
2000’li yılların başından itibaren sıcak temasın yoğunlaştığı Afrika kıtasında Türkiye’nin etkisi her geçen gün artmaktadır. Diplomatik temsilci sayısını artırarak kıtanın bütününde var olma stratejisi, geçen yirmi yıllık dönemde meyvelerini verdi. Türkiye’nin bu alandaki politikasının tamamlayıcı unsurları olan kamu diplomasi unsurlarının yanı sıra özellikle Afrika’daki insani yardım diplomasisi, ikili ilişkilerin seyri açısından büyük bir önem arz etmektedir. Türkiye’nin mevcut uluslararası sisteme yönelik eleştirilerinin tamamlayıcı bir unsuru olarak TRT ve AA gibi devlet merkezli medya platformlarının buradaki varlığı da Türkiye’nin iddiası ile oldukça uyumlu.
2020 sonrası kıta genelinde DEAŞ ve El Kaide fraksiyonlarının etkisi, kıtanın güvenliği açısından ciddi riskler üretti. Yine benzer biçimde Afrika’nın farklı alanlarında sıklıkla görülen bölünme ve iç çatışmalar da güvenlik kaygısını artırdığı gibi istikrarsızlık da üretti. Buna paralel olarak son dönemde Fransa hegemonyasından ayrışma girişimleri ile gündeme gelen Afrika ülkeleri, ikili işbirliklerini artırma ve yeni ittifaklar kurma stratejisine yöneldi. Bu esnada dünyadaki gelişmeleri okuyan ve yeni ittifaklara sıcak bakan Afrika için Türkiye önemli ve kritik bir müttefik olma pozisyonunu tahkim etti. Nitekim Türkiye’nin artan etkinliğine paralel olarak Afrika kıtasında ekonomik, siyasi ve diplomatik anlamda geliştirdiği hacim yirmi sene öncesi ile mukayese edildiğinde oldukça çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerinde son dönemde dikkat çeken işbirliği alanlardan biri savunma sanayi. Diplomatik alanda artan temasların ardından Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerdeki rolünün pozitif bir yansıması olarak beliren Türk Savunma Sanayii, kıta açısından bir çekim merkezi oldu. Bu çekim merkezinin ekonomik karşılığı özellikle 2020 ve sonrasında çok daha belirgin biçimde hissedilir oldu. Özellikle İHA konusunda ciddi bir ihracat alanı olan Afrika, son dönemde HÜRJET satışları ile de gündeme gelmektedir. Çad, Nijer, Nijerya, Tunus, Libya ve Etiyopya’nın öne çıktığı bu denklemde son dönemin ikili ilişkiler açısından ayrışan ülkesi Somali oldu.
Savunma alanındaki ihracata paralel olarak Türkiye aynı zamanda bir güvenlik partneri olarak da kabul gördü. Son dönemde Somali ile ilişkilere bakıldığında bu ilişkinin sadece savunma sanayii ihracatı değil askeri ve siyasi bir dizi işbirliğine evrildiği ve bir tür stratejik ittifaka dönüştüğü görülmektedir. Türkiye ve Somali arasında imzalanan anlaşmalarla birlikte Somali’nin deniz üzerinden karşılaştığı riskleri bertaraf etme noktasında da Türkiye’nin rolü söz konusu. Yine Türkiye ile Somali arasındaki mutabakat gerekçesiyle Türkiye’nin petrol ve doğal gaz araması yaptığı ve bu ürünlerin çıkarılması ve işlenmesi noktasında da çeşitli adımlar attığı bilinmektedir.
Türkiye son dönemdeki rolüne uygun biçimde istikrarlaştırıcı bir aktör olma pozisyonunu her geçen gün tahkim etmektedir. Nitekim son yıllarda kıtada ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünde arabulucu olmakta ve istikrarsızlığa neden olan konuların çözümünde önemli bir rol oynamaktadır. Etiyopya’nın denizlere erişimi arzusu ve ikili ilişkilerde Somali ile yaşadığı gerginliklerin çözümü noktasındaki diplomatik temasları da kayda değer. Özellikle Somaliland konusunda artan gerginlik Türkiye’nin teması ile belirli oranda düşürülmüş ve sonuç odaklı bir politika zemini inşa edilebilmiştir. Son dönemde İsrail’in bu gerginlik alanını tırmandıracak adımları da düşünüldüğünde Türkiye’nin bölgedeki etki ve istikrar yönündeki motivasyonu çok daha açık biçimde görülebilmektedir.
Son yıllarda, Türkiye’nin hemen her alanda artan işbirliklerini Türkiye’nin küresel vizyonu ile açıklamak mümkün. Tek kutuplu dünyanın yarattığı siyasi ve ekonomik belirsizliklere sıklıkla vurgu yapan ve daha adil bir dünyanın teşekkülü noktasında sorumluluk alan Türkiye’nin gelecek on yıllarda daha etkili bir aktör olma potansiyeli söz konusu. Bu da ancak içeride sorunlarını çözmüş ve ekonomi başta olmak üzere enerji gibi kritik alandaki güvenlik sorunlarını bertaraf edebilmiş bir Türkiye ile mümkün. Bu nedenle son dönemde Türkiye’nin hem sert hem de yumuşak güçlerinin eş güdümü ile ilerleyen Afrika açılımını dünyanın muhtelif alanlarına doğru genişletmesi ve iddiasını kürenin bütününde sergilemesi gerekmektedir. Bu açılım hiç kuşkusuz yeni meydan okumalara neden olacak ve yeni çatışmalar üretecektir fakat daha adil bir dünya ancak bu tür bir geniş siyaset düzlemi ile mümkün olacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.