Bu hafta Cumhuriyetimizin kuruluşunun 88. yılını kutladık. O yıllarda ulusun ve milletin bağımsızlığını kurtaran büyük halk kahramanlarından birinin hikâyesiyle bu hafta sizlerleyiz. Fransızlara rehberlik yapmayı kabul eden kahramanımız, yanlış kılavuzluk yaparak onları pusuya düşürüyor. Bu cesur kadın kahraman sayesinde 673 Fransız yakalanıyor ve bölge düşmanlardan kurtarılıyor. Bakın Kılavuz Hatice o günleri bize nasıl anlatıyor... İyi okumalar...
O yıllarda Yunanlılar İzmir'den ülkemize girmiş, Anadolu'ya doğru da çok hızlı ilerliyordu. Artık düşman dört bir yanı sarmıştı, halk bölge bölge dağıtılmaya başlanmıştı. Bizi savunacak yeterli ordu da yoktu ortada. Yurdu savunmak ve korumak doğrudan doğruya ulusun kendisine kalıyordu. İzmir Bölgesi'nin efelerinden, Güney ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinin çetelerinden ve halktan Kuvayi Milliye'yi oluşturduk. Gitgide büyüyorduk. Sonradan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulunca orduyla birleştirilecek kadar güçlü ve kalabalıktık. Hatta I. İnönü Savaşı sırasında Kuvayi Milliye artık düzenli bir ordu haline bile gelmişti.
Ama bunun öncesinde büyük mücadeleler verdik. Benim memleketime Çukurova'ya Fransız birliği girmiş, Pozantı'yı işgal etmişti. Çok geçmeden Çukurova çeteleri de Pozantı'yı kuşattı. Fransız birliğinin Adana ve Mersin'deki diğer birlikleriyle bağlantısını kesti. Çukurova çeteleri sayıca azdılar ama çok hareketliydiler. Çevreyi de elbette avuçlarının içi gibi biliyorlardı. Pozantı'daki Fransız birliğinin güçlenmesini engellediler. Böylece birlik tehlikeli duruma düştü. Hatta Adana'da bulunan tümen komutanı, Pozantı'daki birliğin komutanı Binbaşı Mesnil'e Pozantı'dan çekilip Toroslar'ı aşarak Mersin'e inmesi emretmişti. Aslında bu birlik, Verdun Savunması'na katılmış, deneyimli, başarılı bir birlikti. Mevcudu 1000 kişiyi buluyordu. Yine de tümen komutanın emrine uyup 25 Mayıs 1920 gecesi yola çıkma kararı aldılar. Ama öncesinde yanlarına yolları bilen kılavuzlardan seçtiler. Bu kılavuzlar arasında birkaç erkek, bir de ben vardım. Kalabalık asker alayıyla birlikte yola çıktık. Gece yarısını epey geçmişti, biz hala hızla yürüyorduk, artık yorulmaya başlayan askerler dinlenmek istedi. Bu esnada ne olursa olsun planımı uygulamaya karar verdim ve tekrar yola başladığımızda Fransızları yanıltarak Elmalı Boğazı'na doğru yönelttim. Sonrasında diğer arkadaşlarla anlaştığım gibi ben onlara fark ettirmeden alaydan ayrılıp Gülekliler köyüne ulaştım. Gülekliler, beni büyük bir umutla karşıladılar. Askerlerin ne zaman, nerede olacaklarını tek tek anlattım. Aralarından seçilen yiğitler silahlandı, yakınlardaki birliklere de haber verip hemen yola düştüler.
Sadece 44 kişiydiler; ama bine yakın silahlıdan oluşan Fransız birliğinin yolunu kesip esir almak istiyorlardı. Çünkü vatanı, hiçbir şeyden yılmadan, her fedakarlığı göze alacak kadar çok seviyorlardı. 44 asker, yağmur altında düşe kalka durmaksızın yürüdüler, akşam düşmanın olduğu yere geldiler. Düşman Karboğazı denilen mevkide karargah kurmuştu.
44 asker, 10 kişiyi geride bırakıp, 34 askerle gece, yine yağmur altında, ormanlık tepeleri aşarak pusu kuracak uygun bir yere kadar ilerlediler. Karboğazı'nın Delmeli Mezarlık Boğazı denilen yerini seçtiler. Yarısı boğazın bir yakasına yerleşti, yarısı öbür yakasına. Sabah düşman öncüleri yaklaşmaya başladı. Boğazda ayak, nal ve teker sesleri yankılanıyordu. Öncü birlik pusu yerine girince hep birden ateşe başladılar. Bir yandan da bağırıyor, aşağıya taşları yuvarlıyor, sürekli yer değiştiriyor, böylece çok kalabalık oldukları izlenimi vermeye çalışıyorlardı. Arkada kalan on kişi de geriden ateşe başladı.
Toros geçitlerini tutmaya çalışan Fransız taburu, milli kuvvetler karşısında tutunamayarak kaçmaya çalışmış, ancak Karboğazı'nda çevrilerek esir alınmıştı. Üç yanlı ateş baskını, Fransızları dehşete düşürdü. Çok kayıp verdiler. Karboğazı destanı, Fransız Binbaşı Mesnil'in teslim olma kararıyla sona erdi. Çukurova'nın batı kesimi komutanı olan Sinan Paşa sonucu Ankara'ya bildirdi. Bu rapora göre 650 er, 23 subay esir alınmış, iki top, 8 makineli tüfek, bin kadar silah, 13 kadana, 90 katır ele geçirilmişti.
Karşılığında Mustafa Kemal Paşa'dan şu telgraf geldi: "Devamlı başarılarınızı tebrik eder, size ve kahraman Kuvayı Milliyemize selam ve teşekkür ederim."
Pozantı'da mücadele etmiştir. 8 Mayıs 1920'de gece Fransız kuvvetlerine Kumcu Veli ile birlikte kılavuzluk ederek, onları Türklerin ateş hattına sokmuştur. Fransızlar, en kritik nokta olan Karboğazı'na sıkıştıklarını ancak gün ışıyınca anlayacaklardır. Bu arada Hatice kaçarak Türk tarafına geçer. Bu şekilde Fransız askerleri esir edilir. Bu hadisedeki rolünden dolayı kendisine Kılavuz Hatice denir.






