Haliç'te yunus görüldü!

Emeti Saruhan
00:007/12/2008, Pazar
G: 6/12/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Haliç'te yunus görüldü!
Haliç'te yunus görüldü!

Kırk yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek bir şey oldu. Taa Moskova'dan gelen bir grup yunus balığı Haliç'te görüldü. Yunusların nasıl olup da gelebildiği bir muamma olarak kalırken, dünyanın ilk yunus ropörtajını yapmak da acar muhabiriniz Emeti Saruhan ve tam techizatlı foto muhabiriniz Sedat Özkömeç'e nasip oldu.

Duydum ki Haliç kıyısına Rusya'dan ağır misafirlerimiz gelmiş. Yunuslar! E acar muhabiriniz olarak 'Hoş geldiniz' dememek olmaz. Bizim ananelerimize sığmaz. Ayrıca anneannem de çok kızar. Hemen tam techizatlı foto muhabirimiz Sedat'a acil durum sinyali verdim. Sedat ısıya duyarlı, su altı, kızıl ötesi ve mor ötesi kameralarını ve ses hızıyla hareket eden arabasını hazırladı yola çıktık. “İstanbul Dolphinarium”, Haliç kıyısında, Büyükşehir ve Eyüp Belediyeleri'nin desteğiyle Moskova Dolphinarium tarafından yapılmış kocaman mavi bir bina. Salona girdiğimizde Porter ve Baltica havuzda oynuyorlardı. Biri diğerinin üzerinden atlıyor, öbürki onun altından geçiyor. Baktım oralı değiller, yunusların duyma frekansına geçip, “Selamün Aleyküm Yunus kardeşler! Hoşgeldiniz” dedim. Hemen yanıma gelip “Hoşbulduk abla. Kusura bakma, seni fark edemedik, yoksa hemen gelirdik. Gösteriye hazırlanıyoruz” dediler. “Eyvallah, olur böyle şeyler. Vaktiniz varsa biraz sohbet edelim” dedim. Havuzdan çıkıp yanıma yaklaştılar.


BALIK ELDEN SU HALİÇ'TEN

Anlatın dedim, Moskova nere, bura nere. “Biz havuzda doğduk. Ordaki havuz burdaki havuz farketmez. Havuzun olduğu yer memleketimiz” dedi Porter. “Peki rahat mısınız?” diye sordum. Baltica, “Valla Emeti abla, 7 tane havuz var burda. Bu içinde olduğumuzun yarı çapı 16,5 metre. 3500 metreküp su. O havuzdan bu havuza yüzüp duruyoruz. Balık elden, su Haliç'ten. Keyfimiz yerinde.” dedi. Suyunuz Haliç'ten mi geliyor diye şaşırdım. Suyu Haliç'ten alıp, temizleyip, havuzlara veriyorlarmış. Peki yunuscuklarım, kuzucuklarım siz şimdi niye kalkıp geldiniz oralardan diye sorunca birden havuza atlayıp, iki tur atıp geldiler. Baltica “Ekmek parası be abla. Yüzüyoruz, balığı kapıyoruz.” dedi . Porter, Baltica'nın yüzüne su sıçratıp, “Bakma sen o haylaza. Biz insanlara pozitif enerji veriyoruz. Otistik, spastik çocuklara bizimle yüzmek çok iyi geliyor.” dedi. “Sizinle yüzebiliyor muyuz yani?” diye sordum. Haylaz Baltica gene atladı, yani havuzda bir parende attı ve “Tabi, 10 dakikasına 120 milyon verdin mi, seni havuzun bir ucundan bir ucuna sırtımıza attığımız gibi getirip götürürüz. İstersen yüzgecimizden tutarsın, su kayağı yaparız.” dedi.



YA BEYAZ HOCA YUNUS'TAN KURBAN OLUR FETVASI VERİRSE

Baltica, 'Elin boş gelmişsin' deyip utandırdı beni. 'Bilemedim hangi balığı yediğinizi, o yüzden' dedim. 'Her balığı yiyoruz.' dedi Porter. “Yaşınız kaç? Kimlerdensiniz?” diye sordum. “Cins misin nesin” der gibi baktılar ama cevap verdiler yine de. Porter “Afalina cinsiyiz biz. Yaşımız 5” dedi. Ardından da ben kilonuz ne kadar diye sorunca, Baltica, “Bak abla, Kurban Bayramı yakın. Beyaz Hoca Yunus kesebilirsiniz fetvası falan verir. Allah korusun. Arada kuzucuklarım falan diyosun, sonra yaşımızı, kilomuzu soruyosun. Niyetin bozuk galiba” dedi. “Yok, valla” dedim, zor ikna ettim. Her biri 250 kiloya yakınmış. “Hangi günler espri, pardon gösteri yapıyorsunuz?” diye sordum. Pazartesi hariç her gün 2 gösteri yapıyorlarmış. Biri saat 14.00'te, biri de 19'da. Bayramda da 1. gün hariç, diğer üç gün, üç gösteri 15.00, 17.00 ve 19.00'da derken bir baktık saat 14.00'e geliyor. Görev bizi bekler deyip suya atladılar, gözden kayboldular. Ben de gidip 1000 kişilik salonda yerimi aldım.


ÇOK ARTİZLER ÇOK

Yunusların geldiği daha yeni yeni duyuluyor olacak ki seyirci biraz azdı. Ama yunusların sevgilisi çocuklar yerlerini almıştı. Önce sahneye Lolite çıktı. Lolite 1.5 yaşındaki deniz aslanı, mors balığı da diyorlar. Sonra Lolite'in ablası Sara geldi. O da 5 yaşında ama ne marifetler! Saksafon çalmalar, artiz artiz selam vermeler falan. Konsantrasyonu bozulmasın diye ona soru sormadım. Sonra bizimkiler geldi sahneye. Ne diyeyim, yedikleri balıkları hak ediyorlar. Bu kiloyla nasıl o kadar atlayıp zıplıyorlar hayret doğrusu. Çemberlerin içinden geçmeler, havada taklalar atmalar falan. Bi ara Baltica yaptı gene yapacağını, havuzdan fırlayıp, ağzındaki topu bana fırlattı. Hadi gel diye havuza çağırdı. Yanlarına gittim. 'Az önce tam vedalaşamadık. Gene gel olur mu?' dediler. Tabi dedim, gelmez olur muyum?