Müslüman kadın kimliği (1)
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 10/10/2025, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
Bu haftadan itibaren Nazife Şişman ile 1999 yılında Adapazarı depreminin yıkıntıları, kederleri içinde, kucağımızda bebeklerimizle hazırladığımız Kamusal Alanda Başörtülüler kitabının bazı bölümlerini tefrika olarak dikkatinize sunmaya başlıyorum.
25 yıl önce başörtülü genç kızlar “neden başlarını örtüyorlar?” sorusu eşliğinde araştırmaların konusu idi. Günümüzde genç kızların ve emekli kadınların neden başını açtığına dair yüksek lisans ve doktora tezleri hazırlanıyor.
Bu vesile ile dünü güne bağlamayı aynı zamanda güncelin izinde felsefi ve sosyolojik bağlantılar kurarak bu kitabı zaten okumuş olanlara hatırlatmayı, hiç okumamış olanları bilgilendirmeyi hedefliyorum.
Okuyacağınız metnin 25 yıl öncesine ait olduğunu lütfen gözden kaçırmayın. Buyurun:
Evet, aynı kodları bizim şehirleşme maceramız için de kullanmak mümkündür. Köyünde dindar olmayan insanların şehre geldiklerinde daha dindar olmalarını yorumlamakta güçlük çeken kimi aydınlar, özellikle seçim öncesi ve seçim sonrasında yoğun bir şekilde Suudi Arabistan ve İran’ın başörtü takan kadınlara para verdiği yolunda izahatlar geliştirmeyi alışkanlık haline getirdiler. Çünkü köyünde dindar olmadığı halde hemşehri kültürünün yaşandığı varoşlarda insanlar neden kıyafetleri yoluyla daha dindar bir görüntü sergilemeyi tercih ediyor? Bunu tahlil edemiyor. Edemediği için bizde çok yaygın olan bir anlayışla, başörtüsü üzerinden dış kaynaklı komplo teorileri geliştirmeye kalkıyor. Köyde herkes birbirini tanır. Bilirsiniz pek çok din âlimi, özellikle kadınların kıyafeti söz konusu olduğunda köy için ayrı, şehir için ayrı hükümler ortaya koymuşlardır. Bunun sebebi hem herkesin birbirini tanıdığı ve kötülüğün kaynağının bilinebileceğidir hem de köyün hayatının tabiatla baş başa ve meşakkatle geçen atmosferinin insanlarda cinsel cazibeyi harekete geçirmeyeceği düşüncesidir. Sevgilinin ayak topuğundan onun bütün vücudunu hayal ediş, şehirliye ait bir tasavvurdur. Diğer taraftan vurguyu yoğun olarak köy hayatının bir örnekliğine yaptığım dikkatinizden kaçmıyordur. O bir örneklikte cazibeyi değil örtünmeyi ve korunmayı -kastettiğim tesettür olduğu kadar iklim şartlarından korunmadır da aynı zamanda- önceleyen bir giyim söz konusudur. Dolayısıyla burada erkeğin ya da evin yaşlı kadınlarının, kızlarını ve gelinlerini kıyafet yönünden çok fazla uyaracakları bir durum söz konusu değildir. Çünkü onlar uyarmadan önce yaşadıkları toplum zaten ayıplama yoluyla bir müeyyide uygular. Fakat şehre gelince kim kime... İnsanların sizi ayıplamaları, ancak kent görgüsüne ait konularda ortaya çıkacaktır. Köy hayatında bağlı olunan değerler, kent hayatında yerini bir serbestliğe bırakmıştır. Envai çeşit kadın ve kadın giyimi vardır ortalıkta. Kim kimdir? Şu artist gibi giyinmiş kadın kimdir? Artist gibi giyindiğine göre, artist kadar rahat mı hareket eder kendi özel hayatında, ya da sokaklarda? Köyden kente göçmüş ailenin endişeleri burada başlıyor. Hem evin reisi hem de evin yaşlı kadınları, kendi kızlarının gelinlerinin o artist gibi giyinmiş kadınlar kategorisinde yer almasını istemiyor.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.