Perşembenin gelişi

00:0012/10/1999, Salı
G: 10/09/2019, Salı
İbrahim Kardeş

Atalarımız, "Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir" demişler. Böylece bir işin nasıl sonuçlanacağını anlamak için, nasıl başladığına, nasıl devam ettiğine bakmak gerektiğini hatırlatmak istemişler.Çeşitli birimlerle çeşitli birimlere böldüğümüz zaman, aslında parçalanmaz bir akışı, bölünmesi güç bir bütünlüğü saklıyor olamaz mı? Bu akış içinde bizim zaman zaman kendimiz ya da toplumumuz adına taze başlangıçlar, milatlar, yeniden doğuşlar aramaya kalkışmamız, akışın dinamikleri hakkındaki bilgisizliğimizin

Atalarımız, "Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir" demişler. Böylece bir işin nasıl sonuçlanacağını anlamak için, nasıl başladığına, nasıl devam ettiğine bakmak gerektiğini hatırlatmak istemişler.

Çeşitli birimlerle çeşitli birimlere böldüğümüz zaman, aslında parçalanmaz bir akışı, bölünmesi güç bir bütünlüğü saklıyor olamaz mı? Bu akış içinde bizim zaman zaman kendimiz ya da toplumumuz adına taze başlangıçlar, milatlar, yeniden doğuşlar aramaya kalkışmamız, akışın dinamikleri hakkındaki bilgisizliğimizin yahut çocukça bir saflığın belirtileri olmasın sakın?

Zaman denen olgunun aklımızı zorlayan büyük akışı içinde bir ''Ahir Zaman'' sürecinde yaşadığımızın bilincinde olarak irademizin hamleleriyle her ne kadar ''bir kez daha'', ''yeniden'' heyecanlarına kapılsak da gelen perşembe, giden çarşambadan kopuk ve bağımsız olmayacak. Esasen böyle bir kopma, ne mümkün, ne de gerekli! Fıtratın fıtratı kopukluğa izin vermiyor; tabiatın tabiatında böyle bir bağımsızlık imkânı yok. Öyleyse, beklenen perşembeye hazırlıklı olmak için elimizdeki çarşambayı tanımamız, ona sahip çıkmamız gerekiyor.

Gerçi atasözünün perşembesi pek de hayırlı bir perşembeye benzemiyor; kötü başlayan işlerin sonunun da kötü olacağını ima ediyor. İsmail Berduk Olgaçay''ın kitabı "Perşembenin Gelişi"nde anlatılanlar da hayırlı gelişmelerden ziyade şer şebekelerinin marifetleri değil miydi?

Fakat önümüzde hayırlı bir perşembe var. Mübarek üç ayların birincisi olan Receb''in ilk perşembesi. O gece müslümanlar Regaip kandilini kutlayacaklar. Kimi yerlerde, kimi evlerde lokmalar, bişiler, helvalar, çörekler yapılıp komşulara gönderilecek. Kimi yerlerde çocuklar kapı kapı dolaşıp fındık fıstık, üzüm leblebi, çikolata gofret toplayacaklar. İnsanlar birbirlerinin, özellikle de dine dayanan özel takvimlerini kullanmaya devam eden büyüklerinin kandillerini kutlayacaklar. Üç ayları oruçlu geçirmek isteyenler, dördüncü günün orucunu tutuyor olacaklar.

Geçen pazar günü, henüz Cemaziyelâhiri uğurlamadığımız, Receb''e hoş geldin demediğimiz halde çocuklar kapımızı çaldılar. Ellerinde torbalar ''Şivlilik, şivlilik!'' diye bağrışıyorlardı. Onlara dedik ki: "Şimdi gidin, Perşembe günü gelin!" Perşembenin gelişi, pazardan belli olur demek, aradaki koskoca iki günü atlamak olacak şey mi? Birileri yanlış mı bilgilendiriyor bu çocukları? Kimler, neden ve nasıl göz yumuyorlar böyle bir zaman kaydırma işgüzarlığına?

Sonra başka çocuklar geldi, sonra başka çocuklar geldi. Hepsine aynı şeyi söyledik: "Perşembe günü gelin!"

Evet efendim, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. O gün çocuklara bir şeyler almayı aman unutmayın! Ayrıca birileri çıkıp da sakın Çarşamba Samsun''un, hele hele Perşembe Ordu''nun demesin!