
Türkiye’de kırsaldan kente göç, geçici veya dönemsel bir olgu değil; uzun süredir devam eden yapısal bir dönüşümün sonucudur. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de kırsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı 2019 yılında yaklaşık %24 seviyesindeyken, 2024 itibarıyla %22,11’e gerilemiştir.
Bu tablo, kırsal alanların nüfus kaybetmeye devam ettiğini ve mevcut politikaların bu eğilimi tek başına tersine çevirmekte yetersiz kaldığını göstermektedir.
Bu gerçeklik içinde TOKİ tarafından hayata geçirilen Tarımköy Projesi, doğru bir ihtiyaca temas eden, yerinde yaşamı esas alan önemli bir girişimdir. Konut ile tarımsal faaliyeti aynı zeminde buluşturma fikri, Türkiye’nin uzun süredir ihtiyaç duyduğu bütüncül kırsal kalkınma yaklaşımını yansıtmaktadır.
Tarımköy bu yönüyle yalnızca bir konut projesi değil; potansiyel olarak yeni bir kırsal yaşam modeli olma iddiası taşımaktadır.
Kırsaldan kente göçün nedeni yalnızca konut eksikliği değildir. Gelir güvencesi, üretimin sürdürülebilirliği, pazarlama imkânları ve sosyal yaşam olanakları, kırsalda kalma kararını birlikte şekillendirmektedir.
Bugün bir hanenin köyünde kalıp kalmamasını belirleyen temel unsur, tarımsal faaliyetin sürdürülebilir bir geçim sağlayıp sağlayamadığıdır. Bu nedenle Tarımköy projelerinde konut ve altyapı boyutu büyük ölçüde karşılanmış olsa da, üretim ve gelir ayağının aynı ölçüde güçlendirilmediği görülmektedir.
Mevcut uygulamalarda Tarımköy projelerinde ürün bazlı alım garantileri net değildir; üreticinin ürününü hangi fiyatla, hangi süreklilikle ve hangi pazarlara satacağı belirsizdir. Pazarlama, depolama ve lojistik zinciri projeye içkin bir yapı olarak tasarlanmamış; kooperatifleşme çoğu yerde güçlü bir ekonomik mekanizma olmaktan ziyade teşvik düzeyinde kalmıştır.
Bu durum, Tarımköy’ün bazı uygulamalarda üretim merkezli bir kırsal modelden ziyade, zamanla pasif bir yerleşim alanına dönüşme riskini beraberinde getirmektedir.
Tarımköy’ün başarısı yapılan konut sayısıyla değil; yerinde kalan nüfusla, sürdürülebilir üretimle ve yaratılan katma değerle ölçülmelidir.
Bu nedenle Tarımköy yerleşimleri belirli ürün desenleriyle eşleştirilmeli; bu ürünler için kamu veya sözleşmeli özel sektör aracılığıyla önceden ilan edilmiş alım garantileri sağlanmalıdır. Üretici, daha ekim aşamasında gelirini öngörebilmelidir.
Tarımköy, bireysel üreticilerin yalnız bırakıldığı bir yapı olmaktan çıkarılmalıdır. Zorunlu ve güçlü kooperatif modeli, Tarımköy’ün ayrılmaz parçası haline gelmelidir. Bu yapı; soğuk zincir, depolama, işleme ve pazarlama süreçlerini kapsayan entegre bir ekonomik sistem olarak kurgulanmalıdır.
Özellikle genç nüfusun kırsalda kalabilmesi için ilk üç ila beş yılı kapsayan gelir güvenceli üretim modeli, sosyal güvenlik, teknik eğitim ve danışmanlık birlikte ele alınmalıdır. Genç çiftçi için geçim güvenliği sağlanmadan, kırsalda demografik yenilenme mümkün değildir.
Sonuç olarak Tarımköy Projesi, Türkiye’nin kırsal sorunlarını doğru yerden okuyan kıymetli bir başlangıçtır. Ancak konutla başlayan bu modelin üretim, gelir ve pazar ayağı güçlendirilmeden, kırsaldan kente göçü kalıcı biçimde yavaşlatması mümkün değildir. Doğru tamamlandığında Tarımköy, Türkiye’nin kırsal kalkınma politikasında yeni bir referans modeli haline gelebilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.