
Bu yılki Oscar’a 6 dalda aday gösterilen American Sniper, keskin nişancı olarak orduya katılan bir askerin gözünden Irak işgalini anlatıyor. Film alt metninde Irak’ta bir milyonu aşkın insanın ölümüne sebep olan Amerikan ordusunun masum, Iraklıların ise terörist olduğu mesajını veriyor.
Clint Eastwood’un gerçekleri bir kenara bırakarak, tüm dünyanın işgal olarak kabul ettiği acımasız saldırıları keskin bir nişancının ulus sevgisi üzerinden destanlaştırması, bir sinemacı için utanç vesilesidir. Amerika’nın Irak’ı işgaliyle başlayan, sadece resmi kayıtlarca belirlenen ve sayıları milyonlarla ifade edilen ölü, yaralı ve kayıpların yaşandığı bir işgali, bu türden bir okumayla beyazperdeye taşımak en hafif deyimle sinemasal ahlaksızlıktır. Dünyanın gözü önünde yaşanan, TV’lerin canlı olarak yayınladığı görüntülerde çocuk, kadın, yaşlı ve hatta hasta demeden binlerce insanı katleden Amerikan ordusunu masum gösterip, kendi ülkelerini savunmak adına savaşan Iraklıları böcekler, aşağılık teröristler olarak lanse etmek, kadın ve çocukların öldürülmesini Amerikan’ın güvenliği için kaçınılmaz bir sonuç olarak nitelemek sinemasal ahlaksızlık değil de nedir?






