'Ergenekon' Türk'ün Kabesi

Aa
00:0015/12/2008, Pazartesi
G: 15/12/2008, Pazartesi
Yeni Şafak
'Ergenekon' Türk'ün Kabesi
'Ergenekon' Türk'ün Kabesi

“Ergenekon” davasının 26'ncı duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” dedi. “İddianamede 'terör örgütü' deyiminin, Türk'ün Kabe'si olan Ergenekon ile birlikte kullanıldığını” ifade eden Küçük, “İki kelimeyi birlikte kullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletinden özür dilediğini” söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın 26'ncı duruşmasında, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tarafından savunmasını yapacağı kürsüye çağrılan Veli Küçük'e yasal hakları hatırlatıldı.

Daha sonra savunmasına başlayan Veli Küçük, uzun zamandan beri planlı bir şekilde üzerine gelindiğini ve bu planın icra safhasına konulması sonucu gözaltına alındığını söyledi.

Küçük, gözaltına alınmadan bir gece önce rahatsızlığı nedeniyle geceyi hastanede geçirdiğini, ertesi gün de hastaneye gitmesi gerekirken emniyete götürülmesine itiraz dahi etmediğini anlattı.

Küçük, “Çünkü hayatım boyunca hiç hata yapmadım, yasaların dışına çıkmadım. 'Veli Küçük korktu' dememeleri için hastalığımı sakladım. Ancak devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” diye konuştu. “Evinde arama yapılırken, cezaevi firarisi ya da PKK'lı militanlar aranıyormuş gibi evinin kuşatıldığını” ileri süren Küçük, bu görüntülerle polisin darbe yaptığının düşünülebileceğini savundu. Gözaltına alındığını ilgili askeri birime bildirdiğini, ancak bunun “yardım isteniyormuş” şeklinde kamuoyuna yansıtıldığını dile getiren Küçük, kimseden yardım istemediğini, yardıma da ihtiyacı olmadığını belirtti. Bu olayın kendisini topluma tanıtması açısından bir fırsat olduğunu dile getiren Küçük, “iddianamenin yüce Türk milletine karşı hazırlandığını” öne sürdü.

“İddianamede 'terör örgütü' deyiminin, Türk'ün Kabe'si olan Ergenekon ile birlikte kullanıldığını” ifade eden Küçük, “İki kelimeyi birlikte kullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletinden özür dilediğini” söyledi.

Küçük, “iddianame ile Atatürk'ün Cumhuriyeti'nin yargılanmak istendiğini, rejimin, dinin değiştirilmek istendiğini” savundu. Duruşma, Veli Küçük'ün savunmasıyla devam ediyor.

TUNCAY GÜNEY BANA İSTİHBARAT GETİRİYORDU

Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Gazeteci Tuncay Güney'in kendisine bazı istihbari bilgiler getirdiğini söyledi. Tuncay Güney'in kendisine getirdiği cipi kabul etmediğini savunan Küçük, "Eğer kabul etseydim Ergenekon operasyonu daha önce başlardı." dedi.

Ergenekon operasyonunun Recep Tayyip Erdoğan iktidara gelmeden önce 2002 yılında planlandığını iddia eden Veli Küçük, "Erdoğan 'biz iktidara gelmeden önce bunun hazırlığını yapıyorduk' demişti. Recep Tayyip Erdoğan parti başkanı değilken bu kurgulandı. Erdoğan Amerika'ya gittiğinde Bush'tan izin aldıktan sonra düğmeye basıldığını anlıyoruz." şeklinde konuştu.


Tuncay Güney'in iddialarına ilişkin konuşan Küçük, "Tuncay Güney kimdir? Tuncay Güney emekli bir albayla yanıma geldi. Akşam Gazetesi'nde çalıştığını söyledi. Turgut Büyükdağ ve Ümit Oğuztan ile bir strateji dergisi çıkartacaklarını söyledi. Bana istihbari bilgiler getiriyordu. Bunlar benimle irtibatı sağlamaya yönelik bilgilerdi." dedi. Tuncay Güney'in kendisine bir cip getirdiği iddialarına ilişkin Küçük, "Cip getirdi ve anahtarını önüme koydu. Ben ona çok kızdım ve kovdum. Cipi alsaydım -ki mümkün değil, bu operasyon çok daha önce başlayabilirdi. Hazırlanan senaryo bu adamın söylediklerine göre oluşturuldu. Soruşturma bu şahısla birlikte yürütüldü. Tuncay Güney'in iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum." dedi. Küçük, Tuncay Güney'in isminin niçin iddianamede yer almadığı ve kim tarafından engellendiği yönünde mahkeme heyetine soru yöneltti.


Ergenekon davasıyla ilgili yargılanan 86 sanıktan 14'ünü tanıdığını söyleyen Küçük, bu isimleri şöyle sıraladı; Sami Hoştan, Ali Yasak, Zekeriya Öztürk, Güler Kömürcü, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Muzaffer Tekin, Sedat Peker, Vedat Yenerer, Muammer Karabulut, Emin Gürses, Mehmet Fikri Karadağ ve Doğu Perinçek.



"DANIŞTAY SALDIRISIYLA BİR İLİŞKİM YOK"


Danıştay saldırganı Alparslan Arslan ile bir ilişkisinin olmadığını savunan Küçük, Arslan'ın da aynı yönde beyanları olduğunu söyledi. İsveç'te çekilen fotoğraftaki kişinin Alparslan Arslan olmadığını iddia eden Küçük, bu kişinin Azeri bir genç olduğunun ortaya çıktığını savundu. Danıştay saldırısıyla ilgili ne Alparslan Arslan ne de diğerleriyle bir ilişkisinin olduğunu ileri süren Küçük, Danıştay sanıklarıyla bir ilişkinin bulunmadığını iddia etti.


Hakkında tanıklık yapan gizli tanıkların ise, Tanık Koruma Kanunu'ndan yararlanmak isteyen PKK, Hizbullah ve DHKP/C'liler olduğunu öne süren Küçük, 17 Nolu gizli tanığın Niyazi Kıyak olduğunu öne sürdü. Küçük, bu tanıkların aleyhinde verdiği ifadeleri kabul etmediğini söyledi. DHKP/C ile ilişkinin olduğu yönündeki iddiaları reddeden Küçük, Giresun'da görevli olduğu dönemde örgütün Karadeniz bölgesine sızma planlarını engellediğini savundu. Küçük, DHKP/C'nin kendisini hedef aldığını söyledi.


Bazı faili meçhul cinayetleri azmettirdiği yönündeki iddiaları reddeden Veli Küçük, "Bu isimler Hulusi Sayın, Temel Cingöz mü? Çok yanılıyorlar. Onlar 'bu vatanı parçalatmam' dedikleri için hainler tarafından, DHKP/C militanları tarafından öldürüldü." iddiasında bulundu.


Bu arada, duruşma sırasında biten kasetin değiştirilmesi sırasında şeker hastası olduğu bilinen Veli Küçük'e kızı Zeynep Küçük ile tutuklu sanıklardan Sami Hoştan bisküvi verdi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün de, "Kendinizi zorlamayın, sonra da devam edebiliriz" teklifinde bulundu. Küçük de, savunmasına devam edebileceğini söyledi.