Belediye başkanı değil belediye çalışanıyım

Aysel Yaşa
00:0018/02/2012, Cumartesi
G: 18/02/2012, Cumartesi
Yeni Şafak
Belediye başkanı değil belediye çalışanıyım
Belediye başkanı değil belediye çalışanıyım

Başarılı bir iş yaşamından sonra siyasete atılan Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu en çok protokollerden ve bürokrasiden sıkıldığını söylüyor. Belediyede makamında asla oturmayan başkan kendini 'belediye başkanı' değil 'belediye çalışanı' olarak tanıtıyor

Başkanın Günlüğü serisine bu hafta genç bir siyasetçi, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu ile devam ediyoruz. Bu kez röportajda bize başkanın eşi Zeliha Kavuncu da eşlik ediyor. Biz ona başkan diyoruz ama onun bu titri kullanmadığını biliyoruz. Kendisi aynı zamanda başarılı bir iş adamı. Aslında hikaye Adana'da başlıyor. Osmaniye'de küçük bir kasabada büyüyen banka müdürü bir babanın oğlu Kavuncu. Babası onun da memur olmasını istiyor ama o buna hiç yanaşmıyor. Üniversitede ziraat fakültesinde okuyor ama ne kuştan ne de böcekten anlıyor. Çünkü hedefinde kendi işini kurmak var. Memur olsaydım mutlu olamazdım diyen Kavuncu o günleri şöyle anlatıyor: "Küçükken kardeşimle tatlı satardık. Ben biraz çekingendim ama kardeşim bağırırdı hep. Sonra bir gün kardeşimle tüm tatlılarımızı yedik. Ertesi güne sermaye kalmamıştı. İşte o gün sermayeyi yemenin ne menem bir şey olduğunu öğrendim. Yaylalarda gazete sattım. Sonra büyüyünce atalarımı bulmak için Özbekistan'a gittim ve orada iş yaptım. Daha sonra da yolum açıldı. Tüm bunlar bana girişimciliği öğretti. Babam da sağolsun her konuda destekledi beni." Burada Zeliha Hanım söze giriyor: "Kayınpederim de girişimci ve sosyal bir insandır. İsmail Bey o anlamda babasına çekmiş diyorum. Babası hep ona güven vermiş. Genç yaşta ona güvenip, yaptığı işlerde destek olmuş". Başkansa şöyle devam ediyor: "Evet babam bana çok güvendi ama şimdi ben de kızlara öyleyim. Yaparsınız, kendiniz yapabilirsiniz derim"

İŞE BİSİKLETLE GİDERDİM

Adana'da geçen eğitim süreci biter bitmez soluğu 1989'da İstanbul'da almış başkan Kavuncu. 1989 yılında ilk kez İstanbul'la tanışmış ve kopamamış. O günleri şöyle anlatıyor: "İstanbul'a ilk gelişim tam filmlerdeki gibiydi. Elimde bir bavul, tabi tahta değil. Yanımda yorgan, yastık, battaniye vardı. Onları bağlamıştım. Şehremini'de indim, ip bir çözüldü her şey açıldı, yerlere saçıldı. Daha sonra Fındıkzade'deki bekâr evime gittim. İş yerim Taksim'deydi. Şirket servisini kullanmazdım, bisikletle giderdim."

Muhasebe elemanı olarak çalıştığı işinde zamanla girişimci ruhunu da kullanarak büyütmüş, geliştirmiş. Orta Asya'da önemli işlere imza attığı şirketi Turkuaz'ı kurmuş. Orada başarılı işlere imza attıktan sonra da siyaset süreci başlamış: "Siyasi geçmişim çok eski değil. İlk olarak AK Parti Gençlik Kolları Başkan Yardımcılığı yaptım. İş adamlığı rolünün yanında memlekete hizmet etme anlamında atıldım siyasete. Şu anda da bu bakış açısıyla hizmet ediyoruz. Millete hizmet işini yürütmek amacımız. Başkan olmadan önce eşimle de konuştum. İş hayatı gibi değil, daha farklı zorlukları var dedim. Aileye vakit ayırma konusu daha sıkıntılı olacak falan". Zeliha Hanım da bu yoğunluğu kabul etmiş görünüyor: "Zorlukları var. Semt değiştirdik, çocuklar okul değiştirdi. İş adamıyken de yurt dışında çalışırdı. Ama burada olduğu sürede bizimle vakit geçirirdi. Siyasete atılınca kendisi burada ama yine çok az görüşüyoruz. Evde olsa bile görüntü var, ses yok. Yorgun oluyor haliyle."

BÜROKRASİYİ SEVMEM

Siyaseti maddi bir gelir elde etmek için ya da kişisel çıkarlar için asla kullanmadığının altını çizen Kavuncu'nun "Biz makama bir şeyler katmak için buradayız, makamdan bir şeyler almak için değil " cümlesi her şeyi özetliyor. Başkan Kavuncu sade bir hayatı tercih ediyor. İş yaşantımda neysem şimdi de oyum diyor ve ekliyor "Ne belediye başkanlığında ne de ticarette farklı bir yaşantım olmadı. Bazen akşamları çok trafik oluyor ben de metrobüse biniyorum. Eşimle pazara da gideriz, bisiklet de süreriz. Ben olduğum gibi duran bir adamım. Rahatımdır, içim dışım bir. Bir vatandaş neyden hoşlanıyorsa ben de ondan hoşlanıyorum. Makamı, mevkiyi takıntı haline getiren biri değilimdir. Arabamı şoförsüz kullanırım çoğu kez. Bazen rastgele bir mahalleye gider oturur sohbet ederim. Bürokrasiyi sevmem. Başkan olduğumdan bu yana yaşadığım en büyük zorluk protokoldür. Arkadaşlar bilirler, toplantılarımıza protokol masası olmaz. Bu bir göstergeyse rahat olalım, biz vatandaşız. Burası bugün var yarın yok." Makamına hiç oturmayan başkan bunun nedenini de şöyle açıklıyor: "Makamlarla, masalarla işim yok benim. Genelde kare masada otururum. İnsanlarla eşit seviyede olmayı, yakın ilişkiler kurmayı seviyorum. Masa başında durarak bir hegemonya kuruyorsunuz, 1-0 önde başlıyorsunuz bana göre. Benim tarzım o değil."

EVİN İYİ POLİSİ

Konuşmayı sabırla dinleyen eşi Zeliha Hanım onun bu hayattaki en büyük yardımcısı. Kızları Mina, Sude, Sima, Zeynep ve Hira'yla yakından ilgileniyor. Baba eve çok geç gelip, erkenden gitse de aileyi yemek masasında toplamak anneye düşüyor. Evde rahat bir baba olduğunu söyleyen Kavuncu "Ben biraz rahat bir babayımdır. Evin iyi polisi benim. Kötü polis Zeliha'dır. Çocuklar bir şey istediklerinde direk bana gelirler. Evde kızlar hep benden yana" diye de belirtiyor. Bu cümleden sonra Zeliha Hanım'a cevap hakkı doğuyor. O da " 'annesinin gülü' manasına geliyor diye kızımın birinin ismini Zeynep koydum. Meğerse babasının süsüymüş anlamı. Zeynep ilk konuştuğunda bir baba deyişi vardı, görmelisiniz. Ne yapalım kabullendik artık durumu." şeklinde cevaplıyor eşini.

3 YIL YEMEK KURSUNA GİTTİM

Kızlarının eğitimiyle yakından ilgilenen Zeliha Kavuncu "Çocuklarımın okulda babalarının mesleğine dair konuşmalarını istemedim. Çocuk yaşantısında bunu bir avantaj yada dezavantaj olarak hissetmemeli. Onlar normal hayatlarını yaşıyorlar. Zaten eşim de belediye başkanlığı titrini çok kullanan biri değil" diyor. Kavuncu da bu fikri destekliyor: "Ben hep kendimi 'belediye çalışanı' olarak tanıtıyorum. Ne iş yaptığınız değil, işinizi nasıl yaptığınız önemli. O yüzden aile olarak bu sıfatı kullanma noktasında hevesli değiliz."

UÇAK DA KULLANIYOR

Kavuncu eşi ve kızlarıyla evde çok fazla vakit geçirmese de arada sırada ufak kaçışlar da yapıyor. "Sabahları saat 7'de eşimle sıkı bir spor yapıyoruz. Orada da konuşma fırsatı buluyoruz. Telefon yok, sadece meseleler var. 5 tane kız olduğu için hepsini değerlendirme fırsatı buluyoruz. Biz bir de beraber pazara gitmeyi çok severiz. Başkan olduktan sonra da evin alışverişini pazardan yaparım. Bir de evde yemek yaparım, 3 yıl ders aldım. Özbek pilavını yapmayı eşime ben öğrettim. Bekâr evinin yemekçisiydim. Kızlarıma pankekler hazırlarım. Onlarla beraber yemek hoşuma gidiyor. Bir de mangalda künefe yaparım." Kavuncu'nun hobileri saymakla bitmiyor ama en ilginci kuşkusuz uçak kullanması. Hava Harp Okulu seçmelerinden geçmiş, yalnız uçuş yapmış olmanın verdiği cesaretle eşine "Bir uçak alayım zaten Adana'ya gidip geliyoruz, o uçakla gideriz" bile demiş.


Genç girişimcilere ders

Başkan üniversitelerde girişimcilik dersleri veriyor. 2004 Dünya Genç Girişimci ödülünün de sahibi olan Kavuncu "Babamdan hiçbir ekonomik destek almadım. Paramı kendim çıkardım. Bu hayat tarzı büyüyünce de aynen devam etti. Başarının sırrı da burada sanırım" şeklinde konuşuyor