Gönül Hurmalı, uzun çalışmalar sonucunda şan ve Kur'an kıraatının arasında bir çok benzerlik bulunduğunu ortaya çıkardı. Hurmalı ayrıca, Allah lafzını seslendirirken vücuttaki titreşim noktalarını birleştirince ortaya 'vav' harfinin çıktığını belirtiyor.
Kuran'ı Kerim'i makamında ve güzel okumak isteyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Talep fazla olunca da, ortaya yeni yeni fikirler çıkıyor. Seslerini eğitmek için nefes tekniği dersi alanlar, kıraat kurslarına gidenler ve daha nicesi. Müzik eğitmeni, besteci Gönül Hurmalı da bu talepleri karşılamanın farklı bir yolunu bulmuş. Geçtiğimiz günlerde Işık Yayınları'ndan çıkan Kur'an ve Şan Tekniği Hu kitabında kıraat talimi ve şan eğitiminin birbirine olan benzerliğine odaklanan Hurmalı, iyi okunan Kur'an-ı Kerim'in verdiği şifaya da değiniyor. Gönül Hurmalı'nın bugünlere geliş hikâyesi oldukça farklı. 1985'de 9 Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuarı Şan Bölümü'ne kaydolan Hurmalı, o dönemde şan pedagogu olarak bilinen Sabahat Tekebaş'tan 3 yıl eğitim almış. 21 yaşına geldiğinde çeşitli sorgulamalardan sonra yaşam tarzını değiştiren Hurmalı, çok sevdiği okuluna da veda etmek zorunda kalmış. 'Bu 3 yıllık süreçte şan eğitimine dair teknik tüm detayları öğrendim. İş repertuar hazırlamaya geldiğinde ise artık devam edemeyeceğimi anladım' diyen yazar, o günden sonra Kur'an eğitimine hız vermiş. Kuran'ı Kerim'i daha iyi nasıl okurum diyerek araştırmalara başlayan Hurmalı'nın bugün bu kitabı yazışında, araştırma ve soruşturmalarının büyük katkısı var. Kur'an'ı okurken şan eğitimiyle arasındaki benzerlikleri fark eden yazar, Abdullah Aymaz'ın da teşvikleriyle, bu kitabı yazmaya karar vermiş.
Kitapta birbirine zıt bu iki konunun taşıdığı ortak özellikler ele alınıyor. 'Bunu ilk defa fark eden benim. Ama hala böyle bir şeyi keşfettiğime inanamıyorum. Ciddi bir konu, iddiam yok ama Allah bahşetti. O istemezse hiçbir sır bize aşikar olmaz. Bu süreçte tevafuklar içerisinde yardımlar aldım' diyerek de bu keşfi Allah'ın yardımıyla gerçekleştirdiğini söylüyor. Yaklaşık 2 senede hazırlanan kitap için Hurmalı, ünlü hocalarla görüşmüş, İslam ansiklopedilerini yeniden gözden geçirerek işine yarayacak bilgileri derlemiş. Hurmalı'nın bu çalışması daha önce de belirttiğimiz gibi, şan ve kıraat tekniği arasında birçok benzerliğin olduğu iddiasına dayanıyor. İddianın delillerini ise yazar şöyle sıralıyor: 'Her ikisinin de içerisinde bizzat bulunduğum için bunları karşılaştırma imkânı da doğdu. Eğitim teknikleri açısından şan ve Kur'an birbirlerine çok benziyorlar. Kur'an'da da, şan eğitimimde olduğu gibi diyafram çalışması çok önemli. Şan'da sesi rezonansa almak, Kur'an'da gunne yapmakla aynı şey. Şan dersi eğitiminde hocamız rezonansı anlatırken, burnumuzda nereyi tutmamız gerektiğini gösterirdi. Aynısını talim dersinde, hoca elini burnuna koyarak 'gunneye dikkat et, sesi genize al' diyor. Bir de bazı hafızlık öğrencileri h harfini çıkarabilmek için koşup koşup yorulurlarmış. O nefesi koşarak bulmaya çalışıyorlar. Oysa şanda diyafram nefesiyle bunu halletmek kolay. Kur'an camiası şan pratiklerinden çarçabuk faydalanabilir. Bu tekniği öğrenirsek daha güzel Kur'an okuruz.'
Gönül Hurmalı şan pedagogu hocası Sabahat Göksu'dan aldığı bilgilerle bu kitabı yazdığını söylüyor. Şimdi 88 yaşında olan hocasını 25 yıl sonra ziyaret eden Hurmalı 'Okulu bıraktıktan sonra hocamı hiç görmedim. Açıkçası beni nasıl karşılayacağını bilmiyordum. Gördüm ki gönül koymamış. 'Beni yüz üstü bıraktın gittin' bile demedi. Hatta, 'Güzel bir yol seçtin, sen de Allah yolundan gittin' dedi. Kitabımdan bahsettim. Aşama aşama birlikte çalıştık. Elindeki kaynakları verdi' şeklinde konuşuyor. Hurmalı bu çalışma sürecinde hocasına Kur'an'dan pasajlar okuyarak değerlendirme yapmasını istemiş. Sabırla öğrencisine yardım eden Göksu, tam kitap çalışması bitmişken hastalanmış ve İzmir'de bir bakım evine yerleştirilmiş.
Bir diğer benzeyen nokta ise şan eğitimindeki ısınma egzersizleri ve Kur'an'daki tecvit. Şan'da 'm' harfinin egzersiz için kullanıldığını söyleyen Hurmalı, tecvitte 'mim'li uzatmaların da sesi açmak için faydalı olduğunu belirtiyor. Bunlar üzerinde çalışırken 'neden Kur'an'ı tecvitli okuyoruz' sorusu kafasına takılan Hurmalı soluğu Rahim Turhal'ın yanında alıyor. Turhal'ın 'Cebrail Aleyhisselam Efendimiz'e talim ettirdi' cevabı üzerine Allah'ın tecvitli okuyun derken aslında sesimizi ısıtmamız gerektiğine işaret ettiği sonucuna ulaşıyor. Ayrıca yine tecvitte öğretilen ihfanın da şan eğitiminde bir teknik olarak kullanıldığını söylüyor. Risale-i Nur'larda geçen 'cisme hava, ruha hu' cümlesinin bu çalışmanın bir özeti olduğunu düşünüyor Hurmalı. Hu sesiyle, ruhun beslendiğine, stresin azaldığına dikkat çekiyor. Doğru nefes alındığı zaman birçok hastalığın ortadan kalkabileceğinin de altını çiziyor. Yazar, 'Bu çalışma makamla okumanın ötesinde harflerin tını ve rezonanslarının insan vücudundaki ayar etkisi ve bozulan akortları düzenleme konusuna dikkat çekiyor. Allah bu etkiyi fark etmemizi ve daha da özenmemizi istiyor. Keşfedip, tadını alarak okuyun diyor. Ben şimdi talim dersleri alıyorum ve Kur'an harflerinin lezzetini tadıyorum' diye de belirtiyor.
Allah'ın yarattığı varlığın veya hadisenin her zaman birden fazla hikmeti olduğunu gözlemliyoruz. O halde bu 'güzelleştirerek okuma'nın bize bakan yönü ne olabilir? Yazar kitapta bu soruyu şöyle yanıtlıyor: 'Şüphesiz bizim çalışmamız da hikmetlerden yalnızca bir tanesi olabilir. Şimdiye kadar çoktan keşfedilmesi gereken bu konular, modern hayatın Kur'an'ın yakınında olamayacağı vehmiyle hareket edildiği için, ortaya çıkarılamamıştır.'
Şan pedagog Sabahat Tekebaş'a Kur'andan bazı bölümler okudum. 'Vennehaaar', 'vennnaas' gibi bilhassa üstünlü, medd-i tabii'lerde kelimeleri dikkatle dinlerken bir yandan da ağzımın nasıl şekil aldığını izliyordu. Şunu söyleyebilirim ki yanlışla doğru arasındaki fark inanılmaz derecede azdı. Yılların tecrübesiyle hassaslaşan kulağı, tınılar arasındaki farkı kolayca duymasını sağlıyordu. Bu ince tespitler şan ve Kur'an arasındaki uyumu bir kez daha görmemi sağladı.
Asıl konumuz Kur'an'ın şan tekniğiyle okunmaya elverişli yapısını ispata çalışmak olduğu için konudan çok uzaklaşmamaya çalıştık. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki: Kur'an 'çağın terapisidir'. Dünyanın ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bütün olumsuzlukların dermanıdır. Kur'an'ın sadece dikkatli ve doğru telaffuz edilmesi sırasında oluşan rezonans etkisinin başta nörologlar olmak üzere bilim adamları tarafından derinlemesine incelenmesi gerekiyor.
Kitapta, 5 ayrı ana konunun uçları birleştiriliyor. Kitabın hareket noktasını nefes oluşturuyor. Nefesin birçok alanda kullanıldığını biliyoruz. Yazar da kitapta nefesin kullanıldığı ve şifa kaynağı olarak bilindiği tüm alanlarda incelemeler yapmış. Tasavvufta, Kur'an'da nefes diye başlıklarla çalışmalar hazırlamış. Nefesin her şey olduğunu söyleyen Hurmalı 'Nefes bir hayat kaynağı, bir şifa. Şan konusunun da önemli bir ayağıdır, bu işin enerjisidir. O size zor gelen tüm sesleri iyi bir nefesle çıkarabilirsiniz' diye de belirtiyor. Doğru nefes almanın Allah lafzının sonundaki 'h' ile mümkün olduğunu söyleyen Hurmalı, karından alınan nefesle Allah dediğinizde yine karından biten nefes insan bedenine bir şifa adeta: 'Rahman kelimesindeki ha'yı söylerken sanki içimden bir huzur akıyor. Acaba o akarken ne gibi bir şifa buluyorum. Şimdi bu detayların peşine düştüm.' Hurmalı, kitap için üzerinde durduğu konuları daha da sağlamlaştırabilmek adına günde en az 1 saat sesli okuma yaptığını söylüyor. Bu okumalar sırasında başka ilginç bir durumu daha ortaya çıkaran yazar, bunu da şu cümlelerle anlatıyor: 'Bir gün yine evde sesli okuma yaparken, Allah lafzını söylerken vücutta oluşan sesin titreşim noktalarına dikkat ettim. Bu, o güne kadar aklıma gelmemiş bir şeydi. O titreşim noktalarını birleştirdiğinizde ortaya 'vav' harfi çıkıyor. O an kafamda hayalen bir 'vav' çizdim. Bunun ucu da anne karnı travmalarına kadar gitti. O vav'ın bitiş noktası anne karnıdır. Allah derken oluşan o vav karında bitiyor. Kimsenin inemediği bir yere Allah lafzı ulaşıyor, Kur'an giriyor.' Hurmalı, İzmir'de başlattığı Kur'an ve Şan Teknikleri dersini, yakın zamanda Vav Sanat'la birlikte İstanbul'daki öğrencilere de verecek.






