Medyanın toplumun eğilimlerini etkileyerek siyasete müdahale ettiği günlerin artık geride kaldığını söyleyen Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş, “1994 seçimlerinde medyanın tamamı Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde yayın yaptı. Ama sonuç değişmedi. Medya eğer o kadar etkiliyse bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat nerede?” diyor
Haber kanalı tematik kanaldır, teması haber olan kanaldır. Doğal olarak yayını haber üzerinde sürdürür. Ancak piyasa koşulları, editöryel duruş, biraz da reklam algısına yönelik programlar yapıldığı için haberden uzaklaşılmıştı. Habertürk'ün en önemli ilkesi 24 saat haber yapmak. Haber ve haber programlarıyla istediğimiz yayın çizgisini oluşturduk. Biraz agresif bir habercilik oldu.
Haber konuklarına agresif olmaktan bahsetmiyorum, her konuyu haber zemininde tutmaktan bahsediyorum. Bunun başarılı olduğu ortaya çıktıktan sonra rakipler de aynı çizgiye gelmeye başladı. Böylece Türkiye'deki haber televizyonculuğuna yeni bir soluk getirmiş olduk.
Anchorman kavramı olmadığını düşünmüyorum. Ama şöyle bir durum söz konusu. Bir haberci 24 saat boyunca haberle iç içe olmak zorunda. Ben de bazen muhabir olarak dışarı çıkıp haber yapıyorum. Demek istediğim şu, haber her şeyden önce gelir. Haber merkezinden, programdan, teknik ekipten burada çalışan her eleman kanala sahip çıktığı için öyle keskin ayrımlar söz konusu değil. Biri şu saate çıksın, biri şöyle sunsun şekilde bir yayın çizgimiz yok.
Zamanla farklı yayın çizgileri olacaktır elbette. Bütün saat dilimlerini hiç boşluk bırakmadan haberle devam ettiriyoruz. Türkiye gündemi de buna çok uygun. Örneğin sabah sekizde başlayıp akşam sekizde biten haber masası dediğimiz kuşaklar var. Sürekli canlı yayında kalıp, Türkiye'deki ve dünyadaki ani gelişmeleri ekrana taşıyacak kapasitede yayın yapıyoruz. Bu yayın yapan arkadaşlarımızın her biri anchorman ve anchorwoman.
Türkiye'deki medyanın durumu, meselelere genel bakış açısı ve tahlil yönteminin doğruluğu ile orantılı. Yandaş ve karşıtı olan medya tartışmaları üzerine kitaplar yazılır, saatler süren tartışmalar yapılabilir. Bizim kendimizi nereye koyduğumuz meselesine gelince. Habertürk'ün yayın prensibi demokrat, özgürlükçü ve çoğulcu bir haber anlayışına dayanıyor. Genel Yayın Yönetmeni olarak şunu söyleyebilirim bizim gücümüz özgürlüğümüzde. Her programımızı bu anlayış çerçevesinde organize ediyoruz. Demokrat, çünkü her insanın demokrat olması, karşıt fikirlere saygı göstermesi gerektiğine inanıyorum. Özgürlükçü, çünkü Türkiye'de yeni açılımların tartışılması hatta bazılarının desteklenmesi, bunların tartışma platformlarının hazırlanması gerekir. Çoğulcu, çünkü karşıt fikirlerin bir arada bulunduğu bir platform.
Yayın ilkemden hiçbir zaman taviz vermeyeceğim. Sadece buna bakarak insanlar bizi bir yere koymak istiyorlarsa koysunlar. Ama olması gerektiği gibi bir yayın yapıyoruz. Türkiye'nin herkesin kendisini ifade edebildiği ya da herkesin kendi görüşünün ifade edildiği ortamı görebileceği bir televizyon ekranı oldu. O yüzden de bir farklılık yarattı. Bu çerçevede yayın yaptığım zaman bu ilkeler doğrultusunda hareket ettiğim zaman kimin bizi nereye koyduğu çok önemli değil. Zaman bizi haklı çıkaracaktır.
Tabi ki taraf olunur. Bir polis herhangi bir kişiyi öldüresiye dövüyorsa, haberi yaparken vatandaştan yana olacağım. Böyle örnekler çoğaltılabilir. Çok heyecanlı bir iş yapıyoruz, bu işi yapan insanların soğukkanlı olması, çok iyi bir tahlil yeteneğine sahip olması gerekiyor.
İyi hazırlanmak gerekiyor. Tartışılmaya değer bir konuyu, tartışmayı bilen, düşüncesine değer verilen bir insanla yaptığınız sürece sorun yok. Türkiye'nin yeni düşüncelere ihtiyacı var. Özgürlükçü ve farklı görüşlere yer verdiğiniz, gazeteci ve bir televizyoncu olarak yayın öncesinde buna hazırlandığınız sürece sorun yaşamazsınız.
1994 seçimlerini hatırlıyorum. O zaman medyanın tamamı Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde yayın yaptı. Fakat sonuç değişmedi. Dolayısıyla medyanın etkisi tartışma konusu. Zaman zaman konjonktürel durumlar da oluyor. Kesin yargılara ulaşmak mümkün değil. Medya eğer o kadar etkiliyse bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat nerede? Demek ki o kadar etkili değil. Ancak anlık bir değişim yaşatacak ya da olayları ateşleyecek kadar etkili olabilir demeyi uygun bulurum.
Kişilerin karar verip, olsun ya da olmasın demesiyle ilgili bir şey değil. Kitle iletişim denilen olguyu kabul ederim ama toplum mühendisliği denilen olguya kıymet vermem. Medya toplum mühendisliğine soyununca etkisini yitirir, ancak kitle iletişimine yöneldiği zaman etkisini gösterebilir.
Balbay'ın günlükleri örneğinden yola çıkamayız, hukuki bir durum var ve dava devam ediyor.
Maalesef Türkiye'de siyaset, habercilik hatta ticaret yapma biçimi belli çarpıklıklarla gelişti ve bugüne geldik. Bu çerçevede o çarpıklıklar içerisinde günah işlemeyen varsa çıksın ortaya ve ilk taşı o atsın. Sadece gazeteci değil işadamı, politikacı, esnaf hepimiz kendimize bir takım sorular yöneltmeliyiz. Gazeteci ve haber kaynağı ilişkisine gelince asla dokunulmaması gerek kutsal bir alan. Başka türlü davranırsak altından kalkamayız.
Anadolu yakasında oturuyorum ve her sabah işe gelirken Avrupa yakasına geçiyorum. Bu gidiş gelişlerde kendime diyorum ki; bu kent Allah'ın bir lütfü iyi ki bu şehirde doğmuşum.
İstanbul'un benim için anlamı çok derin. Belki sayfalar dolusu anlatabilirim bu kenti. Bir çok yere gittim. İstanbul'u başka hiç bir şehirle aldatamadım. İstanbul'da doğdum, İstanbul'da aşık oldum, çocuklarım İstanbul'da doğdu, İstanbul'daki bir takımı Beşiktaş'ı tutuyorum. Maçı izlerken Boğaz'ı görebiliyorum. Söylenecek çok şey var.
Kadıköy'ü çok seviyorum. Çünkü orada doğup büyüdüm. Beşiktaş'ı seviyorum, maçlardan önce çarşıyı dolaşmaktan keyif alıyorum.
Romanımda bahsettiğim bir mekan var, benim için özeldir. İstinye'de sıradan bir çay bahçesi. Oraya ne zaman gitsem huzur buluyorum.
Ergenekon davası çok çetrefilli bir konu. Dava sürecinde yayınlanan haberlere baktığınızda herkes işine yarayanı alıp kullandığını görürsünüz. Bazen bir haber için saatlerce tartışıyoruz. Genel Yayın Yönetmeni olarak insan haklarını hukuku çiğnemeyip haber atlamayı tercih ederim. Bir süre sonra 'ben ne yaptım' demek istemiyorum.
Türkiye'nin ve dünyanın gündemin yakından takip eden, tartışma platformu oluşturan bir kanal olmayı sürdüreceğiz. Önümüzdeki günlerde hem teknik hem dekor hem de içerikte değişiklikler yapacağız.






