Propaganda

04:0022/06/2019, Cumartesi
G: 22/06/2019, Cumartesi
Faruk Aksoy

Köleler gördüm, karavaşlarhayaları burulmuş bir adamın ayaklarını yıkamaktalardıartık kelimeleri kalmamış fiyatları sormaktansaçları taranılmaktan usanmışlarsinemalara saklanıyorlar kışınyaz olunca denizin yalayışlarınakaldırımlarda demokratotobüslerde dindargeceyisaatlerine bakarak anlıyorlarve sabahgökyüzünün karnını gerdiği zamandağların kokusundan fabrikalaracıkıncaKöleler!gözleri camekânlarda.Silahlar gördümnamlusu akla çevrilmiş sahra toplarımürekkebin utandığını gördüm basılı kâğıtlardatetiğe

Köleler gördüm, karavaşlar

hayaları burulmuş bir adamın ayaklarını yıkamaktalardı

artık kelimeleri kalmamış fiyatları sormaktan

saçları taranılmaktan usanmışlar

sinemalara saklanıyorlar kışın

yaz olunca denizin yalayışlarına

kaldırımlarda demokrat

otobüslerde dindar

geceyi

saatlerine bakarak anlıyorlar



ve sabah

gökyüzünün karnını gerdiği zaman

dağların kokusundan fabrikalar

acıkınca

Köleler!

gözleri camekânlarda.

Silahlar gördüm

namlusu akla çevrilmiş sahra topları

mürekkebin utandığını gördüm basılı kâğıtlarda

tetiğe basan parmaklarda çare yok, gördüm mürekkebi:

Çare yok, radyoları kapatsam

çare yok, secde etsem anılarıma

bu bozulmuş yeminlerin bayrakları altında

olacak şey mi duymak portakal bahçelerini

mermiler araya girmeden anlayabilir miyiz artık

hangi kızlar hangi serin yerlerimize değdi:

Sanırdık saçlarımız kumrularla kaplanır

bir çocuk, İşte ırmak! diyerek haykırınca

o zaman belki çocuklar zabıtalardan daha çoktu

belki biz daha çok ağlardık bir aşk pıhtılanınca.

Gördüm

gözlerinde zindanlarla bana baktıklarını

düşündüm yaslanarak şehrin kasıklarına

düşündüm kafa kemiklerimi eritinceye kadar

nedir bu kölelerin olanca silahları

silahların köleleri olmaktan başka.

Bıkmadım

Koyu renkler kullanıyorum hayatımda

Koyu mavi, acıyı anlatırken

sessizce öperken, koyu beyaz

ve saçlarım hakaretlerle okşanırken

koyu bir itiraf sarıyor beni.

Susmak elbette zehirlidir

ve rahatlık getirir yazıklanmak da.

Ey tenimde uzak yolculukların lekeleri!

Ey çocuklarda uyuyan intizamsız güneş!

gelin ve boğdurun bu köleleri... (İsmet ÖZEL/1972)

Arkadaşlar…

Enteresan bir şey oldu, sizlerle paylaşmak istiyorum.

İki akşam önce bir rüya gördüm.

İsmet Özel, Kadıköy İskelesi’nde duruyor, üzerinde gri bir palto.

Daha genç görünüyor, simsiyah sakallı, simsiyah bıyıklı…

Elinde bir çakı var, cebinde de bir sürü kurşun kalem.

Cebinden bir kalem çıkarıyor, çakıyla kalemin ucunu açıyor.

Sonra bana doğru bakıyor.

Yukarıda yazdığım şiirden bir dize okuyor.

Ucunu sivrilttiği kalemi mızrak gibi havaya kaldırıyor ve denize fırlatıyor.

Sonra bir dize, bir kalem…

Bir tane, bir tane daha…

Propaganda şiirinin tamamını okuyor ve her dize için bir kalem fırlatıyor denize.

Kış günü, banklarda, ağaçların yapraklarında yer yer kar var.

Biraz sonra kara dumanlı bir vapur yanaşıyor iskeleye.

İsmet Bey’in biraz önce Propaganda şiiriyle sivrilttiği ve denize fırlattığı kalemler rıhtıma vuran kıyı dalgalarının köpükleri arasında yaylanıyor.

İsmet Bey bana doğru bakıyor, biraz öfkeli…

Sonra suyun üstünde oynaşan kalemlere merdiven gibi basarak ilerliyor, vapura biniyor.

Ben de aynısını yapmak için ayağımı denize uzatıyorum.

Su çekiliyor, vapur çekiliyor, ayağımı suya değdiremiyorum.

Denizin ve vapurun arkasından koşuyorum, koşuyorum.

Öylece uyandım…

Hayrolsun inşallah, dedim.

Kalktım, üst kata çıktım, kitaplıktan Erbain’i aldım, Propaganda şiirini açtım.

Ben doğmadan iki yıl önce yazılan bu şiirin altına 1995’te şu notu düşmüşüm:

“En son yerliler kazanır…”

Rüya tabirinden anlayan arkadaşlar varsa bir zahmet beni aydınlatsınlar.

Ben ne gördüm, neler oluyor?..

#İsmet Özel
#Propaganda
#Şiir
#Rüya