Yazarlar Diliniz Kaba, Vicdanınız Taş

Diliniz Kaba, Vicdanınız Taş

Cemile Bayraktar
Cemile Bayraktar Gazete Yazarı

Gezi günlerindeyiz, kız öğrencilerin kaldığı bir öğrenci yurdunda misafirim, akşam saatleri, sohbet ediyoruz, dışarıdan tuhaf bir ses: Tencere tava sesleri… Küfürler…

Twitter ve Facebook hesaplarımıza bakıyoruz aynı saatlerde; yorum yok, düşünce yok, ifade yok, sadece küfür var, ağır küfür ve tehditler…

Kız öğrencilerin yüzünde onların ilk kez karşılaştıkları benim ise ikinci tecrübem olan ciddi bir korku, sessizlik… Şaşkınlar, bu nefreti ve küfrü anlamıyorlar ama aynı zamanda korkuyorlar, tanıyorum o korkuyu; ben aynısını onların yaşındayken ilk kez 28 Şubat günlerinde yaşamıştım.

Medya, sokak, sosyal ağlar… her yerden bir grup küfür yağdırıyor, tehdit yağdırıyor, dirileri geçtik, mezardaki ölülere kadar küfür ediliyor. Derken telefon çalıyor, peş peşe gelen telefonlardan aktarılanlar:

“Cemile abla, ne oluyor? Dün akşam Üsküdar’da durakta otobüs beklerken bir grup bana hakaret etti, başörtüme hakaret etti…”

“Cemile, kız kardeşim bu sabah işe giderken metroda Gezi eyleminden dönen bir kadın tarafından tekmelendi…”

“Cemile, Ankara’da arabamızı yumrukladılar, etrafımızı sardılar, araçta çocuğum vardı, çok korktuk…”

Geziciler bu arada girdikleri sokakları, caddeleri Moğol ruhuyla yakıp yıkmaya devam ediyorlardı.

Zaten ortam gergin, infial oluşmasın diye bu haberleri sosyal ağlardan birkaç gün paylaşmadım ama baktım iş iş değil, ben de bu yaşananları aktardım. Ne oldu dersiniz? Bir grup Gezi eylemcisi, İslamofobi/antiislamizm hastası tarafından edilmedik küfür, hakaret, tehdit kalmadı.

Bitmedi…

Gezi öncesi tanıştığımız, arkadaş bile sayılabileceğimiz, gazeteci geçinen ancak asıl mesleği Ak Parti ve Müslüman düşmanlığı olan kalemler de boş durmadı, sosyal ağlar üzerinden bizleri hedef gösterdi, ben bir başörtülü kadının şiddete maruz kalmasını ifade ettim aynı şiddete sözlü olarak maruz kaldım. Bizi hedef gösteren kalemler ise bırakın bu linç ve tehditlerden rahatsız olmayı direk bizi hedef gösteriyorlardı.

Bitti mi, hayır!

Henüz bu sabah bir grup gazeteci arkadaşımın “Diliniz Kaba Vicdanınız Taş” yazısını paylaştığım için küfürler yağmaya başladı bile… Gerisini siz düşünün.

Bir de Gezi eylemcilerini, çiçek çocukları, sevgi çocukları gibi ilan etmeye çalışanlar vardı, kelime başka söylüyor, eylem başka; Gezi çocukları mı, yetmiş iki buçuk insana söven, tehdit eden, sokakları yakıp yıkan, sevgiden, nezaketten, vicdani erdemden zerre nasip almamış, elinde taş, vicdanında taş olan eylemcilerden başka bir şey görmedim ben.

Mevzu Kabataş değil sen hala anlamadın mı?

Kabataş oldu, olmadı… Mevzu bu değil, ben senin elinde, yüzünde, sözünde ve fiilinde yıllar boyunca bu ülkede Kabataş mevzusundaki fiili işleme arzunu, fırsat bulduğunda yapacağını, bunu taahhüt eden söylemlerini gördüm, bunu da mı inkar edeceksin?

Bunu da inkar edersin, çünkü senin dilin kaba, vicdanın taş!

Kabataş eyleminin olup olmamasını konuşmaya lüzum yok, Kabataş ruhunun var olduğu ispatlı bir gerçek, bir grup gazeteci kadına Kabataş ruhu nefretiyle linç kampanyası başlatanlara bakınca bunu görmek mümkün; diliniz kaba, vicdanınız taş Kabataş sizin için yalnızca bir teferruat, kabalaşmış diliniz ve taşlaşmış vicdanınızla Gezi’deki nefretinizi Kabataş üzerinden aklama gayretiniz boş, biz sizi gayet iyi tanıyoruz Nişantaşı’nda başörtülü kadınların yüzlerine tükürdüğünüz günlerden biliyoruz.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.