Savaşın acılarıyla yüzleştim

Aysel Yaşa
00:0017/11/2013, Pazar
G: 16/11/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Savaşın acılarıyla yüzleştim
Savaşın acılarıyla yüzleştim

Suriye'de Muhalif Olmak kitabının genç yazarı Feyza Gümüşlüoğlu, Suriye'de gördüklerini unutamıyor: 'Yıkılan evler, camiler, yalın ayak çocuklar, küçücük bir çadırın içinde yıllarını geçiren insanlar gördüm. Savaşın ne kadar acımasız olduğunu gidince idrak ettim diyebilirim.'

Feyza Gümüşlüoğlu Anadolu Ajansı'nın Katar temsilcisi. Üç buçuk yıldır orada yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Mana Yayınları'ndan bir kitabı çıktı. Suriye'de Muhalif Olmak isimli kitapta yurt dışında yaşayan Suriyeli muhaliflerin hikayeleri anlatılıyor. Katar'ın değişim ve dönüşümüne birebir şahit olan Gümüşlüoğlu, yakında Katar'daki deneyimlerini aktaracağı bir kitap daha yazmayı düşünüyor. Yazarla, kitabını, muhalifleri ve Katar'ı konuştuk

Suriye'de Muhalif Olmak kitabınızda, muhaliflerin hayatına ışık tutuyorsunuz. Anadolu Ajansı'nın Katar temsilcisiyken, kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Sanırım hayatımda verdiğim en ani karardı. Üzerine düşünülmüş bir şey değildi aslında, tamamen spontane gelişti. Suriyeli muhalifler Katar'da dört beş kez toplanmışlardı o dönem. Ben de gazeteci sıfatımla katılıyor, haber yapıyordum. İlk başlarda muhaliflere sadece haber odaklı yaklaşırken zaman içinde kurduğum kişisel diyaloglar sonrasında bakış açım değişti.

15 YAŞINDA HAPİSTE

Bir akşam muhalefetin Türkiye temsilcisi Halid Hoca ile bir Şam restoranında yemek yemiştik. Orada sohbet ederken ailesinden, çocukluğundan açıldı konu. Babası yıllarca hapis yatmış Hafız Esad zamanında, sadece babası değil tüm ailesi! Hatta aynı cezaevindelermiş, henüz on beş yaşında bir çocukken yan zindanda kalan babasının işkence seslerini dinliyormuş. Bunu duyduktan sonra ilk kez muhaliflere farklı bir gözle bakmaya başladım. Akşam eve döndüğümde bu insanların hayatını yazacağım dedim. Hatta kitabın kapağını, önsözünü falan tasarlamaya başladım kafamda. Tamamen hayat hikâyeleri odaklı bir kitap olacaktı. Ertesi sabah Halit Hoca'ya da söyledim fikrimi. İlk röportajı o gün onunla yaptım ve kitaba resmen başladım ve çok şükür ki 2 ayda da bitirdim. Kitap benim için bir davaydı, hiçbir beklentim yoktu maddi anlamda. Bir görev gibi, bir yükümlülük gibi görerek yazdım adeta. Muhaliflerin yaşam öykülerinin bilinmesi gerektiğini hissettim

Yazım sürecinde Suriye tarafına da geçtiniz değil mi?

Kitap çıkmadan bir süre önce Suriye'ye gittim. Aslında çok geç kalmışım gitmek için. Gittikten sonra kendime nden daha önce gelmedim diye çok kızdım. Haber ya da başka bir şey için değil, oradaki dramı görmek, hissetmek için. Dışarıdan film seyreder gibi oluyor çünkü. O insanların gerçekte ne yaşadığını gittiğinde anlıyorsun. Hep ertelemiştim, gidişimi kitap hızlandırdı açıkçası. Suriye kitabı çıkmış ama Suriye'ye bir kez bile gitmemiş, oturduğu yerden ahkam kesmiş demesini istemedim insanların. Bir de sağolsun annem, daha önceki girişimlerimde 'gidersen hakkımı helal etmem' dedi. Ama sonunda her şeyi göze aldım ve gidebildiğim yere kadar gideceğim dedim. Kimseye haber vermeden gittim.

YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR ÜLKE
Suriye artık hayalet bir ülke. Hama, Humus, Şam, Halep tanınmayacak hayalet şehirler. Siz neler gözlemlediniz?

Kampları gezdim, Halep'e kadar gittim. Daha çok ilerlemek isterdim ama riski fazlaydı. Birkaç gün kalabildim sadece ama benim için büyük bir deneyimdi. Her gün haberlerde izlediğim, gazetelerde okuduğum ve artık sıradanlaşan şeyler orada tüm acımasızlığı ve gerçekliği ile karşımda duruyordu. Yıkılan evler, camiler, yok olmaya yüz tutmuş bir ülkenin sokakları, yalın ayak çocuklar, daha ne kadar kalacağını bilmeden küçücük bir çadırın içinde yıllarını geçiren insanlar. Savaşın ne kadar acımasız olduğunu gidince idrak ettim diyebilirim.

MUHALEFET MÜMKÜN DEĞİL
Muhaliflerin geneli yurt dışında ve bu eleştiriliyor da. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Aslında kitap tam olarak bunun cevabını veriyor. Bu adamlar yurt dışında evet, ülkelerinden yıllardır uzakta, ama neden? 'Ülkenizden kopuksunuz, yurt dışında tuzu kuru yaşıyorsunuz' diye eleştirildiler hep. İnsanlar ahkam kesmeyi, yargılamayı seviyor ama anlamayı, empati yapmayı sevmiyor. Kitabı yazarken gördüm ki bu insanlar yurt dışında değil sürgündeymiş! Hiçbiri keyfinden gitmemiş. Hepsi bir an önce Suriye'ye geri dönmek ve orada ölmek istiyor. Masa başında ahkam kesmek kolay. Suriye'de rejime muhalifsen yaşama şansın yok. Ya hapse gireceksin, ya öleceksin. Bunların dışında tek ihtimal ülke dışında muhalefet yürütmek. Diktatör bir ülkede muhalif olmak pek sanıldığı gibi değil kısacası.

TÜRKİYE'DE NE KADAR ESAD AŞIĞI VARMIŞ
Anlattığınız hikâyelerde sizi en fazla etkileyeni hangisiydi?

Kitapta koalisyonun önde gelen on üç üyesinin hayat hikâyesi var. Her biri derinden etkiledi beni, kıyas yapmam mümkün değil. Dinlerken ağladım, yazarken ağladım. Keza bazıları hikâyelerini anlatırken ağladı. Hem ben hem onlar için duygusal anlamda zorlu ve yıpratıcı bir süreçti. Her hikaye elbette farklı ama bir puzzle'ın parçaları aslında her biri. Birleşince büyük bir resim ortaya koyuyorlar. O büyük resim de Suriye halkının neredeyse yarım asırdır bir diktatörlüğün pençesinde yaşadığı. Muhalefet de son birkaç yıldan ibaret değil iddia edildiği gibi. Kitaptaki insanların hepsi en az yirmi yıldır muhalif.

Kitabı yazmak ve o süreç size neler kattı?

Bu kadar genç bir yaşta kitap çıkarmak büyük şans. Bu yaşta yazarlar kervanına katılmak kariyerim açısından oldukça iyi bir adım oldu. Muhalifler dahil bir çok kişi, ikinci kitabımda sahadaki muhaliflerin hikayelerini dinlemem gerektiğini söylüyorlar ama projenin bazı handikapları var. Sırf bu kitapla bile El Nusracı, 'teröristleri destekleyen bir insan oldum bazılarının gözünde! Türkiye'de ne kadar Esad aşığı varmış, bu kitaptan sonra daha da iyi gördüm.

TÜRKİYE'DE KAÇIRDIKLARIMI KATAR'DA YAKALIYORUM
Katar diğer Arap ülkelerine pek benzemez. Refah seviyesi yüksek, ama bana kalırsa fazlaca ruhsuz. Siz ne dersiniz?

Körfez bambaşka bir coğrafya. Uçak Doha'ya ilk indiğinde hiç unutmam, 'Yanlışlıkla Amerika uçağına mı bindim. Burası bir Arap ülkesi olamaz' demiştim. Dünyayla inanılmaz entegre, paranın yanı sıra vizyonu da olan, tahminimden çok farklı bir yer. Katar'da olmak özellikle bir şans oldu benim için. 3 sene önce kimse bilmiyordu burayı. Şimdi ise herkes konuşuyor, herkes merak ediyor. Bu geçiş döneminde orada olmak benim için iyi bir deneyim oldu. Katar son dönemde hemen hemen her alanda adından söz ettirdi ve ettirecek.

Bir arabulucu duruşu da var…

Katar parayı doğru yerlere harcayan, vizyonu çerçevesinde akıllı kullanan bir ülke. Özellikle son zamanlarda kendini daha da hissettiren bir 'arabulucu' rolü var, bunun üzerine oynamaya devam edecek önümüzdeki dönemde de. Sorunun olduğu her ülkede ne yapabilirim, ne gibi bir katkı sağlayabilirim diye bakıyor. Sudanlı muhalifler 1 yıldan fazladır Doha'da 5 yıldızlı otelde kalıyorlar örneğin. Keza Taliban ofisi açılmıştı en son Katar'da, Esad rejiminden ayrılan Riyad Hicab'a Katar sahip çıktı, o ve ailesi en üst düzey güvenlik önlemleri ile Doha'da yaşıyor. Aynı şekilde Filistin'den Halid Meşal Doha'da.

Türkiye ve Katar arasında kıyaslamalar yaptığınız oluyor mu? 

Gelenekselden modernizme geçişin halen devam ettiği bir yer Katar. Bu anlamda dış politikada olduğu kadar ülkenin kendi içinde de bir geçiş dönemine tanıklık ettim ve ediyorum diyebilirim. Bazı konular yeni yeni tartışılıyor, Türkiye'de yakalayamadığım, kaçırdığım bir geçiş dönemini adeta Katar'da yaşıyor gibiyim. Zaman geçtikçe bazı normlar, gelenekler, toplumsal kurallar değişime uğruyor, esnekleşiyor. Bunu dışarıdan bir gözle izlemek keyifli ve zihin açıcı.

İKTİSAT MEZUNU GAZETECİ
Yaşınız oldukça genç. Serüveninizi bize biraz aktarır mısınız?

Evet, 25 yaşındayım. Ben üç buçuk senedir Katar''da yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünden 2009 yılında mezun oldum ve hemen ardından eşimin görevi dolayısıyla Katar''a gittim. İktisat biraz ÖSS mağduriyetiydi benim için, gazeteciliğe merakım hep vardı. Nitekim Katar''a geldikten sonra çeşitli Türk gazeteler için yazılar, haberler, analizler karalamaya başladım. El Cezire''de kısa bir staj yaptım. Ardından da ajansa başladım ve yaklaşık 2 yıldır AA için çalışıyorum.