
15 Temmuz sonrası bazı Alevi derneklerinin kapatılması sonucu gündeme gelen konulardan biri de FETÖ’nün Alevilere yönelik örgütlü faaliyetleri oldu.
Toplumu tüm kesimleri ile ele geçirme ve sonra da dizayn etme hedefinin bir parçası olarak bu faaliyetlerde Alevi gruplarla ilgili politikalar geliştirildi ve onların üzerinde etkili olma hedefi güdüldü.
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nigar Tuğsuz, FETÖ’nün Alevilik ile ilgili projelerini anlattı: Gülen hareketi 2013 sonrasında Alevi gruplar ile ilgili projeler yapmıştır. Bu projelerin denk geldiği zaman dilimi AK Parti iktidarının da çeşitli devlet kurumları ile iş birliği içinde Alevi açılımını başlattığı bir dönemdir. Alevilik meselesi Gülen’e sorulduğunda temel yaklaşımı her zaman Aleviliğin Sünnilikten farkı olmadığını söylemek ve Alevilerin farklılığını önemsiz bir ayrıntıya indirgemek şeklinde olmuştur. Gülen hareketi Aleviliğin Sünnilikten farklı olmadığı ana görüşü etrafında çeşitli toplumsal mühendislik çalışmaları yürütmüştür.
LİBERAL SÖYLEMİN YERİNİ KARŞIT SÖYLEM ALDI
Abant Toplantıları’nın konularında ve katılımcı profilindeki değişim, Gülen hareketinin zaman içindeki dönüşümünü göstermektedir. 30 Ocak 2016 tarihli son toplantıya en çok sol liberal kesimden akademisyen, köşe yazarı ve basın mensubu, CHP ve HDP’li siyasetçiler katılmıştır. İlk yıllarda çok farklı çevrelerden katılımcıların yoğun olarak davet edildiği programlara son yıllarda siyasi iktidar, sistem ve devlet karşıtı söylemleri ile bilinen sol ve Kürt milliyetçi çevrelerden katılım
fazla olmuştur. Son toplantıda dikkat çekici olan önceki liberal söylemlerin yerini iktidar karşıtı söylemlerin almasıdır.
ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İSTEDİLER
Abant toplantılarında Aleviliğin tartışılması Alevi çevrelerde de eleştirilere neden olmuştur. Eleştirilerin ana konusu Gülen hareketinin “ılımlı İslam” projesidir. Bu proje başından beri samimi bulunmamış, altında yatan motivasyonun Alevileri asimile etmek ya da kendi projelerinin bir parçası haline getirmek olduğu söylenmiştir.
GEZİ İLE SAHNEYE ÇIKTILAR
Gezi eylemleri esnasında başından yaralanarak 2014 yılının ilk aylarında hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın kısa sürede siyasi bir kavga konusu haline gelmesi, ardından Alevi gençlerin Sünni gençlerle kavga ederek Sünni kökenden bir genç olan Burakcan Karamanoğlu’nun kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmesi, Berkin Elvan’ın ölümünün Savcı Mehmet Kiraz’ın DHKPC’li militanlarca katledilmesinin gerekçesi olarak katillerce dile getirilmesi, birbirini takip eden ve 2 yıl içinde Alevi meselesini tırmandıran ve Alevilerle siyasi iktidarın arasını açmaya yönelik zincirleme olaylardır. Gülencilerin bu süreçteki rolü, Alevi meselesi ile aynı zaman diliminde ilgileniyor olmaları ile belirginleşmektedir. 2013 yılının Haziran ayında başlayan Gezi eylemlerine katılan Gülenciler, o döneme kadar neredeyse hiçbir protesto hareketine katılmamıştır.
KİTLELERİ OLMAYAN TABELA DERNEKLERİ
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası Türkiye’deki Olağanüstü Hal kapsamında kapatılan çok sayıda dernek arasında 13 Alevi derneği de vardır. Dernek kapatmaların ardından çeşitli Alevi gruplar kapatılan derneklerin Alevileri temsil etmediğini, kitleleri olmayan tabela dernekleri olduklarını söylemişlerdir.
GRUP ÇIKARLARI İÇİN KULLANMAK İSTEDİLER
Gülen hareketinin Alevilik projelerinin altındaki motivasyon, kendi zihinlerindeki ideal Alevilik formunu toplumda baskın hale getirmek ve Alevileri bir grup olarak kendi grup çıkarları için elverişli hale getirmektir. Gülen hareketi kendi gelecek tasavvurundaki Alevilikten hareketle Aleviler üzerinde etkili olmayı hedeflemiş, daha doğrusu bunu bir yönetme aracı olarak görmüş, bu amaçla çeşitli alanlarda toplumsal projeler üretmiştir.”







