Kaynak Yayınları'nın biyografi serisinin “Gönül Sultanları” kitapları arasında çıkan Hacı Bektaş Veli, Doç. Dr. Hüseyin Özcan tarafından, bu manevi dinamiği, cehalete karşı gerçek manada tanıtmak amacıyla hazırlanmış
Sözleri, fikirleri, şahsiyeti, kerametleri ve menkabevi hayatı sözlü kültürün tesiriyle nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşan Hacı Bektaş Veli, milli ve manevi köklerimizi oluşturan önemli mutasavvıflardan biridir. Hayatı boyunca Kurân-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerden beslenmiş ve buradan aldığı referansla, insanları cahillikten uzaklaştırıp ilme yöneltmeye, onları irşad etmeye ve yaşadığı toplumda sevgiyi ve hoşgörüyü yaymaya çalışmıştır. Ancak sağlıklı bilgi edinilebilecek kaynakların azlığı, Hacı Bektaş Veli de dâhil birçok önemli mutasavvıfın tanınmasının önünde önemli bir engel teşkil etmektedir.
Son zamanlarda Kaynak Yayınları'nın biyografi serisinin “Gönül Sultanları” kitapları arasında çıkan Hacı Bektaş Veli, Doç. Dr. Hüseyin Özcan tarafından, bu manevi dinamiği, yani Hacı Bektaş Veli'yi cehalete karşı gerçek manada tanıtmak amacıyla hazırlanmış bir kitap. “Hacı Bektaş Veli kimdir, felsefesi nedir, görüşlerinin ve tasavvuf anlayışının önemi nedir, ne tür eserler vermiştir?” gibi sorulara cevap olacak şekilde hazırlanan kitap, bilimsel bakış açısıyla fakat bilimsel formlardan uzak bir biçimde, halkın kolayca anlayabileceği ve ilgisini çekebileceği bir anlatım tarzı ile ortaya konulmuştur.
Yazar, kitabın giriş bölümünde Alevilik/Bektaşîlik anlayışının Türk kültürü ve sosyal hayatı içinde yeri ve öneminden bahsediyor. Son zamanlarda gerek medyada gerek halk arasında sık sık konuşulan Alevîliğin nasıl anlaşıldığına, konuşulan ve tartışılan taraflarının neler olduğuna değinen Özcan, tüm bunların tam anlamıyla bilimsel bir temele oturtulamadığını gözler önüne seriyor. Yazar, Alevîliğe etki eden kültür ve inançların varlığından söz ederken, Alevîliğin temelindeki ana unsurun İslam olduğunu; bununla beraber tarihî süreç içerisinde, Orta Asya'daki en eski Türk inançlarından Horasan Melamîliğine, Kalenderîlikten Hurufîliğe birçok anlayışın Alevîlik içinde yer aldığını söylüyor. Alevî toplumu için gerek hükümette gerek Diyanet İşleri Başkanlığı'nda yapılan çalışmalar ve gayretlerden bahseden yazar, Alevî inancının anlaşılması ve ideolojik kaygılarla sömürülmemesi adına önemli önerilerde bulunuyor.
Hacı Bektaş Veli'nin tarihî hayatını bilimsel verilere dayanarak açıklayan yazar, daha sonra halk arasında bilinen menkabevi hayatını anlatır. “Düşünceleri” başlığı altında ise, Hacı Bektaş Veli'nin düşüncelerinin, eserlerine hangi sözlerle yansıdığının bir göstergesi olarak Bektaşîliğin prensiplerinden bahseder. Yazara göre, temel felsefesi sevgi ve hoşgörü olan Bektaşî erenleri, “yetmiş iki millete bir gözle bakmak” sloganı ile yola çıkmış ve dil, din, ırk farkı gözetmeden tüm insanları bir olarak kabul edip kaynaştırmışlardır.
Yazar, “Eserleri” bölümünde Hacı Bektaş Veli'nin “Besmele Tefsiri, Makâlât, Fâtiha Tefsiri, Makâlât-ı Gaybiyye ve Kelimât-ı Ayniyye, Şathiyye, Hacı Bektaş'ın Nasihatleri, Üssü'l-Hakîka, Kitâbü'l-Fevâid, Kırk Hadis” adlı dokuz eserinden, bu eserlerin içeriğinden ve eser üzerine yapılan akademik çalışmalardan bahsediyor. Dikkat çekici olan husus ise “Fâtiha Tefsiri” ve “Kırk Hadis” adlı eserler üzerine söylenenler. Yazar, bilim adamlarının bugüne kadar bu iki eserin varlığı konusunda hemfikir olduğunu ancak kütüphane kayıtlarında böyle bir esere rastlanmadığını söylüyor.
“Bektaşîliğin Sosyo-Kültürel Çevresi” başlığı altında ise yazar, Bektaşîliğin diğer tarikatlara göre daha fazla yayılmasında ve bu anlayışın günümüze kadar taşınmasındaki en büyük etkenlerden birinin güçlü ve zengin bir edebiyata sahip olduğunu belirtiyor.






