'Katline ferman'dan 50 YTL cezaya...

Taceddin Ural
00:0013/01/2008, Pazar
G: 12/01/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
'Katline ferman'dan 50 YTL cezaya...
'Katline ferman'dan 50 YTL cezaya...

Sigaraya dair en kapsamlı yasak kapıda. Tiryakiler mahzun, pasif içiçiler mesrur. Ancak geçmişte; kelleyi omuz üstünde tutmanın ya da hadım edilmemenin sigara içmemeyle mümkün olduğunu düşününce, günümüz tiryakileri yine de şanslı sayılabilir.

“Aksıran Zorem'in burun delikleri kurum doluydu. Hz. İdris, 'Bu nedir?' diye sordu. Susan Zorem'in yerine, eşi cevap verdi: 'Yeni bir huy peydahladı; bir ot topluyor, kurutuyor, tenhada yakıp, dumanını çekiyor.' Hz. İdris ota baktı, talebelerine döndü, 'Geçenlerde bir koyun yemişti de sapıtmıştı' dedi.” Cemil Akıncı'nın Büyük Kısas-ı Enbiya'da anlattığı bu hikâye tütün içmenin eskiliğine bir işaret sayılabilir. Ancak içişin bildik manada ortaya çıkışı ise Ortaçağ elbette. Fransa'nın Portekiz elçisi Jean Nikot, İspanya'lı denizcilerde görmüştü çubuk tüttürmeyi. Amerika kökenli bu alışkanlık, elçi vasıtasıyla da Fransa Kraliçesi Caterine de Medicis'in müzmin baş ağrılarına “deva” olacaktı. İngiliz Amiral Sir Walter Raleig ise denizcilere özenerek tiryaki olmuştu. İlk kullandığında, başından dumanlar çıktığını gören hizmetçisi “Efendim tutuştu” diyerek bir maşrapa suyu başından aşağı döktüyse de kısa süre de herkes alışacaktı “kafası tüten adam” görmeye. Sir, ikbal mevkiinde nasıl tiryaki ise muğber olup darağacına giderken de tütün çubuğunu tüttürmeyi sürdürecek kadar da iyi bir içiciydi.


“ZÜREFA MÜPTELASI OLDU, FİTNE ATEŞİ YANDI”

Osmanlı'da ise “slow motion” hayat, tiryaki adayları için verimli bir sosyal zemindi. Tarih-i Naima'da yeni alışkanlık için, “Helal mi, haram mı diye nice çekişmelere sebep olan tütün Frengistan'dan zuhur edip 1015'de (1615) diyar-ı İslâm'a girdi, nice fitne ateşini tutuşturdu. Memleket zürefası onun müptelası oldu” yazıyordu. Peçevizade ise “İngiliz kefereler”de buluyordu suçu: “Getirdiler, emraza şifa diye sattılar. Ehl-i keyfden bazıları da müptela oldular. Kibar-ı ulemanın, eşhas-ı devletin, kahvelerde erazil ve evbaşın kesreti istimalinden kahveler gök dumanı olup birbirlerini görmeme mertebelerine vardılar. İstanbul'da yangınlara sebep olmuş, nice yüz bin adam ol ateşte yanmış, yıkılmıştır.”


“SİGARA İÇENİN KATLİ VACİPTİR” FETVASI

Bazı tekke ve zaviyelerin de, sigaranın yayılmasında mesuliyeti vardı. Kimi heterodoks yol mensupları iyi birer içici olmuşlardı. IV. Murat'ın haşin sigara yasağı ise aslında sosyal bir sorumluluk gereğiydi. “Kahve yudumlayıp çubuğu yaktı mı geriye ne kalır? Allah'ın adını hürmetle anmak kalır“ deyip; her mekânda iyice gevşeyen ahali, sayısız yangının da müsebbibiydi. Sonunda 1633 tarihli yangında 20 bin bina yok olunca, padişah aradığı fırsatı bulmuştu. Şeyhülislâm Ahizade'den “tütün içenin katli vaciptir” fetvasını da alan IV. Murad, tam bir “sigara yasağı terörü” estirecekti. Sokaklardaki ağzına çubuğu da takılı kesik başlar, tiryakiler için esaslı bir “uyarıcı”ydı. İçenleri takip için hafiye teşkilatı bile kurulmuştu. Aslında padişah, politikasında yalnız değildi. Aynı yılarda tiryakilere; Rusya'da hadım etme, kazıklama, İran'da ise burun ve dudak kesme münasip görülüyordu.


MÜLK-İ İSLÂM'IN BEDRİ İÇİN, YERLİ SİGARA İÇİN

Zaman içinde gevşeyen yasaklarla artan tiryakiler, yerli ve azınlık üreticileri karşı karşıya getirecek, ürün de bu mücadelenin zemini olacaktı. Hedef kitlesini, 1915 Ermeni zulmünde kaçanlar olarak belirleyen Tulû'nun üzerinde “Hilâl-i mülk-i İslâm'ın bedri tâm olsun / Bu enfes kağıdın erbab-ı keyfe bâri nam olsun” yazarken, Hilâl 1331 ise “Felaketzede muhacirlerimiz menfaatine” ibaresini tercih etmişti. “Evlad-ı Şuheda, Şeref-i Millî” gibi sigara ve kağıt markaları görülürken, “ya sev, ya içme” diskurunu benimseyenler de vardı: “Ya Türk kahraman kağıdına sarıp içmeli ya da sigaradan vazgeçmeli.”


Sigarayı yasaklamak sultanlara vaciptir

“Özellikle çok içildiğinde sarhoşluğa yakındır. Sarhoşluk veren şeylerin haramlığı ise kesindir.” Es-şeyh Abdullah b. Muhammed “Nargile içenin imamlığı da, bunların ticareti de caiz değildir.” Şeyh Suveydî “O tütün ki, '(o peygamber) onlara pis şeyleri haram kılar' ayet-i celilesine dahildir.” Osman Pazarî “Müslüman kendisini acele ya da yavaş yavaş öldürecek şeyleri kullanamaz. Onun hayatı, Allah'ın bahşettiği bütün nimetleri bir emanettir.” Yusuf el-Kardavî “Sigaraya engel olmaları sultanların üzerine vaciptir.” Şeyh el Malikî “Sigarayı mübah sınıfına sokanların ahiretinden endişe ederim.” İsa el-Osmanî “Sigara kullanılması bidattır, bidatsa haramdır. Bedene ve etrafa eziyet verir, eziyet haramdır”. El Ezher


Paketlerdeki ideoloji

Sigara paketlerine seçilen isimler ve grafik dizayn, tütün üzerinden ideolojik çekişmeleri de akla getiriyor. Toplam 2 bin 500 sayfa, büyük boy, dört cilt “Üç Büyük Bela İçki Uyuşturucu Sigara” kitabını kaleme alan emekli müftü Nuri Yazar, bu konuda ilginç veriler toplamış. Peygamber Efendimiz'in (sav) halası Hz. Atika'nın adına sigara olması, bir firmanın Selam ve Selamünaleyküm'ü marka seçmesi, lafz-ı şeriflerin kültablası tabanına işlenmesi, bir Tevrat riti olan “taç etrafında çifte aslan” sembolünün hiçbir patent ve rekabet kaygısı taşımaksızın onlarca ayrı firmanın ürettiği sigara paketlerinde ısrarla kullanılması Nuri Yazar'ın dikkat çektiği ayrıntılar.