Hayat Tevfik Fikrete yüz yıllık bakışlar

Tevfik Fikret’e yüz yıllık bakışlar

Koç Üniversitesi Yayınları’nın Armağan Kitaplar serisinin ilki olan Tevfik Fikret kitabı şairin ölümünden günümüze kaleme alınan onlarca yazıyı bir araya getiriyor. Fikret’in şiir ve düzyazılarından bir çeşitlemeye de yer veriliyor. Karikatür, resim ve desenlerle örülü görsel malzeme çalışmaya zenginlik katıyor.

Yakup Öztürk Yeni Şafak
Tevfik Fikret’e yüz yıllık bakışlar
Tevfik Fikret

Tevfik Fikret 1915’te öldü. O tarihten bu güne şair hakkında yazılanlar ciltler dolusu kitap yapar. Turgut Çeviker’in hazırladığı Tevfik Fikret, bu yazıların bir kısmını bir araya getiriyor. Cenab Şehabeddin’in 1915’te yazdığı ile Agâh Sırrı Levend’in 1965’te kaleme aldığı yazı arasındakiler “Tevfik Fikret Üzerine Dünkü Yazılar” başlığı ile verilmiş. “Tevfik Fikret İçin Bugünkü Yazılar” ise kitabın en dar kısmını oluşturuyor. Buradaki altı yazı 1970 sonrası yazarları arasından seçilmiş ve bu metinler ilk defa bu kitapla okur karşısına çıkmış. Tevfik Fikret’e dair güncel bakışları arayanlar için bu kitabın büyük vaatleri yok. Geçmiş zamanların gazete ve dergilerine aşina olanlar ya da Fikret üzerine mesai tüketenler bundan sonraki çalışmalarında antolojik değeri olan Fikret yazılarının bir kısmına bu kitap sayesinde çarçabuk ulaşabilecekler. Hele ki akademik çalışmalar söz konusu olduğunda okuna okuna yıpranan birden çok yazıyı burada görecekler. İsmail Habip’in, Tanpınar’ın, Kenan Akyüz ve Mehmet Kaplan’ın yazdıklarını kastediyorum. Köprülü’nün Tevfik Fikret ve Ahlakı ya da sonradan kitaplaşan H. Feridun Es’in “Tanımadığımız Meşhurlar” tefrikası gibi neredeyse küçük bir kitap olabilecek metinler de kitaba alınmış. Araştırmacıların böylesine temel Fikret yazılarını bir arada bulabilmesi elbette kolaylık.

TEVFİK FİKRET’İN ŞİİR DİLİ

Tevfik Fikret Kitabı, Haz. Turgut Çeviker, Koç Üniversitesi Yayınları, 2021, 654 sayfa
Tevfik Fikret Kitabı, Haz. Turgut Çeviker, Koç Üniversitesi Yayınları, 2021, 654 sayfa

Fikret’e dair yazıp konuşmayan kültür ve sanat ilgilisi neredeyse yok. Hem kendi çağında hem kendinden sonra bu artarak devam etti. Nurullah Ataç’ın kehaneti burada da isabetli değil. Elimizdeki kitapta Fikret’in bundan sonra da (1940) okunacak bir şair olduğunu sanmıyorum diyor. Fikret’in, şiir sevenlerin kütüphanesinde değil ancak edebiyat kitaplarında bir yeri olacağına inanıyor. Bu hacimli kitap gösteriyor ki Ataç yine aldanmış. Bir döneme, kişiye, olaya böylesine toplu bakışlar yazıların bunlar karşısındaki yorumlarından çok, yazıyı kaleme getirenlerin dünyasını sergiliyor. Sivil ve akademik bakışlarda da bunu görüyoruz. Ataç sadece bir numune. Onun gibi Fikret yazan sivil edebiyatçılar alabildiğine hür ve dayanaksız olabiliyor. Bu yazıların çoğu Fikret övgüsü ya da tanıklığa dayanıyor. Yine en büyük lezzeti akademik disiplin içerisinden konuşanlarda buluyoruz. Çünkü bir şairi konuşmanın birden çok engeli olur. Fikret’te buna bir de dil ekleniyor. Fikret ve kuşağının kullandığı dilin tuhaf bir özelliği var. Bu dille ne onlardan önce ne de onlardan sonra karşılaşıyoruz. Buna rağmen Osmanlı Türkçesinde şiir dilini çözmek derdine düşenler bu dile saplanıp kalıyor. Buradan çıkabilenler klasik şiiri, Tanzimat’la birlikte biçimde değil ama içerikte değişen Türk şiirini kavramak peşinde koşuyorlar. Fikret kuşağı gibi bir de Fransız şiirini kaynak kabul edenler olunca yük büsbütün artıyor. “Fikret’in Şiir Mevzuunda Yaptığı Yenilikler” diye bir başlık açmak İ. Habip Sevük gibi bu yükü kaldırabilenlerin harcı oluyor. Yazının ilk cümlesi ilk elden bakıldığında oldukça kolay söylenmiş intibaı uyandırıyor: “Fikret, yalnız nazım şekillerini değil, şiirin mevzularını da genişletti.” Tanzimatçıların büyük teorisyeni Ekrem Bey, zerreciklerden güneşe kadar her güzel şeyin şiir olabileceğini zaten söylüyordu ama Fikret, Sevük’e göre şiir mevzularını bunun da dışına çıkarmıştır. “Bisiklete binen bir kadın, çubuğunu çeken bir şair, büyük ikramiye kazanan bir gazeteci” gibi eskiden şiire konu olmayacak şeyler “Fikret’in elinde hep vezinli bir elbiseye bürünerek şiirin sahasına” girmişlerdir.

RESSAM TEVFİK FİKRET

Habip’ten devam edelim. O, Fikret’in Türk edebiyatına “resim”i getirdiği kanaatinde. Önce tablolara bakarak şiir yazma modasına uydu yani resimden edebiyata gitti. Asıl önemlisi edebiyat resim ilişkisini genişletmesi ve edebiyattan resme gitmesidir. Şiire, bir resim gibi canlılık katmasıdır. Çeviker’in hazırladığı kitabın bu açıdan iki ayrı bir önemi var. Birincisi şair için önceden çizilmiş portrelere, çağdaş çalışmaların eklenmesi; ikincisi Fikret’in çoğu otoportre, natürmort ve figüre dayanan yağlıboya ve karakalem tablolarının bir albüm hâlinde yayımlanmasıdır. Ahmed Vefik Paşa ile Darvin’in iki ayrı portre olarak resmedilmesi ilgi çekici.

Türk şiirindeki yeri sanat kabiliyeti ile politik kimliği arasında gidip gelen, kimilerinin yere göğe sığdıramadığı, kimilerininse Cenab’ın meşrutiyet ve cumhuriyet yıllarındaki hatalarından doğan boşlukta kendi sahasını genişlettiğine inandığı Fikret’in neredeyse yüz yıllık algılanma biçimlerini bir arada görmek için Tevfik Fikret kitabı önemli bir imkân. Her antoloji kadar bu çalışma da eleştirilebilir ancak eski gazete, dergi sayfaları arasında ter dökmenin zahmetini bilenler için bu olabildiğince geri durmalıdır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.