Yatırım kararı ‘terör’le alınmaz

04:0012/09/2015, Cumartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Kerem Alkin

Hayatımda ilk defa Dubai'yi görmeme sebep olan 'Cityscape' uluslararası gayrimenkul fuarı nedeniyle, Körfez ülkelerinin yatırımcılarıyla birlikte olma ve kendilerine konuşma yapmamız imkanı oldu. Türkiye'den 61 seçkin gayrimenkul ve konut proje geliştiricisi firmamızın, şirketlerimizin katıldığı veTürkiye'nin her geçen yıl daha büyük gövde gösterisi yaptığı ve yüksek derecede ilgi odağı olduğu bu uluslararası organizasyon sayesinde, çölün denizle buluştuğu bir alanda, adeta bir maketi gerçek bir

Hayatımda ilk defa Dubai'yi görmeme sebep olan 'Cityscape' uluslararası gayrimenkul fuarı nedeniyle, Körfez ülkelerinin yatırımcılarıyla birlikte olma ve kendilerine konuşma yapmamız imkanı oldu. Türkiye'den 61 seçkin gayrimenkul ve konut proje geliştiricisi firmamızın, şirketlerimizin katıldığı ve
Türkiye'nin her geçen yıl daha büyük gövde gösterisi yaptığı ve yüksek derecede ilgi odağı olduğu bu uluslararası organizasyon sayesinde, çölün denizle buluştuğu bir alanda
, adeta bir maketi gerçek bir şehre dönüştürmek adına, Dubai'nin nasıl yükseldiğine de gözlerimizle şahit olduk.
Türkiye açısından, 250 milyon dolarlık net satış ve bağlantı yapılan söz konusu fuar için, Yeni Şafak ekibi çok titiz ve başarılı bir çalışma ortaya koydu
. Bölgenin en saygın yayın organlarından Gulf News ile birlikte, grubumuz, Arapça ve İngilizce içerikli 40 sayfalık bir ek hazırladı. Bu ek nedeniyle, Sinem Köseoğlu ve editoryal ekibi, Abdullah Hanönü ve ekibini bilhassa kutlamak isterim.

Geçen çarşamba günkü konuşmamda, ciddi katılımcı olan Körfez Bölgesi ülkelerinin yatırımcılarının, Londra'yı çok iyi bilmeleri nedeniyle, salı gününden itibaren, fuar alanındaki
Türk şirketlerinin stantlarına gelen yatırımcıların, son dönemde artan terör olaylarıyla ilgili de soru sorduklarını önceden öğrenmiş olmam nedeniyle, Londra'daki kimi unutulmuş; ancak o zamanki İngiltere Başbakanı Tony Blair ve kabinesinin kıl payı ölümden döndüğü saldırıyı
ve Batılı ülkelerden pek çok örneği, New York'ta gerçekleşen 11 Eylül saldırısını katılımcılara hatırlattım ve bu terör olaylarına rağmen, hiç bir küresel yatırımcının Londra ve New York'a yatırım yapmaktan vazgeçmediğini, toplantıya katılanlara da teyit ettirdim.
Bu noktadan hareket ile, İstanbul gibi dünya incisi, kavşak noktası bir şehre ve Türkiye'nin birbirinden değerli bir çok yatırım bölgesine yatırım kararını değerlendirirken, uluslararası yatırımcılar olarak, 'terör' kavramı üzerinden yatırım kararı almanın yanlışlığını hatırlattım
. Terörün evrensel bir sorun olduğunu, küresel yatırımcıların ülkelerin cazibesini incelerken, bu konuyu öncelikli kılmadıkları gerçeğinin bir kez daha altını çizdim.

Teşvikleri gözden geçirelim

Geçen çarşamba günü kaleme aldığım yazı, çok sayıda olumlu telefon ve mesaj almama sebep oldu ve bu noktadan hareket ile, Türkiye›nin cazibesini yeniden ‹formatlamak'tan bahsettiğimiz şu günlerde, Dubai'deki bazı örnekleri sizlerle paylaşmak istedim. Öncelikle, Türkiye'nin ve İstanbul'un bir bölgesel finans ve
hizmet merkezi olması adına yürüttüğümüz 'İstanbul Uluslararası Finans Merkezi' projesine yönelik olarak, hayli ilgi çekici değerlendirmeler dinledik
. Aktifbank Genel Müdürlüğü görevi sonrası, Ağaoğlu Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiş olan Dr. Önder Halis Demir, Dubai Finans Merkezi projesinden hareketle yaptığı tespitleri paylaşırken, İstanbul Finans Merkezi projesinin inşaat ve müteahhitlik, yani donanımı için Türkiye'nin önde gelen şirketleri görev almışken;
projenin içerik
, yani binin üzerinde finans sektörü ve finans hizmet sektörü şirketini projenin ofislerine çekecek,
İstanbul'u trilyon doların üzerinde işlem hacmi gerçekleştirilecek bir bölgesel finans merkezine dönüştürecek 'yazılım' süreci için, henüz profesyonel bir üstlenici oluşturulamadığını hatırlattı.

Dubai Finans Merkezi,
4 Çin bankasının işlem hacmi 4 trilyon dolar ve diğer faaliyet gösteren finans kurumları da 4 trilyon dolar olmak üzere, bölge ülkeleri için öncelikli ve sonrasında tüm küresel finans sistemi için 8 trilyon dolarlık bir işlem hacmi döndürüyor.
Böyle bir işlem hacmine ulaşılmasının sac ayaklarına baktığınızda, 50 yıl sıfır kurumlar vergisi teşviği, Dubai Finans Merkezi'ndeki bin 400' e yakın firmada çalışan yerli ve yabancı insan kaynağının brüt ücretini net olarak almaları ve bu sayede, ortalama olarak maaşların başka ülkelerden 3-4 kat yüksek olması, mutlaka Dubaili çalıştırma zorunluluğu olmaması, özel ihtisas finans mahkemeleri gibi detaylar gözleniyor.
Bu teşvikler sayesinde, kasım ile mart ayı arası hariç, evdeki fırının içinde dolaşıyormuşsunuz gibi iklimi olan bir ülke ve şehirde, bölgesel finans merkezi olma şansını yakalamışlar.

Türkiye'nin iklimi, İstanbul'un dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olması, Türk Hava Yolları'nın uluslararası taşımacılıktaki üstünlüğü dikkate alındığında,
'İstanbul Bölgesel Finans Merkezi' projesinin, salt bir gayrimunkul projesi, bir donanım projesi olarak kalmaması adına, Türk Ekonomi Yönetimi bürokrasisinin, bu tür teşvik uygulamalarını gözden geçirmesi gerekmekte
. Bakanlarımız, çoğunluklu bu hususlarda, kendi teknik kadrolarını, bürokratik çalışma arkadaşlarını ikna edemediklerine şahit oluyoruz.
Türkiye'yi ve İstanbul'u bir küresel marka haline dönüştürmek, takdir edersiniz ki, kaliteli beton ile, projeleri bitirmekten değil, onların içini, ofisleri yatırımcılarla, finansal hizmetlerle, hizmetlerin çeşitliliği ile doldurmanızdan geçiyor
. Örneğin, Katar, Dubai'nin verdiği teşviklerinin üzerine, örneğin ABD'li ve Japon şirketler gelsin diye, ülke bazlı teşvikler vermekte.
O halde, 2 milyon metrekareye ulaşacak ve yine binin üzerinde firmanın, finans kurumunun çalışabileceği , 50 bin yeni istihdam sağlayacak İstanbul Finans Merkezi için, profesyonel bir koordinatör içerik ekibi kurmakta lütfen gecikmeyelim.

2. Çeyrek büyüme yüzde 3,8


Son bir nokta, geçen çarşamba günkü yazımın son paragrafının başlığını yanlışlıkla yeniden aynı atmışım sanabilirsiniz. Ancak, her iki başlık arasında 0,1 puanlık fark var.
Yani, TÜİK Türk ekonomisinin 2. çeyrek büyümesini açıklamazdan önce, ağustos ayında ve geçen çarşamba yazdığım iki yazıda da, 2. çeyrek büyüme tahminimi yüzde 3,9 diye paylaşmıştım
. Ağustos ayında tahminimi sosyal medyada paylaştığımda, şahsıma yöneltilen hakaretler, ekonomi gibi teknik bir alanda bile, hepimizin 'paranoyak' durumlarımızı gözden geçirmemize sebep olmalı.
Bununla birlikte, iç talebe dayalı büyümeden çok, net ihracata dayalı büyümenin de yollarını bulmamız gerekiyor. O da, başka bir yazının konusu olsun.
#küresel ekonomi
#Dubai Finans Merkezi
#Tony Blair