
Türk düşünce dünyasının öne çıkan ismi Prof.Dr. Hüsametitn Arslan’ın vefat yıl dönümünde kurduğu yayınevinden çıkan iki kitapla anıldı. Öte yandan Zeytinburnu Belediyesi Yayınları arasında çıkan Hüsamettin Arslan Kitabı ise Arslan ile ilgili yayınlanmış oldukça derli toplu bir çalışma.
Ülkemizde bilgi sosyolojisi üzerine yapılan araştırmaların, yayınlanan eserlerin yeterli olmadığı öteden beri ileri sürülen iddialardan biri. 2018 yılında kaybettiğimiz Hüsamettin Arslan, bilgi sosyolojisi, bilim sosyolojisi, sosyal bilimlerde yöntem ve hermenötik alanlarında çalışma yapan önemli sosyologlarımızdan biriydi. Ordu-Mesudiyeli dar gelirli bir ailenin çocuğu olarak öğretmen okulunda yatılı olarak okuyan Hüsamettin’in Arslan’ın hayat serüveni 1980 ihtilalinden sonra gitgide derinleşir. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Mezunu olan Arslan, yüksek lisansını aynı bölümde “On dokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda Sanayileşme Girişimleri” üzerine yazdığı tezle verdi. Ancak, daha sonra alan değiştirdi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Genel Sosyoloji ve Metodoloji alanında doktora yaptı. Onun dikkatleri üzerine çektiği yıl ise 1986 yılı oldu. 1986 yılında Cemil Meriç’le yaptığı söyleşi uzun süre gündem oldu.
Doktora tezi olan “Epistemik Cemaat/Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi”, bilim sosyolojisi alanında ülkemizdeki ilk akademik çalışma olma özelliğini taşıyan önemli bir eser olarak dikkat çekti. Arslan’ın bu eseri kurucusu olduğu Paradigma Yayınlarından basılan ilk eseri oldu. Arslan, bilimsel bilgi ve bilim üzerine yazılmış onlarca makaleyi ve sosyoloji alanında birçok kitabı Türkçeye kazandırdı. Bursa Uludağ Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak birçok öğrenci yetiştiren Hüsamettin Arslan son olarak Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde bölüm başkanı olarak görev yapıyordu. Hüsamettin Arslan, kitap ve makalelerinin yanısıra birçok oturumda da konuşmacı olarak yer aldı. Bunların bazıları çözümlenerek yayımlandı, bazı videoları da internette söyleşiler şeklinde yer almakta.
Hüsamettin Arslan’la ilgili yayımlanmış olan en derli toplu eserlerden biri Zeytinburnu Belediyesi tarafından çıkarılmış olan “Hüsamettin Arslan Kitabı”dır.
BİR VEFA ÖRNEĞİ: HÜSAMETTİN ARSLAN KİTABI
Hüsamettin Arslan, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’un son derece önem verdiği bir isim. “Rize’den üniversite okumak için gelmiş, 20’li yaşlarının başında bir gencim. 91-92 yılları olmalı. Hüsamettin Arslan Hoca’yla arkadaş olan bir halkaya dahil oldum. Düzensiz aralıklarla Sultanahmet’te veya Erenler’de buluşup gecenin sükuneti çökene kadar konuşuluyor. Hoca’yı meraklı gözlerle izliyor, dinliyorum. Aforizmatik üslubu, dikkat çeken tavırları ile her seferinde hayranlığımı artırıyor. Tarih, siyaset, edebiyat, hayat… lezzetine doyum olmaz sohbetler…”
Ömer Arısoy, ona olan şükran borcunu Zeytinburnu Belediyesi kültür yayınları arasından çıkan bir eserle göstermiş. Asım Öz tarafından hazırlanmış olan kitap iki bölümden oluşmakta. Kitabın ilk bölümünde Hüsamettin Arslan’ın çeşitli metinlerine, güncel konularla ilgili görüşlerine yer verilmiş. Meçhul Metinler başlığıyla sunulan, “Kitabın birinci bölümü insanın öncelikle, rasyonel bir varlık ya da akıl sahibi bir varlık ya da akıl sahibi bir varlık değil anlayan ve yorumlayan bir varlık oluşunu mütemadiyen hatırlatan Hoca’nın metinlerinden oluşuyor. Sayıları fazla olmasa da anlam bilimleri terimine meşruiyet ve geçerlilik talebinde bulunan düşünürlere dair metinler de ilerleyen sayfalarda yer alıyor.” Bu bölümde Hüsamettin Arslan’la yapılmış olan bazı söyleşiler, konferans ve sempozyumlarda yaptığı bazı konuşmaların çözümleri de yer almakta. Birinci bölümün sonunda Ahmet Yasin’in Hüsamettin Arslan yazılarından derlediği aforizmalar ise ilgiyle okunacak türden. Yasin’in yaptığı sadece bu alıntılar dahi Arslan’ın düşünce dünyasını ve derinliğini anlamak için yeterli.
“İmparatorlukların varisi toplumların ve devletlerin sorunları da imparatorluklar kadar büyük ve derindir. Türkiye böyle bir ülkedir… Dünyanın en istikrarsız coğrafyasında, Ortadoğu’da yaşamak yüksek bedeller gerektirir. Her şey kaygandır… Evimize dönmeliyiz; seküler kutsal kâbelerde, modern uygarlığın göz kamaştırıcı mabetlerinde egemen güçlere secde etmekten vazgeçmeli ve evimize dönmeliyiz. Evimize, memleketimize, meslek taşlarımıza...”
Kitabın “Hatırat, Dostluk ve Düşünceler” adlı ikinci bölümünde elli civarında kişinin Hüsamettin Arslan’la ilgili görüşleri, değerlendirmeleri, hatıraları yer almakta. Bu isimlerin hepsinin yolları da Hüsamettin Arslan’la bir şekilde kesişmiş. İçlerinde Hüsamettin Arslan’ın yakın arkadaşları, dostları, öğrencileri, yazar dünyasından soldan, sağa çeşitli isimlerin yazıları bulunuyor.
Bu bölümün sonunda ise Yusuf Turan Günaydın tarafından Hüsamettin Arslan’ın geniş bir Bibliyografyası yer almakta. Zeytinburnu Belediyesi tarafından okuyucularla buluşturulan 550 sayfalık bu eser Hüsamettin Arslan hakkında yazılmış son derece güzel bir eser.
OSMANLI DÖNEMİ SANAYİLEŞME ÜZERİNE
Kurucusu olduğu Paradigma Yayınevi de Hüsamettin Arslan’a ait iki kitabı daha bu yıl başında okuyucularla buluşturdu. Bunlardan biri Hüsamettin Arslan’ın Hacettepe Üniversitesi Tarih Bilim Dalı-Yeni Çağ alanındaki Yüksek lisans tezi olan “Osmanlı İmparatorluğu’nda Sanayileşme Teşebbüsleri” adlı eser. Sanayi devrimi Batı’nın üstünlüğüne yol açarken, Osmanlı Devleti de sanayileşmenin öneminin farkına varıyor ancak bu doğrultuda atılan adımlardan istenilen sonuçlar elde edilemiyordu. Hüsamettin Arslan, bunun nedenlerini ortaya koyarken ilk olarak XIX. Yüzyıl öncesi Osmanlı Devletinin sanayi yapısını ele alıyor. Arslan’a göre Osmanlı sanayi sistemini Batı’dan ayıran iki ana özellik söz konusu. “Bunlardan birincisi, Osmanlı sanayiinin işlerliğini, Batı sanayilerinkinden çok farklı mekanizmalarla sürdürmesi, ikincisi ise, Osmanlı sanayiinin Batı’da XV. Ve XVI. Yüzyıllarda başlayıp daha sonra da devam eden bir dizi gelişmenin tedricen artan menfi tesirleri altında bulunmasıdır.” Arslan bu bölümde Osmanlı Devleti sanayisinin içinde bulunduğu durumu, devletin iktisadi sistem üzerindeki etkisini ve dönüşüm taleplerinin vardığı sonuçları irdelemekte.
Sonraki bölümde ise modern sanayiin doğuşu yani sanayi inkilâbı ele alınmış. Osmanlı Devletinin sanayii dönüşümünü Batı ile birlikte gerçekleştiremeyişinin nedenlerinden en önemlisinin Batı sosyal ve iktisadi sisteminin, devlet yapısının Osmanlı Devletinden farklı olmasıdır. Arslan, bu farklılığı Batı sistemin kapitalist, emperyalist bir sistem olmasıyla ilişkilendirir. “Başta İngilizler olmak üzere Batılı ülkeler, modern sanayilerinin büyük çaptaki ihtiyaçlarını karşılamak için, teknolojik yeniliklerin kendilerine sağladığı askeri gücü bir destek olarak kullanma yoluna gittiler. Osmanlı İmparatorluğu hiçbir zaman bu güçlerin etkisi dışında kalmamıştır.” “Osmanlı İmparatorluğu, coğrafi mevkii ve sahip olduğu imkanlarla, Batı’nın sömürgeci yayılma siyasetinin dışında kalamadı.” “Osmanlı sanayiinin çöküşünün daha kesin emarelerini imparatorluğun, artık mamul madde yerine hammadde ihraç etmeye başlaması göstermektedir… Osmanlı geleneksel sanayiinin çöküşünün-çöküşün sebepleri uzun bir tarihi dönemi, ihtiva etmekle beraber- 1838 Ticaret Anlaşması ve sanayi inkilabının tesirleriyle hız kazandığı daha da yaygınlaştığı ve XIX yüzyılın ilk yarısının bitiminde gerçekleştiği söylenebilir.”
Arslan’ın kitaplaştırdığı tezinin iddiası, Osmanlı’nın sanayileşememesindeki dış etkinin öncelikli neden olmadığı, asıl nedenin Osmanlı toplum yapısıyla ilgili olduğu şeklinde özetlenebilir.
BİLİMİZM BİLİM HAKKINDA BİR İDEOLOJİDİR
Hüsamettin Arslan’ın Paradigma yayınları arasında çıkan son kitaplarından biri de bilim odaklı “Yöntemi Aşan Bilim- Kurtarıcı ve Kutsal Bilim Anlayışında Reddiye adlı kitap. Arslan bu kitabında doğa bilimlerinde ve sosyal bilimlerde kullanılmakta olan yöntemleri masaya yatırıyor ve “yöntem”in ve yöntem düşüncesinin de bir yönteminin bulunup bulunmadığını ele alıyor. Bu konu “Ülkemizde, bilim adamlarımız ve araştırmacılarımız tarafından kaleme alınan ve doğa bilimleriyle sosyal bilimlerde kullanılan yöntemleri inceleyen çok sayıda çalışma bulmak mümkündür; ancak, genelde “yöntem”i ve yöntem düşüncesini ele alan araştırma bulmak pek zordur.” Arslan’ın kitabı bu alanda yazılmış bu tür ender eserlerden biri. Arslan’a göre “yöntemizm ve bilimizm, bilimin kendisi değildir. Bilim yöntemlerle eşitlenemez. Bilimizm, bilimin kendisi değil, bilim hakkında bir ideolojidir. Bu ideoloji, bilimi ve yöntemlerini kutsallaştırarak objektif bilgi ideali uğruna veya bilgiyi kirletirler gerekçesiyle insani ve toplumsal olanı bilgi alanının dışına “yükseltmeyi” dener.” “Yöntemizm, Comte dönemi dikkate alındığında, bilginin seküleştirilmesiyle ilgili bir bilim ideolojisi, neopozitivist dönem dikkate alındığında, iki kutuplu bir dünyada “nötr” kalabilmeyi garantileyen bir entelektüel “soğuk savaş dönemi” ideolojisidir.” “Bilimizm ya da yöntemizm, doğal ve toplumsal varoluşun bütün alanlarını kapsayacak bir üniter bilim ütopyasını dile getirir. Temelinde pozitivist epistemoloji vardır.”
Kitabın ilk bölümünde yöntemizmin ve bilimizmin ne olduğu sosyolojide öne çıkan isimlerin yaklaşımları üzerinden ele alınmakta. Arslan’a göre bilimizm ve yöntemizme eleştirel yaklaşanların başında aralarında Friedrich Pollock, Herbert Marcuse, Walter Benjamin, Leo Lowenthal gibi isimlerin bulunduğu ve sonrasında Jürgen Habermas’ın yoğunluklu felsefi ve sosyolojik çalışmalarıyla okulun eleştirel kuramını yeniden temellendirmeye Frankfurt Okulu düşünürleridir. “Habermas’a göre Comte bilimizmi, bilimi bir bilme ve kavrama monopolü haline getirme girişimidir.” Bilimde yöntem eleştirilerinin neden bu derece önemli olduğuna gelince; “Bilimde yöntem eleştirileri bize, Kartezyen geleneğin entelektüel çağdaş dünyadaki tedrici çöküşünün ipuçlarını sağlar.”
İki bölümden oluşan kitabın “ Sosyal Bilimler ve Entelektüel “ bölümünde de geçmişte ve günümüzdeki entelektüel dünyasında yöntem ve bilime yaklaşım tarzları ele alınıyor. Burada da esas olarak yazarın görüşüne göre “Yöntemizmi motive eden faktör, entelektüel ve toplumsal kaostur.” Ona göre, entelektüel faaliyet alanı, bir ihtilaflar alanıdır. “Entelektüel ihtilaflar, entelektüel problemler, entelektüel problemler, entelektüel çatışma noktalarıdır. Problemler, entelektüel aktörler arasındaki düşünsel ihtilaflardan doğar.” Hüsamettin Arslan, bu bölümde entelektüeller arasındaki ihtilafları ele almakta ve bilimizmin bilimi karşılamaktaki zaaflarını düşünürlerden yaptığı alıntılarla ortaya koymakta. Alanında farklı bir yaklaşım içeren kitap bu konuları merak edip, irdeleyenler için özet bir kitap.








