Çıkmaz sokaklar

00:0010/10/1999, Pazar
G: 10/09/2019, Salı
Akif Emre

Batılı ölçülere göre modern bir şehir ve çıkmaz sokaklar yan yana gelmemesi gereken kavramlar. Ama İstanbul söz konusu olunca, çıkmaz sokaklar neredeyse şehrin alamet-i farikası gibi. Fugger''in 1589 tarihli belgelerine göre İstanbul''daki sokak sayısı şöyle: Cami bulunan 4 bin 492 geniş sokak, 2 bin 185 dar ve çıkmaz sokak.Geriye kalan çıkmaz sokak sayısı ise 366. Bu sokakların çoğu da eski sokak dokusunun bozulmadığı semtlerde. Kadırga, Kumkapı, Fatih, Beyoğlu ve Karaköy gibi... Zaten birçoğunun

Batılı ölçülere göre modern bir şehir ve çıkmaz sokaklar yan yana gelmemesi gereken kavramlar. Ama İstanbul söz konusu olunca, çıkmaz sokaklar neredeyse şehrin alamet-i farikası gibi. Fugger''in 1589 tarihli belgelerine göre İstanbul''daki sokak sayısı şöyle: Cami bulunan 4 bin 492 geniş sokak, 2 bin 185 dar ve çıkmaz sokak.

Geriye kalan çıkmaz sokak sayısı ise 366. Bu sokakların çoğu da eski sokak dokusunun bozulmadığı semtlerde. Kadırga, Kumkapı, Fatih, Beyoğlu ve Karaköy gibi... Zaten birçoğunun adı ya paşa ağa kelimeleriyle bitiyor ya da eskiyi çağrıştırıyor: Alim Kadın, Gaska, Cengiz Han, Can Feda, Emin Efendi ve Dudu Odaları..." (7 Ekim 1999/Hürriyet-İstanbul eki)

Sıradan bir haber bile, ne kadar tarihi olana, köklü, yerleşik olana karşı duruşu, yabancılaşmayı yansıtıyor. Sokak isimlerinin eski ve tarihi olanı çağrıştırmasına bile tahammül edemeyen bir köksüzlük.

Tarihine ait her şeyin aşağılık ve kötü olduğu ön kabulünü yerleştirmeye çalışan "milli" eğitim tezgahından geçen her Türk vatandaşının bilinç altında en azından böylesi bir duygu, his bulunur. Modernleşme sevdasına tahrip edilen İstanbul''un mimari dokusunun yerine ortaya konulanın gerçekten yeni ve yaşanmaya değer olup olmadığı hâlâ sorgulamayan ama tarihsel deneyimi sayılması gereken her şeyi tiksinti verici bulan bir yaklaşım...

Gittikçe daha da kozmopolitleşen Batı''daki büyük şehirlerde insanların daha da özel hayata, mahremiyete ihtiyaç duyduklarını, çevrelerini buna göre dizayn etmeye çalıştıklarını kimse görmez istemez. Görenlerimiz de aynı deneyimin, aynı mahremiyet arayışının geleneksel olarak zaten bizde var oluşunu tarihimizin olumlu hanesine yazmak istemez.

Batılı büyük şehirlerin iş hayatının yoğun olduğu merkezi yerlerinin dışındaki yerleşim birimlerinin mümkün olduğunca az katlı, hatta tek katlı ve bahçeli nizam yerleşim planlarını görünce ben de şaşırmıştım ilkin. Çatılı tek katlı evlerin kafamızda oluşturulan Batılı, modern, gelişmiş ve mükemmel şehir şablonuna uymadığı açıktı.

Hele hele sık sık karşıma çıkan çıkmaz sokaklar kafanızda oluşan tüm Batı şehrine ilişkin şablonu yıkmaya yetiyordu. Üstelik bu çıkmaz sokaklar eskiden kalma semtlere özgü değildi. Yeni yapılmış yerleşim yerlerinde, özellikle çıkmaz sokak esasını mümkün olduğunca önceleyen bir anlayışla planlanması modern hayatın karmaşasına karşı bir savunma, kendine ait bir alan açma girişiminden başka bir şey değildi. Çıkmaz sokak bir bakıma ev mahremiyeti gibi mahalle mahremiyetini koruyan, güvenliğini sağlayan bir anlayışın ürünü. Oraya işi olmayan bir yabancının girmesi düşünülemez. Rasgele giren biri hemen farkedilir. Nüfusları artık on milyonların üstüne çıkan büyük şehir hayatı içinde evinizin bulunduğu semtte böylesi bir konumlanmaya sahip olması ne büyük ayrıcalık.

Bir çıkmaz sokak içinde, yalnız oradaki meskunlarının girip çıktığı sokağın içinde evimi, evimin içinde kendimi güvende hissedeceğim çıkmaz sokakları özlüyorum. Büyük şehrin çıkmazlarını aşabilmenin yolu çıkmaz sokaklardan geçiyor.

Tarihi miras ona sahip çıkanındır.