Geçtiğimiz hafta içinde akciğer kanserine karşı yeni bir umut doğdu. Küba'da bulunan aşı, iddialara göre akciğer kanseri hastalarının ortalama ömrünü ve yaşam kalitesini artırıyor. İncelemelere göre ise aşının yan etkisi kemoterapiyle karşılaştırılınca yok denecek kadar az. Yıllardır akciğer kanseri aşısı üzerine çalışan ve geliştirdiği aşıyı akciğer kanserli babasına da uygulayan Kübalı Dr. Tania Crombet Ramos da, 'Aşıyı akciğer kanserinin son evresindeki babama uyguladım. Hastalığı çok ilerlemişti. Doktorlar 6 aylık ömrünün kaldığını söylediler. Ben de sadece aşıyı kullanmaya karar verdim ve 3 sene daha bizimle olabildi' dedi.
Küba'da bu aşıya onay verildi. Hastanelerde kullanılmaya başlayan aşı, kanserli hücreleri hedef alıyor. Kübalı yetkililer, akciğer kanseri hastalarının Küba'ya tedaviye gidebileceğini söylüyor. Bazı uluslararası ilaç şirketlerine lisans verildiği, ancak üretimin Küba'da yapılacağı belirtiliyor. 50 kadar araştırma ve geliştirme merkezi bulunan Küba, biyo-teknolojide dünyanın öncü ülkeleri arasında yer alıyor.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu, 'Son 2 yılda bağışıklık sistemini harekete geçirici tedaviler kullanıma girmeye başladı. Bunlardan biri de tümör aşısı. Bu tümör aşısı sadece ileri devre akciğer kanserinde kullanılabiliyor. Küçük hücreli dışı tipi dediğimiz ileri evre, metastaz yapmış, kemoterapide olumlu yanıt vermiş hastalar için öneriliyor. Hastalığın uzun süre kontrolünü sağlıyor. Hastalık ilerlemiyor, başka organlara sıçramıyor, bazı hastalarda stabil seyir kronikleşiyor, bazı hastalarda yanıt elde edilebiliyor, bazılarında ise tamamen yok ediliyor. Aşı hastanın yaşam süresini 3 katına çıkarabiliyor. Aşı verileri geçtiğimiz sene Avrupa'daki kongrelerde kabul gördü. Birçok ülkede ruhsat başvuruları yapıldı. Sosyal güvenlik kurumları onaylayana kadar hastalar kendi aşılarını karşılıyor. Maliyetin yüksek olduğunu söylemek zorundayım. Her aşı 2 bin- 2 bin 500 dolara mal oluyor. 10 tane yaptırdığınızda büyük maliyeti olabiliyor. Aşı ülkemize de bir ay önce geldi' diyor.
Prof. Dr. Uslu, 'Her bilimsel gelişme bir aşamadır. Amacımız, kanser olmadan kanserden korunmaktır. Rahim ağzı kanserinin aşısı bulundu ve daha önce vücut bu virüse bağışıklık geliştiremezken şimdi geliştirmeye başladı. Bir gün lösemi iğnesi olacaksınız ve lösemi olmayacaksınız. Akciğer kanseri aşısı olacaksınız ve kanser olmayacaksınız. Bilimin nihai hedefi aşı olarak kanser olmamaktır ama şu anda bu yok. Belki 5-10 yıl sonra bunu gerçekleştirebiliriz şimdi çalışmalar
devam ediyor' şeklinde konuşuyor.
Bazı çevreler de aşının sansasyon ürettiğine, ömrü üç sene değil sadece iki ay uzattığına dair açıklamalar yapıyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği de aşıyla ilgili bir açıklama yaptı. Dernek aşının ömrü sadece 2 ay uzattığını ve herkese yapılamadığını söyledi. Türk Tıbbı Onkoloji Derneği konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: Ön çalışma sonuçlarına göre aşı ileri evre akciğer kanserinde iyileşme sağlamamakla birlikte ömrü ortalama 2 ay uzatmaktadır. Bu yarar sadece kemoterapiden yarar gören hastalarda görülmüştür. Aşı ile ilgili ilk çalışmalar ileri evre melanom (cilt kanseri), meme ve akciğer kanserlerinde yapılmıştır.
Az sayıda hastada araştırma amacıyla yapılan ve faz I denilen bu çalışmalarda aşının bağışıklık sistemini uyarabildiği ve hastalar üzerinde yan etkilerinin fazla olmadığı bulunmuştur. Daha sonra yine araştırma amacıyla bölgesel ileri veya yaygın evre küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastalarda yapılan faz II çalışmalarda; ilk verilen kemoterapi kürlerinden sonra racotumumab aşısı uygulananların, uygulanmayanlara oranla daha uzun süre yaşadıkları gösterilmiştir. Hastalarda aşının faydalı olması için kemoterapi sonrasında hastalığın gerilemesi veya en azından aynı kalması gerekmektedir. Kemoterapinin faydalı olduğu 176 hastada ilk iki ay içinde başlanılan aşı tedavisiyle ömür 2 aya kadar uzamaktadır. Az sayıda hasta sayısıyla yapılan çalışmalarda görülen küçük ama olumlu sonuçlar nedeniyle aşıyla ilgili daha ileri çalışmalar yapılmaktadır. Aşıyla ilgili çalışmalar halen devam etmektedir.'
Vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirerek hastalıklara karşı koruma sağlamanın aşının temelini oluşturduğunu söyleyerek, 'Bu amaçla değişik kanser gruplarında dünyanın değişik yerlerinde çalışmalar yapılmış ve değişik sonuçlar bildirilmiş. Akciğer kanseri aşılaması ile ilgili olarak son zamanlarda Küba'da yapılmış bir çalışma ile ilgili haberler yayılmıştır. Bu çalışmaya ileri evre (evre IIIB ve evre IV) küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastaların kemoterapiye iyi yanıt veren kesimi alınmıştır. Aşı uygulanan grupta yaşama süresi aşı almayan gruba göre daha uzun bulunmuştur' diyor. Prof. Dr. Yazar, 'Akciğer kanserli hastalarda aşı ile yaşam süresinde artış sağlanınca kanıt düzeyi yüksek olan faz III çalışma başlatılmıştır. Ancak faz III çalışmanın sonuçları alınana kadar aşının standart tedavi olarak kabul edilmemesi gerekir. Aşı bu aşamada akciğer kanseri için çözüm değil ama gelecekte birtakım tedavi kapılarını açabilecek potansiyeli taşıması açısından önem taşımaktadır' diyor.
Türkiye'deki akciğer kanseri tedavilerinin ABD ve Avrupa standartlarında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yazar, 'Akciğer kanserinde tedavi evreye göre değişir. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yöntemleri uygulanabilir. Tıptaki yeni gelişmeler ile kanser tedavisi diyabet gibi kronik hastalık özelliği kazanıyor. Akciğer kanserini önlemek tedavi etmekten çok daha kolay ve ekonomiktir. Hastalık %90 olasılıkla sigaradan dolayı oluştuğunu aklımızda tutarsak bunun ne kadar kolay olduğunu görürüz' şeklinde konuşuyor.
Akciğer kanseri Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) raporuna göre tüm dünyada kanser türleri arasında, erkeklerde en sık ölüme neden olan birinci, kadınlarda ise ikinci kanser türüdür, yeni teşhis edilen kanserlerin yüzde 17'sini, kanserlerden ölümlerin de yüzde 23'ünü oluşturuyor. Halen günümüzde rahim ağzı kanserlerinde olduğu gibi kanserden koruyucu aşılar uygulanmakta ve diğer kanser türleri için de çalışmalar devam etmektedir. Akciğer kanserinde de Kübalı bilim adamlarının geliştirdiği aşı umut vaad etmektedir. Ancak henüz standart bir uygulama olarak kabul edilebilecek düzeyde bilimsel kanıtlar yeterli değildir.
Epidermal Büyüme Faktörü (EGF) adlı proteini içeren aşıyı olanların vücutları EGF'yi tanıyan ve ona bağlanan antikorlar oluşturmakta, bu da hücrelerin çoğalmaya başlamasını önlemektedir. Sonuçta tümörün büyümesinde azalma meydana gelmektedir. Aşı, tümörlü hücrelerle savaşması için bağışıklık sistemini harekete geçirerek kanserin ileri evresindeki hastaların yaşamının uzamasını sağlamaktadır. Ancak bu sonuç hastadan hastaya değişiklik göstermekte. Bu tümör aşısı sadece ileri evre akciğer kanserinde kullanılabiliyor. Küçük hücre dışı akciğer kanserinde ileri evre, metastaz yapmış ve kemoterapide olumlu yanıt vermiş hastalar için önerilmektedir. Aşının amacı akciğer kanserini kronik bir hastalık haline getirebilmek. Bu çalışmalar ile aşı yaptırarak kanserden korunmanın mümkün hale gelmesi de bilimin hedefini oluşturmaktadır. Yine de akciğer kanserli hastaların yüzde 90'ından fazlasının sigara içmiş bireyler olduğunu hatırlarsak, sigara içilmemesinin akciğer kanserinden korunmada öncelikli önlem olduğunu unutmamak gerek.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.