
Dünkü yazıda içeriden Cengiz Çandar ve Semih İdiz''in, dışarıdan ise bir Fransız araştırmacının Filistin yönetimi başkanı Mahmut Abbas''ın BM''ye tam üyelik talebinin taşıdığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerinden söz etmiştim.
Bugün de aynı konada Fehim Taştekin''in (Radikal) konuya ilişkin yorumunu gözden geçireceğiz.
Taştekin, Fransız araştırmacının altını çizdiği ve benim "en çok dikkatimi çeken husus" olarak aktardığım soruna –görebildiğim kadar- ülke basını içinde temas eden tek gazeteciydi. Hatırlatacak olursam, bu sorun Mahmut Abbas''ın başvurusu olumlu bir son ile sonuçlansa bile Filistintilerin bu işten zararlı çıkacağı yönündeydi. Çünkü (uzak da olsa bir ihtimal) Filistin devleti BM çatısı altında yer alsa bile, üye kabul edilen devlet Filistinlilerin büyük kısmını dışarıda bırakacaktı. Üstelik Hamas''ın söz konusu başvuruya sıcak bakmadığı da bilinen bir gerçekti. Bu tablo bütününde dikkate alındığında, Türkiye''nin Abbas''ın başvurusunun arkasında var gücüyle duracağını açıklamasının açıklanmaya muhtaç sorulara açık olduğu anlaşılıyordu.
Taştekin, benim "Arap baharı"ndan itibaren yazılarını kaçırmamaya gayret ettiğim bir gazeteci. Önümde duran "Velev ki Filistin devlet olsun!" başlıklı yazısı da bana önemi açısından farklı göründü. İsterseniz, asıl konumuza gelmeden yazının şu açılış cümlesinden başlayalım: "Filistin devletinin tanınmasıyla ilgili fotoğraf çok flu. Tanınma sorunu çözmüyor. Araplar 1947''de BM''nin Taksim Planı''nı reddetmeseydi Filistin''in tarihi topraklarının yüzde 45''inde bir Filistin devleti olacaktı. Gasp edilmiş topraklar üzerinde bir Yahudi devletine izin vermemek için bir direniş hattı kuruldu. Gel gör ki bu hatta bugün Başbakan Tayyip Erdoğan''ın çizmelerini giymeye heveslendiği Nasır''ın Mısır''ı bile dur(a)madı."
Taştekin, yazısının devamında önce Abbas tarafından dile getirilen talebin karşılanmasına ilişkin zorlukları sıralıyor. Bu fasılda BM Güvenlik Konseyi söz konusu olduğunda yaptığı şu tespit de önemli: "Geçici üyeler üzerindeki Amerikan etkisini bağımsızlığını Amerikan müdahalesine borçlu olan Bosna Hersek''in Araplara ''Söz veremeyiz'' demesinden anlıyoruz." (Dünya böyle bir şey maalesef...)
Başvuru BM Genel Kurulu''na gidecek olursa, burada zorluk yok, çünkü Kurul''un üçte iki çoğunluğu başvuruya olumlu bakıyor. Taşdemir''in bu sürece ilişkin değerlendirmesi ise şöyle: " ''Oy hakkı bulunmayan gözlemci varlık'' statüsü ''oy hakkı olmayan devlet''e dönüşecek. Koşkusuz bu statüyle Filistintilere Batı Şeria''yı parselleyen ''Apartheid'' duvarı gibi meseleleri Uluslararası Adalet Divanı''na götürme, müzakere masasına örgüt olarak değil devlet olarak oturma, iki devletli çözüme asılma gibi avantajlara kavuşacak. Ama BM''deki Filistin koltuğunun itibarının yükseltilmesi sanıldığı gibi BM platformlarında Filistin''e ciddi bir üstünlük getirmeyecek."
Taşdemir''in Filistin cehpesindeki "bölünmeden" bahisle yaptığı şu tespit de dikkat çekici: "Filistinlilerin bir kısmı belli çekincelere sahip. Çekinceleri anlamak için önce İsrail''in ''müzakere ortağı'' Abbas''ın bu konudaki ısrarının esrarını çözmeli." Bu "esrar" ise, Taşdemir''e göre, Abbas''ın "yeni bir diplomasi savaşıyla koltuğunun ömrünü uzatmaya" çalıştığı şeklinde.
Taşdemir''in yazısında en dikkat çekici bölüm, tanınması istenen devletin Filistinlilerin büyük bölümünü dışarıda bırakacak olmasına ilişkin yorumun paylaşıldığı şu satırlar: "Eğer Ramallah merkezli ''Filistin Yönetimi'' devlete dönüşürse temsil alanı sadece Batı Şeria ile sınırlı kalacak ve yeni entite Filistinli mültecileri temsil etme hakkını kaybedecek. Çünkü 1974''te Filistin adına BM''ye gözlemci statüsüyle tescillenen FKÖ''ydü. FKÖ 4.6 milyon mülteci adına da konuşma hakkına sahip. Filistin davasının can alıcı unsuru da mültecilerin dönüşü. Mültecilerin uluslararası aidiyetlerini kaybetmesiyle geri dönüş hedefi gerileyecek."
Peki ya sonuç? Şöyle: "Filistintilerin başkent olarak gördüğü Doğu Kudüs ilhak edilmişken ve Gazze ile Batı Şeria birbirinden kopukken Filistin devletinin ''egemen'' bir devlet olması çok zor."
İki gündür (yazılarıma gazetede muntazaman "Dünya" sayfasında yer verilmesinin etkisiyle de olacak!) BM''de tanınması istenen Filistin devleti başvurusunun sorunlarını –uzun alıntılarla- değerlendirmeye çalıştım. Sözünü ettiğim sorunlardan birçoğunuzun farkında olduğuna eminim. Ama "ne olur olmaz belki duymayan kalmıştır" diye idi bu hatırlatmalar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.