
Kızılderililer''in Wintu boyundan bir kadın şunları söylüyor (Yazıdaki alıntılar T.C. McLuhan''ın "Yeryüzüne Dokun" adlı derlemesinden, İmge Yayınları, 1994, çev. Ece Soydam):
"Beyazlar hiçbir zaman toprağa ya da geyiklere ya da ayılara aldırmadılar. Biz Kızılderililer bir hayvanı öldürdüğümüz zaman, onun bütün etini yiyoruz. Kökleri kazdığımızda küçük çukurlar açıyoruz. Ev yaptığımızda küçük çukurlar açıyoruz. Biz çekirgeler için otları yaktığımızda hiçbir şeyi mahvetmiyoruz. Biz meşe palamutlarını ve fıstıkları sallayarak düşürüyoruz. Ağaçları baltalayıp devirmiyoruz. Biz yalnızca kurumuş ağaçları kullanıyoruz. Ama beyazlar toprağı deşiyorlar, ağaçları söküyorlar, herşeyi öldürüyorlar. Ağaç diyor ki ''Yapma. Acıyor. Canımı yakma.'' Ama onlar, onu baltalayıp kesiyorlar. Toprağın ruhu onlardan nefret ediyor. Ağaçları parçalıyor ve en derinlere kadar oyuyorlar. Ağaçları testereyle kesiyorlar. Bu onların canını yakıyor. Kızılderililer asla bir şeyin canını yakmaz, ama beyazlar herşeye zarar veriyorlar. Kayaları parçalıyor, sonra da yerlere saçıyorlar. Kaya diyor ki ''Yapma. Canımı yakıyorsun.'' Ama beyazlar hiç umursamıyorlar. Kızılderililer kayaları yemek pişirmek için kullanırlarken, yalnızca küçük ve yuvarlak olanları alırlar... Toprağın ruhu beyaz adamı nasıl sevebilir?.. Beyaz adamın ona dokunduğu her yer acıyor."
Bir Stoney Kızılderilisi olan Tatanga Mani (Yürüyen Bufalo) ise şöyle diyor:
"Kanunları olmayan insanlardık biz. Ama herşeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan Yüce Ruh''la iyi geçiniyorduk. Siz beyazlar bizim vahşi olduğumuzu sandınız. Bizim dualarımızı anlamadınız. Anlamaya çalışmadınız. Biz güneşe, aya ya da rüzgara övgüler düzerken, siz bizim putlara taptığımızı söylediniz. Hiç anlamadan, yalnızca bizim tapınma şeklimiz sizinkinden farklı diye, bizi kayıp ruhlar olarak nitelediniz.
Biz Yüce Ruh''un eserlerini herşeyde görürdük: Güneşte, ayda, ağaçlarda, rüzgarda ve dağlarda. Bazen bunlar aracılığıyla ona yaklaşırdık. Bu çok mu kötüydü? Bence biz yüce varlığa, bize putperest diyen beyazların çoğundan daha güçlü bir imanla, gerçek bir inançla bağlıyız... Doğaya ve doğanın yöneticisine yakın yaşayan Kızılderililer karanlıkta değildir.
Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz? Evet, konuşurlar. Birbirleriyle konuşurlar; kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır. Asıl sorun, beyazların dinlememesidir. Kızılderililer''i dinlemeyi hiçbir zaman öğrenemediler, bu yüzden doğadaki başka sesleri dinleyeceklerini de hiç sanmıyorum. Oysa ben ağaçlardan çok şey öğrendim: Bazen hava, bazen hayvanlar, bazen de Yüce Ruh hakkında."
Bu sözler romantik ya da lirik duygulanımlara kapılalım, artık gerçekdışılaşmış bir dünyanın türkülerini söyleyelim diye değil! "Şimdi, dünya zamanının bu evresinde tam da bu bakış egemen olmalıdır" gibi abartılı bir sava yaslanmak için de değil! Ama neredeyse herkesin birbirini suçladığı, kimilerinin devlete asla sahip olamayacağı güçler atfedip sonra da "neden güçlerini kullanmıyorsun?" diye bağırdığı, devletin sahip olduğu gerçek olanakları bile kullanamayacak kadar hantallaşıp şaşkınlığa uğradığı, kimilerinin "bakın gördünüz mü, bizim bakışımızı taşımamanın bedeli bu" diye söylendiği bir anda "yeryüzündeki duruşumuzu sorgulayalım" diye! Birbirleriyle tam bir karşıtlık içinde olan pek çok kesim, topluluk ya da kişinin, "duyarlık" gösterdikleri kimi alanlar hariç nice şeye "aynı ölçüde duyarsız" olduklarını farkedelim diye! Ve yeryüzünde duruşun yaşamla ilintisiz ahlakçılıklara, püriten tuhaflıklarına, Calvinist karabasanlara, teknokratik fantazmalara, her an özgür ama herşeyin her an denetimli olması gerektiğine inananlara, varlığımızı kuşatan koşullardan bütün bütüne bağımsızlaşmamızı savunanlara değil de başka şeylere dayandığını görelim diye!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.