Evlerini arayan insanları gördünüz değil mi? Can havliyle terk ettikleri hanelerini oturulur vaziyette bulmak için dua ediyorlardı. “Allah’ım ne olmuş, evimiz yerinde yok” diyordu genç bir kız.
Sonra başka bir videoya iliştim. Gazeteci Cihad Şemale bir kez daha yok edilen Cibaliye’de, yıkıntıların arasında ayakta kalabilmiş duvarları olmayan bir binada ezan okuyordu:
Şemale, gazetecilik hayatının en mühim canlı aktarımını yapıyor, Gazze’nin zaferini ilan ediyordu:
İsrail, Amerika, Batılı ülkeler ve Siyonist düşünce; işte bu imana, inanca, cesarete ve o ezanı okumanın hayaline yenilmişti.
Parça parça izlediğim videolar toplamda 4-5 dakikayı geçmedi. Bazılarını kaç kez başa aldığımı bilmiyorum. Gazze, görünürde yıkılmıştı ancak bu şehrin asil insanları dimdik ayaktaydı. Gazze ağır yara almış lakin kahraman halkı boyun eğmemişti. Evlatlar, anneler, babalar, arkadaşlar, kardeşler dönmüştü işte. Kaç eksik olduklarını saymadan, bin fazlaları saydıkları Gazze’ye kavuşmuşlardı.
Biz peki, biz… Gözlerimizin önündeki soykırımı yenen insanlar için neler yapacağız? Vazifelerimiz neler? Ateşkes soykırımı unutturacak mı mesela? Katillere maddi destek verenlerin can damarlarını kesmek için koyulduğumuz boykot mücadelesi zayıflayacak mı?
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.