
Eşi hastalanıyor... Devlet hastanesinde tedavi ediliyor. Güneydoğu''dan zorunlu göçe zorlanmış babayı oynuyor Mahsun Kırmızıgül... İstanbul''da ilk kez çamaşır makinası ile tanışan bir aile. Anne hastanedeyken baba da yanındayken, evdeki küçük çocuklar altını kirleten bebeği makineye atıyorlar. Yıkamak için. Dramın tavanını yapmış Mahsun.
Bundan daha ucu yok. Çamaşır makinesinde yıkanarak öldürülen bir bebek. Ve devlet bu ölümden sonra ailenin diğer dört çocuğunu da ellerinden alıyor.
Hastanede eşini tedavi eden “Devlet Ana” ile göçe zorlayan ve çocuklarını elinden alan bir “Devlet Baba” arasında sıkıştırılmış bir baba Mahsun...
Ve terörist bir oğlu dağda, diğer oğlu askerde bir başka güneydoğulu baba... Asker evlat izinden geliyor. Terörist olan evi ziyaret ediyor. Asker ile terörist kardeş karşılaştıkları anda uzun süre burun buruna, göz göze birbirlerine bakıyorlar... En uç noktada ince bir mesaj daha... “Ne yapacaklar, birbirlerini öldürecekler mi?” diye beklenti modu oluşturmak için..
Mahsun göç ediyor İstanbul''a, perişan oluyor. Akrabası Norveç''e göç ediyor ihya oluyor. Türkiye-Norveç kıyaslaması da bir başka uç nokta.
Ve kız yerine erkek evlat ile töre cinayeti de var filmde. Doğulu deyince aklımıza “Erkek adam” imajı geliyor. Ancak filmde Mahsun''un bir kardeşi İstanbul''a gelince travesti oluyor, diğer kardeşi töre gereği onu öldürüyor. Doğudan gelen travesti... Bu da uç bir nokta...
Uzman değilim ama seyirci olarak beğendim görselliği. Mahsun da mükemmel oynuyor. Film olaydan olaya atlıyor. İstanbul''da evdeyken birden Norveç''te buluyoruz kendimizi. Sonra hastanede. Sonra Çocuk Esirgeme kurumunda... Hızlı bir temposu var, bu kadar süratli geçişe rağmen karmaşa yaşamıyorsunuz beyninizde. Herkese mesajı olan, dramın tavan yaptığı, insana kendi düşüncelerini sorgulatan bir film. Bittiğinde ise teröre verilen kurbanların sayısı ve harcanan 300 milyar dolar yazı olarak yansıyor beyazperdeye. Ve alkışlanan Mahsun Kırmızıgül ayağa kalkıp seyirciye dönüyor, “Türkiye''ye bahar gelsin, barış gelsin” diyor...
Çok iyi ağlatan Mahsun, Ulusalcılar bile izlediğinde kendisini sorgulatacak bir filme imza atmış. Peki doğru bir dönemde mi vizyona sokuldu? Sinemadan çıkarken Mahsun''un da çok yakını bir dostum “Seçim öncesi yayına girmesi yanlış bir politikaydı. DTP bu filmi kullanabilir seçimde” dedi.
“Güneşi Gördüm” filmini ben bu tablolar içinde gördüm...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.