduk, bir komisyon kurulsun. Biz dahil bütün devletler arşivlerini açsın. Biz bu arada İsviçre'de dışişleri bakanlarımız vasıtasıyla ayrıca bir girişim başlattık. O girişimde de yine kaçan taraf onlar oldular, biz hep masada kaldık ama onlar kaçtılar. Temennimiz odur ki bu dönemde böyle bir şey olmaz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'a Slovenya'da 'Son 10 Yılın Devlet Ödülü' verildi. Bled şehrinde düzenlenen törende Slovenya Cumhurbaşkanı Danilo Türk'ün elinden ödülünü alan Erdoğan, burada bir konuşma yaptı. Kıbrıs meselesinde, Ermenistan'da ve Yunanistan'da çözümü zorlayan tarafın hep Türkiye olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, 'Romanya, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Irak, Suriye tüm komşularımızla küçük büyük bütün sorunları masaya yatırdık. Çözümsüzlüğe çözüm aradık. Komşularımızın içerde yaşadığı sorunlar nedeniyle zaman zaman diyalog ortamı kesilse de sorunların zamanla ortadan kalkacağına işbirliği sürecinin kaldığı yerden devam edeceğine inandık.' dedi. 'Sıfır sorunu hedefleyen aktif politikanın Türkiye'ye ne kazandırdığını birkaç somut örnekle ortaya koymak istiyorum.' diyen Erdoğan, ardından Türkiye'nin ihracat ve ithalat rakamları, milli gelir rakamları, ve ekonomik büyüme rakamlarını paylaştı. Ardından Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecini anlatan Erdoğan, isim vermeden başta seçimleri kaybeden Nicolas Sarkozy olmak üzere AB liderlerini eleştirdi: Süreci yavaşlatan, süreci yokuşa süren yokuşa süren, taraf asla ve asla biz olmadık. AB içindeki kimi ülkelerin ırkçı, ayrımcı ve popülist yaklaşımları neticesinde süreç yavaşlamakla kalmadı, Avrupa değerleri sorgulanır hale geldi. Norveç ve Almanya'da zaman zaman yaşanan hadiseler, aynı şekilde Fransa'da seçim öncesi ortaya konan tavırlar adeta sorumsuz vizyonsuz liderlik Avrupa değerlerini törpüler hal almıştır.






